Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

mihra-ce

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Eyl 2005
Mesajlar
57
Aldığı Beğeniler
0
İSTANBUL'UN İKİ YÜZÜ
Bir yanda sessiz dua, bir yanda şuh kahkaha,
Bir yanda kula kulluk, di er yanda Allah' a,
Sanmam koca Dünya da eşin bulunsun daha,
EY İSTANBUL...İSTANBUL SENİN İKİ YÜZÜN VAR,
BİR YÜZÜN GÜLÜYORKEN DİĞERİNDE HÜZÜN VAR.
İbadet sessiz sessiz, rezalet gümbürtülü,
Çirkinli in meydanda, güzelli in örtülü,
Sararken ufukları gurubun kızıl tülü,
GECELERİN KİMBİLİR NE GÜNAHLARA GEBE ?
TAKSİM' DEKİ GÜNAHA EYÜP' TE BÜYÜK TÖVBE.
Örf, anane, gelenek yerle bir ahalide,
Padişah mezarında ürperir Laleli' de,
Hayal tacirlerine ra bet Bâb- ı âli' de,
BU GİDİŞ HAYRA DEĞİL, KALBİNE TAZE KAN BUL,
KARANLIĞA YÜZ ÇEVİR, GÜNEŞE DÖN İSTANBUL.
Ne yazık ki satılır olmuş insan maddeye,
Koyun kasapta satılık, kadın düşmüş caddeye,
Nasıl gelmez İstanbul hırstan çatlar haddeye,
HER HALİ EDASIYLA İSTANBUL' UM BİR HOŞTUR,
KADİR' DE TAM MÜSLÜMAN, NOEL' DE TAM SARHOŞTUR.
Ve işte ekonomin, nasıl gelmiş bu hale,
Bir yanda tefeciler, bir yanda Tahtakale,
Pembe gözlükler ile bakamam istikbale,
SÖZ SENETMİŞ ESKİDEN, ŞİMDİ SENET HİKAYE,
DOLANDIRMA- ALDATMA OLMUŞ TİCARİ GAYE.
İşyerinde yabancı kelimeye itibar,
Kafeterya, bonmarşe, butik, şarküteri, bar,
Beyo lu' nda Türkçe yok di er bütün diller var,
RÜZGAR BATI' DAN ESMİŞ, FATİH' İN RUHU KAYIP,
EY İSTANBUL ! İSTANBUL SANA YETER BU AYIP.
Ey zaman...zalim zaman geç saniye saniye,
Teknikte ilerlerken manada çöküş niye ?
Ça ırırken imana, Fatih, Süleymaniye,
ÇEVİR YÜZÜNÜ, ÇEVİR, PİSTEN, KİRDEN, ÇAMURDAN,
KIBLE' YE DÖN İSTANBUL, FEYZ AL İLÂHİ NURDAN.
Karaköy' de günahlar sarılır kalın sise,
Çan çalarken Taksim' in göbe inde kilise,
Ayasofya susuyor bu ne garip iş ise (?)
İSYANIN YERİ YOKTUR, EYÜP SABRA ÇAĞIRIR,
MEŞHUR ZİNCİRLİKUYU GEL DER, KABRE ÇAGIRIR.
(alıntı)
 
Ş

ŞEVVAL

Guest
gerçekten çok güzel şiirler..istanbulun güzelli i bu şiirlere yansımış..bu şiirleri yazanların ve bize ulaştıranların ellerine yüre ine sa lık..
 
Ü

üsame

Guest
13.jpg




DENİZİN KENTİNİ YAKTIM



Vızıldayıp duran kafamın ortasında
Denizin kentini yaktım
Hurma şırıltılarıyla
Denizin kentini yaktım
Bir kent kadın kabuklarından
Denizin kentini yaktım
Miras kalmış bir alevle
Denizin kentini yaktım
Veli a açlarla kalbi atan mermerle
Allah'ı anarak kalbi atan
Cami sütunları bogdu
Sararmış gözyaşlarıyla
Kararmış denizin kentini
İstanbul ey sevgili şehir
Dön dön karadan gelen sesime
Son veren zaman yatırında
Denizden getirilen biçimine

Sezai Karakoç
 

medfa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
48
Aldığı Beğeniler
0
Üstüme Varma Istanbul


Sana geldim içim ümitlerle dolu
Beni sarhos etme Istanbul,ne olur
Bir gün ben de eririrm caddelerinde
Çürür kemiklerim adim unutulur

Yine sen kalirsin dipdiri,simsicak
Gögün bulutlarin,denizlerin kalir
Oynama Istanbul,benimle oynama
Bir gün öldürür beni bu dert,bu kahir

Ezilmis ellerimin arasinda basim
Bu yeryüzünde baska çarem kalmamis
Iste gelip kapilarina dayanmisim

Karsinda yikilmis duvar gibiyim
Beni sarhos etme,basim dönüyor
Üstüme varma Istanbul,kederliyim


Ümit Yasar Oguzcan
 

KAMELYAM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ağu 2005
Mesajlar
460
Aldığı Beğeniler
2
..:: AZİZ İSTANBUL ::..

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

Görmedim gezmedi im, sevmedi im hiçbir yer.

Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre de er.



Nice revnaklı şehirler görünür dünyada,

Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.

Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada

Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

YAHYA KEMAL BEYATLI..
 

KAMELYAM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ağu 2005
Mesajlar
460
Aldığı Beğeniler
2
..:: HAYAL ŞEHİR ::..

Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangirden bak!

Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!

Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;

Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan;

O ilah isteyip eglence hayalhanesine,

Çevirir camları birden peri kaşanesine.

Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka

Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.

Mestolup içti i altın şarabın zevkinden

Elde bir kırmızı kaseyle ufuktan çekilen

Nice yüz bin senedir şarkın ışık mimarı

Böyle mamur eder ettikçe hayal Üsküdar ı.

O ilahın bütün ilhamı fakat anidir;

Bu ateşten yaratılmış yapılar fanidir;

Kaybolur hepsi de bir anda kararmakla batı.



Az sürer gerçi fakir Üsküdarın saltanatı;

Esef etmez güneşin şimdi neler yıktı ına;

Serviler şehri dalar kendi iç aydınlı ına,

Ezeli ma firetin böyle bir ikliminde

Altının göz boyamaz kalpı kadar halisi de.

Halkının hilkati her semtini bir cennet eden

Karşı sahilde karanlıkta kalan her tepeden,

Gece bir çok fıkara evlerinin lambaları

En sahih aynadan aksettiriyor Üsküdarı.

YAHYA KEMAL BEYATLI

 

KAMELYAM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ağu 2005
Mesajlar
460
Aldığı Beğeniler
2
..:: KUBBELER ::..
Dün başlar seferber, eller seferber,
Kurşun eritildi, mermer çekildi.

Bunlar, bu kubbeler, bu minareler
Akçayla olacak şeyler de ildi.

Böyle bir gemide yendi suyu Nuh.

Ve bu yelkenlerle kanatlandı ruh.

Taşıtıp kalyonla pırlanta, inci

Abide haline koydu sevinci.

Gergefle işleyip bir inci sultan

Ki çiçek verirdi saksıya koysan.

Bulabildinse ey yolcu yerini,

Hepsinin altında altından bir ay.

Seyret İstanbulun camilerini

Minare minare, kubbe kubbe say!

Açılır masmavi burada gökyüzü

Gümüşten sütunlar üstünde durur...

Kiminin gölgesi dinlenir yerde,

Kiminin beyazı sulara vurur.

Allaha giden yol buralardadır

Kapılar açılır şerefelerden.

Buradan u urlanır mübarek aylar,

Bayram burda başlar arefelerden.

Mihraplar, kemerler, kubbeler yapmış,

Sultanı, çerisi, piri, veziri.

Nesilden nesile götürsün diye

Kanatlar üstünde şanlı tekbiri.

Nice başbu ların açtı ı yolda

Biri yardan geçmiş, öteki serden.

Yolcular gidiyor yarına do ru,

Kafile kafile bu köprülerden.

Kuşun uçuş, gülün açış saati,

Tanrının fermanı yüce kubbede,

Duyulur, uyanık Fatihin Uyan

Dedi i uzaktan Sultan Ahmede..

Diken dikmiş, yakan yakmış mumunu,

Şamdanlar, şamdanlar, ulu şamdanlar...

Ki aydınlı iyle asırlar boyu,

Yolunu bulurdu yolda kalanlar.

Burda kubbe, kemer ve mihrap olmuş,

O kıvrak şekil ki serhatte yaydı;

Atlas bayrakların dalgalarında

Rüzgarla öpüşen ince bir aydı.

Kimi yıkanırken şadırvanlarda,

Tekbire hu hûlar katıyor kimi:

Beyazıt önünde güvercinlerin incidir yemi,

Söyleyin ey nazlı haber kuşları:

Tuna boylarından müjde geldi mi?

Uzaklarda kırık minarelerden

Gökte bir kapıyı vurur leylekler;

Bir gün açılacak o büyük kapı

Ve kanatlar yere inmeyecekler.

Taraf taraf, kol kol şu yamaçlardan

Aktıkça fetihler tarihi Türkün

Kubbeler erecek bir gün murada

Ve minareler dal verecek bir gün.

Geçersen altından bu loş kemerin

Menekşe menekşe gül güldür içi...

Kapanmaz kapısı Allah evinin,

Ki beş vakit gürül gürüldür içi.

Çiniler, çiniler, taze çiniler;

Boyası göz nuru, fırçası kirpik...

Ey sanat, kuruyan dallarımıza

Bir yeşil yaprak ver! demeye geldik.

Biri hattın, biri mermerin, tuncun,

Kurşunun sırrını aramış bulmuş

Yesârî elinde Lafza-i Celal

Sinanda kubbeyle minare olmuş.

İşte bu kubbe ki, söyler saati

Yolcu ilk, dalgalar son cemaati,

Mavidir çinisi, Yenidir adı

Mermerini sisler karartmadı.

Şehzâde, Laleli, Haseki Sultan

Hepsinin üstünde Süleymaniye...

Süleymaniyeden, Ayasofyadan

Yollar iner dal dal Yeni Camiye

Yelken yelken, seren seren gemiler;

Yamaçta, kıyıda, yolda camiler.

Bu horasan, mermer, kurşun da ları

Omuzunda taşıdı ı ça ları

Taşıyacak daha ça lar boyunca

Ve yer çekmeyecek yere koyunca.

Yolları arkada bırakan hızla,

Kanatlarımızla, atlarımızla

Aşarken topra ı, taşı denizi

Bu kurşun memeler emzirdi bizi.

Böyle bir gemide yendi suyu Nuh.

Ve bu yelkenlerle kanatlandı ruh.

ARİF NİHAT ASYA
 
Üst Alt