- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,072
- Aldığı Beğeniler
- 2
Gençlik
Mustafa ÜFTADEOĞLU
Gençlik; Ömrün baharıdır, yaratılış a acının en müstesna meyvesidir, günün en kemâlde demidir, hayatın kayna ıdır; dinçli in ve sıhhatin mümessilidir; güzelli in aslıdır. Bizim malımız olmadı ı gibi elimizde de devamlı kalacak de ildir. Her fanî gibi kaybolup gidecektir. Bununla bir bakisini kazanmak mümkündür. Niçin verilmiştir? Bu halledilirse onun mahiyeti kavranmış, iyiye, güzele kanalize edilmiş olur. Hayata geliş nasıl onu vereni tanımak ve ona kulluksa bu da öyle. Onu, Onun rızası dairesinde kullanma ebedili i kazanma...
Bu gayeyi iyi tanımadı ından gencimiz başka davalar, gayeler peşindedir. Çöldekilerin serapların peşinde koşusuna benzer hali. Lezzet diye tattı ı nesnelerle hüzün ve gam yudumlar. Boş ve ham hayallerin esiridir. Bütün bu şeyler onu per-perişan eder. Bir lezzetinde binlerce elem izi vardır. Lezzetleri, elemlerini karşılayamaz.
Asıl muhabbet sahibini bulamadı ından fanî ve fena mahbublara kapılmıştır. Bundan dolayı kalb derbeder, gönül perişan, ruh yorgun düşer. Doymaz gencimiz, bunlar kalbin alakasına de er şeyler de ildir. Kıskançlık, ayrılık, mukabelesizlik gibi elemlerle devamlı rahatsızdır. Taze, genç, berrak gönlüyle, bütün duygularıyla yaratıcısını sevmesi icâp eder. Onun muhabbetiyle di erlerini de sevebilir.
Yaratılmışı hoş gördük Yaratandan ötürü.
Daha nice bilemedi imiz dertlerle malûl olan gencimizi, eli hikmetli, gönlü şefkatli lokmanlar tedavi edecektir. Ona gölgelerin asıllarını o bildirecektir.
Elemsiz bir lezzet, kedersiz bir sevinci; hakiki zevk ve saadeti tanıtacaktır. O zaman Musab gibi gayesi u runda canını verecek elem duymayacaktır. Cenazesini semâ ehli yıkayacak, başına onlar taç giydirecektir. Hergün yüce ufka ulaşmanın şuurunu duyacak, gayelerin gayesi hedefi olacaktır.
Mustafa ÜFTADEOĞLU
Gençlik; Ömrün baharıdır, yaratılış a acının en müstesna meyvesidir, günün en kemâlde demidir, hayatın kayna ıdır; dinçli in ve sıhhatin mümessilidir; güzelli in aslıdır. Bizim malımız olmadı ı gibi elimizde de devamlı kalacak de ildir. Her fanî gibi kaybolup gidecektir. Bununla bir bakisini kazanmak mümkündür. Niçin verilmiştir? Bu halledilirse onun mahiyeti kavranmış, iyiye, güzele kanalize edilmiş olur. Hayata geliş nasıl onu vereni tanımak ve ona kulluksa bu da öyle. Onu, Onun rızası dairesinde kullanma ebedili i kazanma...
Bu gayeyi iyi tanımadı ından gencimiz başka davalar, gayeler peşindedir. Çöldekilerin serapların peşinde koşusuna benzer hali. Lezzet diye tattı ı nesnelerle hüzün ve gam yudumlar. Boş ve ham hayallerin esiridir. Bütün bu şeyler onu per-perişan eder. Bir lezzetinde binlerce elem izi vardır. Lezzetleri, elemlerini karşılayamaz.
Asıl muhabbet sahibini bulamadı ından fanî ve fena mahbublara kapılmıştır. Bundan dolayı kalb derbeder, gönül perişan, ruh yorgun düşer. Doymaz gencimiz, bunlar kalbin alakasına de er şeyler de ildir. Kıskançlık, ayrılık, mukabelesizlik gibi elemlerle devamlı rahatsızdır. Taze, genç, berrak gönlüyle, bütün duygularıyla yaratıcısını sevmesi icâp eder. Onun muhabbetiyle di erlerini de sevebilir.
Yaratılmışı hoş gördük Yaratandan ötürü.
Daha nice bilemedi imiz dertlerle malûl olan gencimizi, eli hikmetli, gönlü şefkatli lokmanlar tedavi edecektir. Ona gölgelerin asıllarını o bildirecektir.
Elemsiz bir lezzet, kedersiz bir sevinci; hakiki zevk ve saadeti tanıtacaktır. O zaman Musab gibi gayesi u runda canını verecek elem duymayacaktır. Cenazesini semâ ehli yıkayacak, başına onlar taç giydirecektir. Hergün yüce ufka ulaşmanın şuurunu duyacak, gayelerin gayesi hedefi olacaktır.