Yorumlardan anladığım kadarıyla bu tartışmanın öncesi var. Bu nedenle konu hakkında birşeyler yazmamın ne kadar doğru olduğunu kestiremiyorum. Kestiremiyorum ancak, bir iki söz de ben söylemek istiyorum.
Atatürk ve Din (İslamiyet) konusunda toplum ikiye belkide üçe bölünmüş durumdadır. Bir kısmı din karşıtı, bir kısmı dindar, bir kısmı da din karşıtı olmayan ama dindar hiç olmayan birisi olarak tanımlar Atatürk'ü. Toplum içerisinde başkaca tanımlamalar varsa da ben bilmiyorum.
Atatürk, Türkiye Tarihi'nin tartışmasız en önemli ismidir. Çok yetenekli bir asker-komutan ve çok dirayetli-güçlü bir devlet adamıdır.
Milli Mücadelenin yürütülmesinde -başından sonuna kadar- her aşamada göstermiş olduğu başarı yada her aşamada almış olduğu kararlar Türk Ordusunu zafere taşımıştır. Günümüzde bu konu dile getirildiği zaman "Atatürk komutanlık yaptı, savaşan "mehmet"ti" denir genellikle. Ama o "mehmet"ler cephede iyi yönetilmezse düşman karşısında tarumar olurlardı. Atatürk'ün komutanlık vasfı ile "mehmet"lerin gayreti ve son tahlilde Allah'ın takdiriyle zafer kazanılmıştır.
Bu anlattıklarımda Atatürk'e ilahi bir misyon yüklemediğim; sadece onun taşımış olduğu beşeri özelliklerini ifade etmeye çalıştığım anlaşılıyordur umarım.
1923, 1924, 1925, 1928, 1930, 1937 yıllarında yaşanan olaylar ile yapılan inkılaplar; aslında bizlere, cumhuriyetin Osmanlı Devletinin üzerine inşa edildiğini göstermektedir. Cumhuriyetin kurulmasıyla Osmanlı Devletinin temel yapıları ortadan kaldırılmıştır. Saltanat, hilafet, vs.
Osmanlı’nın geriye kalan bütün yapıları aynen (veya zamana uyarlanarak) devam ettirilmiştir. Bu anlamda 1923 yılı tarihsel bir ayrımı değil, bir devamlılığı ifade etmektedir. Eğer öyle olmasaydı ermeni meselesiyle hala uğraşıyor olmazdık herhalde…
Atatürk’ün dine karşı bir tutum sergilediğini hiçbir yerde okumadım. Ama bol bol duydum. Okuduklarım arasında, Atatürk’ün dine karşı ne kadar hoşgörülü olduğunu gördüm. Kendisi belki dindar birisi değildi. Belki de öyleydi. Bilemiyoruz. Ama şunu açık bir şekilde söyleyebilirim ki, Atatürk, İslamiyet’e karşı bir tutum içine girmekten mümkün mertebe uzak durmuştur. Pek çok özdeyişinde hoşgörülü yaklaşımını net bir şekilde görebiliyoruz zaten.
Peki ya duyduklarım? Gerçek olabilirler mi? Evet olabilir. Ama her duyduğuma inanacak olsam herhalde bu zamana kadar gelemezdim.
Evet Atatürk, cumhuriyetin kurulmasıyla hilafeti kaldırmıştır. Neden kaldırdı? Çünkü hiçbir işlevi kalmadı. Hatta sembolik olarak bile tamamen işlevsizleşmişti. Bunun en açık örneği 1. Dünya Savaşındaki cihat çağrısı sonucu “Mehmet”lerin yine “Müslim” geçinenlerce katledilmesidir.
Tekke ve Zaviyeler kaldırıldı. İyi oldu mu bilmiyorum ama işlevsizleşen hilafeti geri getirme naralarıyla ortalıkta dolaşan ve sırf bunun için kendi bağımsızlıklarını elin ingilizine, fransızına, ne bileyim elin gavuruna satan gruplar haline gelmişlerdi de ondan.
Ha birde bu konuda çok söylenen harf inkılabı var. Arap harfleri yerine neden Latin harfleri getirildi konusu. Bu konuda ki kendimce mantıklı açıklama ise şöyle; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi sektörler toplumu yeniden yapılandırma araçlarıdır. O dönemde sağlık ve sosyal güvenliğin hangi durumda olduğunu bilmiyorum (iyi olduğunu da zannetmiyorum). O dönemin şartlarında toplumu yapılandırma da en etkili araç eğitimdi. Eğitim de yapılacak köklü değişiklik ise en başından alfabeden başlıyordu. Alfabenin değişimiyle yepyeni bir toplumun temelleri atıldı. Bu çerçevede günümüzü değerlendirdiğimizde Latin alfabeyi kullandığı için pişman olan sanırım yoktur. Yada çok azdır. Oluşturulan yeni toplumsal yapı, dine karşı bir yapıyı içermiyordu. Eğer o zamanki kadroların öyle bir niyeti olsaydı kimbilir beklide yaparlardı. Ve dinden tamamen uzaklaşmış bir topluluk olabilirdik. Bir toplumun kültürünü yok etmek çok zor değil. İkinci kuşakta büyük ölçüde ortadan kalkar üçüncü kuşakta da tamamen yok olabilir. 2012’ye kadar aşağı yukarı üç kuşak geçmiştir. Ve tam tersine dine karşı daha büyük bir ilgi duyulmaya başlanmıştır. İnşallah daha da artacaktır.
Yazdıklarım çok dağınık oldu biliyorum. Yazdıklarımdan dolayı inşallah bana karşı herhangi bir taarruzda bulunmazsınız umarım

İşin şakası bir tarafa da, son olarak şunu söyleyeyim: Atatürk’ün dine karşı bir tutum içerisinde olduğuna inanmıyorum. Atatürk’ün karşı olduğu şey, dinin arkasına gizlenerek aleyhte iş yapmaya çalışanlardır.
Bir de bu konu hem çok hassas hemde yıllardır tartışılan bir konu. Yıllardır bu konu hakkında ortak bir kanaat oluşamamışken, bir iki söz söyleyerek konuyu ifade etmeye çalışmak yada anlamak çok zor. Bu nedenle özellikle bu konuda kırgınlığa gerek var mı?
Nacizane fikrim budur. Sana fikrini soran olmadı diyen biri çıkabilir. Canınız sağolsun
