Şu hadis bu konuda hepimizi uyarmaktadır: Muaz b. Enes (r.a) anlatıyor:
Bir adam Hz. Peygambere (s.a.v) gelerek: Hangi cihad daha faziletlidir; hangi mücahit daha çok sevap alır? diye sordu, Efendimiz (a.s):
-En faziletli cihad, içinde Allahın en fazla zikredildiği cihattır. En fazla sevap alacak mücahit de, Yüce Allahı en çok zikreden mücahittir, buyurdu.
Adam:
-Sevabı en fazla olan oruçlu kimdir? diye sordu, Efendimiz (a.s):
-Yüce Allahı en çok zikreden oruçlu en fazla sevap alır, buyurdu.
Adam,
Namaz, zekat, hacc ve sadakayı sordu, Efendimiz (s.a.v), her defasında:
-Bu ibadetleri yaparken Yüce Allahı en çok zikreden kimse, en fazla sevabı alır, buyurdu. Orada bulunan Hz Ebu Bekir (r.a), Hz. Ömere:
-Ya Eba Hafs, zikredenler bütün sevabı alıp götürdüler, dedi. Rasulullah Efendimiz (a.s), ona yöneldi:
-Evet öyledir, buyurdu.(Ahmed, Müsned, III, 438; İbnu Mubarek, Zühd No:1429; Tabarani, el-Kebir, XX, 186.)
Herkes, kıldığı namazın, çektiği zikrin, yaptığı tövbenin ve ziyaretlerin kalbine fayda verip vermediğini halka karşı muamelesi ile ölçmelidir.
Hz. Ömer (r.a) der ki: Siz bir insanı namaz ve orucuna bakarak değerlendirmeyin. Onun doğru sözlülüğüne, kendisine bir şey emanet edilince onu nasıl muhafaza ettiğine, eline dünyalık mal ve makam geçince nasıl davrandığına bakınız.(Beyhaki, Zühdül-Kebir, No: 867.)
Ariflerden Kettanî (k.s): Tasavvuf, güzel ahlaktan ibarettir. diyor ve ekliyor: Kimin ahlakı senden güzelse o, tasavvuf yolunda senden ileridedir.
Büyük veli Fudayl b. Iyaz (k.s), güzel ahlaklı olmayı şöyle anlıyor: Bir kul, bütün insanlara iyi muamele etse, fakat kümesindeki tavuğa kötü davransa, o kimse iyilerden sayılmaz.(Kuşeyri, Risale, 317. (Beyrut, 1998 )
Bir adam Hz. Peygambere (s.a.v) gelerek: Hangi cihad daha faziletlidir; hangi mücahit daha çok sevap alır? diye sordu, Efendimiz (a.s):
-En faziletli cihad, içinde Allahın en fazla zikredildiği cihattır. En fazla sevap alacak mücahit de, Yüce Allahı en çok zikreden mücahittir, buyurdu.
Adam:
-Sevabı en fazla olan oruçlu kimdir? diye sordu, Efendimiz (a.s):
-Yüce Allahı en çok zikreden oruçlu en fazla sevap alır, buyurdu.
Adam,
Namaz, zekat, hacc ve sadakayı sordu, Efendimiz (s.a.v), her defasında:
-Bu ibadetleri yaparken Yüce Allahı en çok zikreden kimse, en fazla sevabı alır, buyurdu. Orada bulunan Hz Ebu Bekir (r.a), Hz. Ömere:
-Ya Eba Hafs, zikredenler bütün sevabı alıp götürdüler, dedi. Rasulullah Efendimiz (a.s), ona yöneldi:
-Evet öyledir, buyurdu.(Ahmed, Müsned, III, 438; İbnu Mubarek, Zühd No:1429; Tabarani, el-Kebir, XX, 186.)
Herkes, kıldığı namazın, çektiği zikrin, yaptığı tövbenin ve ziyaretlerin kalbine fayda verip vermediğini halka karşı muamelesi ile ölçmelidir.
Hz. Ömer (r.a) der ki: Siz bir insanı namaz ve orucuna bakarak değerlendirmeyin. Onun doğru sözlülüğüne, kendisine bir şey emanet edilince onu nasıl muhafaza ettiğine, eline dünyalık mal ve makam geçince nasıl davrandığına bakınız.(Beyhaki, Zühdül-Kebir, No: 867.)
Ariflerden Kettanî (k.s): Tasavvuf, güzel ahlaktan ibarettir. diyor ve ekliyor: Kimin ahlakı senden güzelse o, tasavvuf yolunda senden ileridedir.
Büyük veli Fudayl b. Iyaz (k.s), güzel ahlaklı olmayı şöyle anlıyor: Bir kul, bütün insanlara iyi muamele etse, fakat kümesindeki tavuğa kötü davransa, o kimse iyilerden sayılmaz.(Kuşeyri, Risale, 317. (Beyrut, 1998 )