- Üyelik Tarihi
- 20 Ağu 2006
- Mesajlar
- 3,305
- Aldığı Beğeniler
- 26
- Takım
- Diğer
Tabiinden Sabit El-Bünani Hazretleri, namaz kılmayı çok severdi. Bir yere gitmek için yolda yürürken rastladığı her camiye girer, namaz kılardı. Bu Allah Dostu, gece ibadetini de çok sever, bundan büyük haz alırdı.
-Gece ibadetinden daha zevkli şey bilmiyorum, sözü meşhurdur.
Namaza öylesine bağlıydı ki, şöyle derdi:
-Namaz, Allah'ın yeryüzündeki en büyük nimetidir. Eğer Allah (cc) namazdan daha faziletli bir şeyi kabul etseydi, şöyle buyurmazdı: "Mabette namaz kılarken melekler Zekeriyya'ya seslendiler..."
Bir gün Sabit el-Bunani hastalanmış, gücü kuvveti kesilmişti. Kendisini ziyaret için yanına gelenlere şöyle dedi:
-Kardeşlerim! Önceden namaz kıldığım gibi namaz kılamıyorum, önceden oruç tuttuğum gibi oruç tutamıyorum. Dostlarımın yanına inip onlarla Allah'ı zikrederdim, şimdi bunu da yapamıyorum. Allah'ım! Bu üç şeyden beni alıkoyduğuna göre, benim için artık yaşamamın bir anlamı kalmadı.
Duası biter bitmez Allah'ın rahmetine kavuştu...
Onun eskisi gibi namaz kılamadığından dolayı ölmek için dua etmesini ve hemen can vermesini görenler, hayretten donakalmışlardı.
Onu bizzat elleriyle mezara koyanlardan Şeyban bin Cisr ve bir arkadaşı, cesedin üzerindeki kerpiçleri düzeltirken bir kerpiç aşağı doğru düşer ve kabir açılır.
Birde ne görsünler!
Sabit el-Bünani orada da namaz kılıyor. Şaşırıp kalırlar
Sabit'in evine gidip gördüklerini kızına anlatırlar. Kızı şöyle karşılık verir.
- Babam elli senedir gece ibadet eder, seherlerde de şu duayı yapardı:" Alah!ım, eğer kabirde birilerine namaz kılmayı nasip edeceksen, bende onlardan olayım!"
-Gece ibadetinden daha zevkli şey bilmiyorum, sözü meşhurdur.
Namaza öylesine bağlıydı ki, şöyle derdi:
-Namaz, Allah'ın yeryüzündeki en büyük nimetidir. Eğer Allah (cc) namazdan daha faziletli bir şeyi kabul etseydi, şöyle buyurmazdı: "Mabette namaz kılarken melekler Zekeriyya'ya seslendiler..."
Bir gün Sabit el-Bunani hastalanmış, gücü kuvveti kesilmişti. Kendisini ziyaret için yanına gelenlere şöyle dedi:
-Kardeşlerim! Önceden namaz kıldığım gibi namaz kılamıyorum, önceden oruç tuttuğum gibi oruç tutamıyorum. Dostlarımın yanına inip onlarla Allah'ı zikrederdim, şimdi bunu da yapamıyorum. Allah'ım! Bu üç şeyden beni alıkoyduğuna göre, benim için artık yaşamamın bir anlamı kalmadı.
Duası biter bitmez Allah'ın rahmetine kavuştu...
Onun eskisi gibi namaz kılamadığından dolayı ölmek için dua etmesini ve hemen can vermesini görenler, hayretten donakalmışlardı.
Onu bizzat elleriyle mezara koyanlardan Şeyban bin Cisr ve bir arkadaşı, cesedin üzerindeki kerpiçleri düzeltirken bir kerpiç aşağı doğru düşer ve kabir açılır.
Birde ne görsünler!
Sabit el-Bünani orada da namaz kılıyor. Şaşırıp kalırlar
Sabit'in evine gidip gördüklerini kızına anlatırlar. Kızı şöyle karşılık verir.
- Babam elli senedir gece ibadet eder, seherlerde de şu duayı yapardı:" Alah!ım, eğer kabirde birilerine namaz kılmayı nasip edeceksen, bende onlardan olayım!"
