- Üyelik Tarihi
- 3 Eyl 2005
- Mesajlar
- 910
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Galatasaray
Arzuları yerdeki kumlar ve gökteki yıldızlar kadar çok olan insano luna ötelerden süzülen Kudsi esintileri anlatmaktır insan olmanın gayesi. İnsana ulaşmak kainata ulaşmaktır. Çünkü kainat büyütülmüş bir insan, insan ise küçültülmüş bir kainattır. Her ne konumda olursa olsun insanı ulaşılması gereken bir cevher olarak görmek, ona ulaşıp elimizdeki ışı ı ona da sunup karanlıktan kurtulmasını sa lamamız gerekir. Bunun için ilk olarak, atalarımızdan bize miras kalan İnsanı sevip, insanlı a hayran olma ilkesini benimsememiz, kuru kavgadan başka bir şeye yaramayan tefrik düşüncelerden uzak durmamız gerekir.
Yüzyıllardan bu yana içimizde bulunan, gelene imizden, görene imizden bizlere birer mükellefiyet olarak kalan insana ulaşma gayesi, dinimizin evrenselli inin bir göstergesidir. İslamiyet sonrasında da bu topraklarda kurulan beyliklerde, devletlerde bunun tek ideal oldu u görülmektedir. Girilen topraklara bunun için girilmiş, alınan ülkeler bunun için alınmış, ba rımızda genişleyen kültür yelpazesinin genişlemesindeki tek etken bu olmuştur. Onlarca kültürün bir arada barış, hoşgörü içinde yaşaması dünya tarihinde nadiren rastlanan bir olaydır. Bizlere en büyük örnek çok fazla uzakta de il, bundan yüz sene öncesinde görülmekte. Harb-i Umumi zamanında bile bu kültür yelpazesinde yetişen insanlar sadece bu devlet için savaşa girmiş, sadece bu millet için kendini feda etmiştir. Kendilerini artık bu hoşgörülü, barışçı insanlardan bir insan olarak görmüşlerdir.
Yüzyıllardan bu yana içimizde bulunan, gelene imizden, görene imizden bizlere birer mükellefiyet olarak kalan insana ulaşma gayesi, dinimizin evrenselli inin bir göstergesidir. İslamiyet sonrasında da bu topraklarda kurulan beyliklerde, devletlerde bunun tek ideal oldu u görülmektedir. Girilen topraklara bunun için girilmiş, alınan ülkeler bunun için alınmış, ba rımızda genişleyen kültür yelpazesinin genişlemesindeki tek etken bu olmuştur. Onlarca kültürün bir arada barış, hoşgörü içinde yaşaması dünya tarihinde nadiren rastlanan bir olaydır. Bizlere en büyük örnek çok fazla uzakta de il, bundan yüz sene öncesinde görülmekte. Harb-i Umumi zamanında bile bu kültür yelpazesinde yetişen insanlar sadece bu devlet için savaşa girmiş, sadece bu millet için kendini feda etmiştir. Kendilerini artık bu hoşgörülü, barışçı insanlardan bir insan olarak görmüşlerdir.