Bir hizmeti tek şahsa teslim etmek tehlikelidir. Tehlike, hem şahsa hem hizmete ait olur. Hizmetin başında olan kimse, sırf kendi aklına güvenmemelidir. Ayrıca hizmetteki arkadaşlarına kıymet vermeli, onların görüşlerini dinlemeli, ortaya konan görüşleri degerlendirip en isabetlisini tercih etmelidir. Başkan olan kimse kendi tercihine uymasa da dogru görüşü tasdik etmeli, benlik ve kibir ile yanlış görüşünde ısrar etmemelidir.
Bütün hizmet ehli, şu ayetlerdeki edeplere dikkat etmelidir:
Rasulüm sen onlara Allah'tan bir rahmet ile yumuşak davrandın. Eger sen kaba ve katı yürekli olsaydın, etrafında kimse kalmaz hepsi dagılır giderdi. Onlarda gördü ün kusurları affet, onlar için Allah'a istigfar et ve yapılacak işlerde kendileriyle istişare yap.(Al-i İmran, 159.)
İşte bir istişare örnegi: Hendek harbinin yapıldıgı günlerde Müslümanlar ciddi sıkıntılar çekmeye başlamışlardı. Bu durumu gören Hz. Rasululah (s.a.v) Efendimiz, müşriklerle iş birligi yapan ve karşı cephede bulunan Gatafan kabilesinin reisleri Uyeyne b. Hısn ile Haris b. Avf el Mürrî'ye haber göndererek kendileriyle bir anlaşma yapmak istedi. Savaştan vaz geçmelerine karşılık olarak kendilerine Medine'nin senelik hurmalarının üçte birisini vermeyi teklif etti. Onlar da bunu güzel buldular. İki taraf arasında durum konuşuldu ve anlaşma metni yazıldı. Henüz imzalanıp yürürlüge girmeden önce Rasululah (s.a.v) Sad b. Muaz ile Sad b. Ubade'yi huzurlarına çagırıp durumu ve varılan anlaşmayı onlarla da istişare etti. Onlar da:
- Ya Rasulellah! Bu işi siz mi istiyorsunuz. Eger böyle ise biz sizin arzunuza uyarız. Yahut bu mutlaka uymamız gereken ilahi bir emir mi? Yoksa sizin bizi düşünerek yaptıgınız bir anlaşma mı? diye sordular. Rasululah (s.a.v):
- Hayır, bunu sizin için yapıyorum. Görüyorum ki bütün Araplar birleşerek tek vucüt olmuşlar her taraftan size saldırıyorlar. Bu şekilde bir dereceye kadar güçlerini kırmayı düşündüm, buyurdu. Bunun üzerine Sad b. Muaz (r.a):
- Ya Rasulellah! Bizler bir zaman Allah'a şirk koşardık, putlara tapardık, Allah'a ibadet etmez ve Onu tanımazdık. Bu günlerde bile bunlar misafir olarak ikram etti imiz veya parasıyla sattı ımızın dışında zorla bizden bir hurma tanesi yiyemezlerdi. Şimdi Allah bizi İslam'la şereflendirmişken, sizinle ve İslam'la bizi kuvvetlendirmişken nasıl olur da onlara mallarımızı veririz. Onlarla böyle bir anlaşma yapmaya hiç ihtiyacımız yoktur. Allah onlarla bizim aramızda hüküm verinceye kadar onlara kılıçtan başka verecek bir şeyimiz yok, dedi. Resûlullah (s.a.v):
- Evet, dedigin güzel, buyurdu. O zaman Sad (r.a) anlaşma metinini aldı, içindeki yazıyı sildi ve: Bize karşı ellerinden geleni yapsınlar, dedi.(İbnu Hişam, es-Siretü, III, 193-194. (Kahire, 1996), Kandehlevi, Hayatus-Sahebe, II, 281.)
Arifler yolunun edepleri
Bütün hizmet ehli, şu ayetlerdeki edeplere dikkat etmelidir:
Rasulüm sen onlara Allah'tan bir rahmet ile yumuşak davrandın. Eger sen kaba ve katı yürekli olsaydın, etrafında kimse kalmaz hepsi dagılır giderdi. Onlarda gördü ün kusurları affet, onlar için Allah'a istigfar et ve yapılacak işlerde kendileriyle istişare yap.(Al-i İmran, 159.)
İşte bir istişare örnegi: Hendek harbinin yapıldıgı günlerde Müslümanlar ciddi sıkıntılar çekmeye başlamışlardı. Bu durumu gören Hz. Rasululah (s.a.v) Efendimiz, müşriklerle iş birligi yapan ve karşı cephede bulunan Gatafan kabilesinin reisleri Uyeyne b. Hısn ile Haris b. Avf el Mürrî'ye haber göndererek kendileriyle bir anlaşma yapmak istedi. Savaştan vaz geçmelerine karşılık olarak kendilerine Medine'nin senelik hurmalarının üçte birisini vermeyi teklif etti. Onlar da bunu güzel buldular. İki taraf arasında durum konuşuldu ve anlaşma metni yazıldı. Henüz imzalanıp yürürlüge girmeden önce Rasululah (s.a.v) Sad b. Muaz ile Sad b. Ubade'yi huzurlarına çagırıp durumu ve varılan anlaşmayı onlarla da istişare etti. Onlar da:
- Ya Rasulellah! Bu işi siz mi istiyorsunuz. Eger böyle ise biz sizin arzunuza uyarız. Yahut bu mutlaka uymamız gereken ilahi bir emir mi? Yoksa sizin bizi düşünerek yaptıgınız bir anlaşma mı? diye sordular. Rasululah (s.a.v):
- Hayır, bunu sizin için yapıyorum. Görüyorum ki bütün Araplar birleşerek tek vucüt olmuşlar her taraftan size saldırıyorlar. Bu şekilde bir dereceye kadar güçlerini kırmayı düşündüm, buyurdu. Bunun üzerine Sad b. Muaz (r.a):
- Ya Rasulellah! Bizler bir zaman Allah'a şirk koşardık, putlara tapardık, Allah'a ibadet etmez ve Onu tanımazdık. Bu günlerde bile bunlar misafir olarak ikram etti imiz veya parasıyla sattı ımızın dışında zorla bizden bir hurma tanesi yiyemezlerdi. Şimdi Allah bizi İslam'la şereflendirmişken, sizinle ve İslam'la bizi kuvvetlendirmişken nasıl olur da onlara mallarımızı veririz. Onlarla böyle bir anlaşma yapmaya hiç ihtiyacımız yoktur. Allah onlarla bizim aramızda hüküm verinceye kadar onlara kılıçtan başka verecek bir şeyimiz yok, dedi. Resûlullah (s.a.v):
- Evet, dedigin güzel, buyurdu. O zaman Sad (r.a) anlaşma metinini aldı, içindeki yazıyı sildi ve: Bize karşı ellerinden geleni yapsınlar, dedi.(İbnu Hişam, es-Siretü, III, 193-194. (Kahire, 1996), Kandehlevi, Hayatus-Sahebe, II, 281.)
Arifler yolunun edepleri