- Üyelik Tarihi
- 1 Kas 2005
- Mesajlar
- 4,662
- Aldığı Beğeniler
- 29
- Konum
- İstanbul - Eyüpsultan
- Takım
- Galatasaray
Mekke'de medfun Hüseyin Musulî hazretleri, bir ev sohbetinde; - Gayesiz yaşamayın, buyurdu. Gayesiz yaşayan, bunalıma düşer. Ve ekledi:
Müslümanın mutlaka bir maksadı, gayesi, hedefi olmalıdır.
Sordular:
- Efendim, gayesiz yaşayanların bunalıma düşeceğini buyurdunuz, değil mi?
- Evet, öyle dedim.
- Gayesi olan bunalıma düşmez mi?
- Hayır düşmez.
- Pekii Müslümanın gayesi ne olmalıdır hocam?
- Dînimizin emirlerini yerine getirmek olmalıdır. Çünkü İslâma uyan, bunalıma düşmez. Üstelik çok mutlu ve huzurlu olur.
Hikmetini sordular.
- Çünkü İslâmiyette her sıkıntının halli, her problemin çaresi vardır, buyurdu. İslâm âlimleri, geceli gündüzlü çalışarak bunları tesbit etmiş ve kitaplarına yazmışlardır.
Şöyle bitirdi:
- İslâmiyette çaresizlik yoktur. Dolayısıyla bunalım da olmaz.
En büyük lezzet
Sohbet sırasında;
- Kardeşlerim, her lezzeti tattım. Din kitabı okumaktan, İslâmiyeti öğrenmekten daha lezzetli bir şey bulamadım, buyurdu.
Ve ekledi:
- Ama maalesef gençler kitap okumuyorlar. Dolayısıyla kalb gıdasız kalıyor. Netice, huzursuzluk oluyor tabii.
Sordular:
- Kalbin gıdası nedir ki efendim?
- Din kitabı okumak, yâni İslâmiyeti öğrenmektir.
- Öğrenilmezse? dediler.
- İslâmiyet bilinmeyince kalb gıdasız kalır ve zayıf düşer. Zamanla küfre bile kayabilir maazallah.
Korktular.
- Küfre mi kayar efendim?
- Evet. Bunun da sonu bunalım tabii. İçki, kumar derken dünya hayatı biter. Netice sonsuz Cehennem, Allah korusun.
Çâresini sordular.
- Çare, her gün bir miktar ilmihal kitabı okumaktır, buyurdu. Bir sayfa da olsa, mutlaka okumaktır.
Müslümanın mutlaka bir maksadı, gayesi, hedefi olmalıdır.
Sordular:
- Efendim, gayesiz yaşayanların bunalıma düşeceğini buyurdunuz, değil mi?
- Evet, öyle dedim.
- Gayesi olan bunalıma düşmez mi?
- Hayır düşmez.
- Pekii Müslümanın gayesi ne olmalıdır hocam?
- Dînimizin emirlerini yerine getirmek olmalıdır. Çünkü İslâma uyan, bunalıma düşmez. Üstelik çok mutlu ve huzurlu olur.
Hikmetini sordular.
- Çünkü İslâmiyette her sıkıntının halli, her problemin çaresi vardır, buyurdu. İslâm âlimleri, geceli gündüzlü çalışarak bunları tesbit etmiş ve kitaplarına yazmışlardır.
Şöyle bitirdi:
- İslâmiyette çaresizlik yoktur. Dolayısıyla bunalım da olmaz.
En büyük lezzet
Sohbet sırasında;
- Kardeşlerim, her lezzeti tattım. Din kitabı okumaktan, İslâmiyeti öğrenmekten daha lezzetli bir şey bulamadım, buyurdu.
Ve ekledi:
- Ama maalesef gençler kitap okumuyorlar. Dolayısıyla kalb gıdasız kalıyor. Netice, huzursuzluk oluyor tabii.
Sordular:
- Kalbin gıdası nedir ki efendim?
- Din kitabı okumak, yâni İslâmiyeti öğrenmektir.
- Öğrenilmezse? dediler.
- İslâmiyet bilinmeyince kalb gıdasız kalır ve zayıf düşer. Zamanla küfre bile kayabilir maazallah.
Korktular.
- Küfre mi kayar efendim?
- Evet. Bunun da sonu bunalım tabii. İçki, kumar derken dünya hayatı biter. Netice sonsuz Cehennem, Allah korusun.
Çâresini sordular.
- Çare, her gün bir miktar ilmihal kitabı okumaktır, buyurdu. Bir sayfa da olsa, mutlaka okumaktır.