Hz. Ebû Bekİrin HALİFE OLMASI
Rasûlullah (s.a.v.), vefatıyla neticelenen son hastalığı esnâsında Hz. Ebû Bekirin kapısının dışında mescide açılan bütün kapıları kapatmıştı.
Resûlullâh, (s.a.v.) hastalığı artınca Hz. Ebû Bekirin namaz kıldırmasını söyler. Hz. Aişe ise babasının ince kalpli olduğunu Fahr-i Kâinâtın yerine imam olduğu takdirde ağlamaktan buna dayanamayacağını söyleyip Hz. Ebû Bekirin imam yapılmamasını isterse de Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir (r.a.)ın namaz kıldırmasını emreder.
İbn Hişam ve İbn Kesîrin bir rivâyetine göre ise Hz. Ebû Bekir o anda mescitte bulunmaz ve Hz. Ömere namaz kıldırması söylenir. Hz. Ömer de bunu Peygamberin emri zannederek namaza başlar. Hz. Ömer yüksek sesle tekbir aldığı için Resûlullâh, Ebû Bekirin namaz kıldırmadığını anlayınca üzülür ve Hz. Ebû Bekirin namazı kıldırmasını emreder.
Peygamber Efendimiz vefat edinceye kadar ki İbn Kesîrin rivâyetine göre üç gün veya on yedi vakit başka rivâyetlere göre ise yirmi vakit namaz kıldırır. Bu esnâda Resûlullâh Efendimizin de, Hz. Ebû Bekire uyarak namaz kıldığı da olur.
Bu haberlere bakılarak Hz. Ebû Bekirin (r.a.) diğer sahâbîlere nisbetle üstünlüğü ve dînin en önemli rükünlerinden biri olan namazda Resûlullâha vekil olması yani imâmet-i suğrada vekâlet etmesi onun imâmet-i kübraya yani hilâfete de en layık olduğuna işâret olarak kabul edilmiştir. Nitekim Hz. Ali, Hz. Ebû Bekire yaptığı bîat esnasında Resûlullâhın dînîmiz için razı olduğundan biz de dünyamız için razı olduk demiştir.
Rasûlullah (s.a.v.), vefatıyla neticelenen son hastalığı esnâsında Hz. Ebû Bekirin kapısının dışında mescide açılan bütün kapıları kapatmıştı.
Resûlullâh, (s.a.v.) hastalığı artınca Hz. Ebû Bekirin namaz kıldırmasını söyler. Hz. Aişe ise babasının ince kalpli olduğunu Fahr-i Kâinâtın yerine imam olduğu takdirde ağlamaktan buna dayanamayacağını söyleyip Hz. Ebû Bekirin imam yapılmamasını isterse de Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir (r.a.)ın namaz kıldırmasını emreder.
İbn Hişam ve İbn Kesîrin bir rivâyetine göre ise Hz. Ebû Bekir o anda mescitte bulunmaz ve Hz. Ömere namaz kıldırması söylenir. Hz. Ömer de bunu Peygamberin emri zannederek namaza başlar. Hz. Ömer yüksek sesle tekbir aldığı için Resûlullâh, Ebû Bekirin namaz kıldırmadığını anlayınca üzülür ve Hz. Ebû Bekirin namazı kıldırmasını emreder.
Peygamber Efendimiz vefat edinceye kadar ki İbn Kesîrin rivâyetine göre üç gün veya on yedi vakit başka rivâyetlere göre ise yirmi vakit namaz kıldırır. Bu esnâda Resûlullâh Efendimizin de, Hz. Ebû Bekire uyarak namaz kıldığı da olur.
Bu haberlere bakılarak Hz. Ebû Bekirin (r.a.) diğer sahâbîlere nisbetle üstünlüğü ve dînin en önemli rükünlerinden biri olan namazda Resûlullâha vekil olması yani imâmet-i suğrada vekâlet etmesi onun imâmet-i kübraya yani hilâfete de en layık olduğuna işâret olarak kabul edilmiştir. Nitekim Hz. Ali, Hz. Ebû Bekire yaptığı bîat esnasında Resûlullâhın dînîmiz için razı olduğundan biz de dünyamız için razı olduk demiştir.