Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

blue

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2005
Mesajlar
90
Aldığı Beğeniler
0

Kültürümüzün Temelleri;

KAVMİYET DAVASI VE TÜRKİSLAMCILAR

FİKRET ŞANLI

“Müjdeler olsun! Kutsal kitabımız adı Ahmet olan bir Peygamberin gelecegini haber veriyor.” (1) diye eşlerine ve dostlarına yakında gelecek olan Peygamberin varlıgını telkin ediyorlardı ve beklemelerini söylüyorlardı. Yıllar sonra bekledikleri o an geldi ve Cenab-ı Allah kitaplarda bahsettigi o Peygamberi gönderdi.
“O kendilerine Kitap verilenler onu -Peygamberi- ogullarını tanır gibi tanırlar böyle iken içlerinden bir takımı hakkı bile bile saklar.” (2)
Peygamberligini kendi çocuklarını bildikleri gibi bildikleri ve yıllarca hayalini kurarak bekledikleri, eşlerine ve dostlarına gözbebekleri parlarcasına anlattıkları o Peygamber geldi, evet bu o idi ama bir anda sesler karanlıga karıştı ve sustular. Susmakla da kalmayıp inkar ettiler. Hayret!... Ne idi yıllarca bekledikleri insanı kabul ettirmeyen sebep? Ne olabilirdi?..
Hayır olamazdı! O bekledikleri nur, bir Arap toplumundan çıkamazdı. Kendi ırklarından çıkmak zorundaydı. Bunu içlerindeki kavmiyetçilik duygusuna yediremezlerdi ve öyle de oldu. Güneşin varlıgını inkâr ettiler.
Tarih boyunca daima bazı kavimler kendi ırklarını diger ırklardan üstün görmüşlerdir. Halbuki Cenab-ı Allah kavimleri bir üstünlük vesilesi için degil insanların birbirleriyle daha kolay tanışması için yaratmıştır.

“Ey insanlar! Bakın Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık, sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyabilesiniz.” (3)

TÜRKİYE VE
MİLLİYETÇİLİK

Türkiye’deki milliyetçi akımları tahlil için temelde ikiye ayırmakta fayda vardır. Zirâ bu iki akım birbirinden bariz bir şekilde ayrılmıştır. Bunların birincisi: Halis (katıksız) Türkçüler. İkincisi ise: Türkçü İslamcılardır.

HALİS TÜRKÇÜLER

Bu inançta olanlarda her şeyden önce Türk olmak gelir. Degerler hiyerarşisinde Türk olmak en üst sıradadır.
Yüzlerin döndügü yön “Kabe” degil “Turan”dır.
Karahan, Bozkurthan, O uzhan, Cengizhan, Hülagühan hikayeleriyle büyürler.

Eski müşrik şamanistlerin hatıralarını ihya için ergenekon bayramı kutlanır. Merhum Akif onları şöyle tarif eder:

“Cemiyette bir fırka dedik, tefrika çıktı;
Sapasaglam iken milletin erkanını yıktı.
“Turan ili” namiyle bir efsane edindik.
“Efsane, fakat, gâye!” deyip az mı didindik
Kaç yurda veda etmedik artık bu ugurda?
Elverdi gidenler, acıyın bu eldeki yurda!”

Hz. Ömer hutbede elini kaldırıp şöyle demişti: “Nahnu kavmün eazzenallahu bil İslam” (Biz İslam ile izzet bulmuş bir toplumuz.) İslam’a hizmet etmekle şeref bulmuş bir ecdadın torunlarıyız. E er ki ecdadım İslam’ı inkâr etseydi biz kâfir bir ecdatla ögünebilir miydik? Bir müslüman için müşrik bir ecdatla ögünmek gibi bir izzet olabilir mi?

Sahabe’nin de beyanında cahiliye izzetiyle izzetlenenlere “Git de babanın ayıbını ısır.” demekle emrolunduk derler. Yani bu iş, bu övünç, bu izzet zannedilen şey bu kadar ayıp haberiniz olsun der gibi..
Bu yazımızın ana konusu Türk İslamcılardır. Yoksa dinini Türkçülüge feda edenler degil.
“Lekum dinikum veliyedin.” (Sizin inandıklarınız (dininiz) size bizim inandıklarımız bize.” (4)

TÜRK İSLAMCILAR

Kimdir bunlar?

Sorusuna verilen en iyi cevap İslam ulemasından merhum Babanzade Ahmet Naim Efendi’den gelir. Türk İslamcıları şöyle tarif eder:

“Ne serden, ne yarden geçemeyenler.” Bir diger açılımla İslam mefkuresi ile Türkçü milliyetçiliklerini birbirlerine feda edemeyenler (5) dir.

İslam; bizlere izzet ve şerefin takvada oldugunu bir ırkın diger bir ırktan üstün olmadıgını, insanların farklı farklı ırklardan olmalarının sebebini tanışma ve kaynaşma oldugunu ö retti. Biz müslümanlar olarak ecdadımızla gurur duyarız. Zirâ onlar dini İslam’a hizmet için elinden geleni yapmışlardır. Milliyetçilik davasıyla yanıp tutuşmamışlardır. İşin ehli kim ise ona tevdi etmişler ve Osmanlı içindeki kavimlerin de milliyetçilik duygusuna kapılmaması için her kavimdeki işin ehli kimseler yetiştirilip önemli makamlara getirilmiş. Osmanlı’daki sadrazamlara ve ordu kumandanlarına bir geçit töreni yaptırın. Kaç tanesi Türk çıkar?
Bir iktidar hayal edin ki o iktidarın yönetim kurulunda her partiden ehil insanlar var ve gaye hizmet. O iktidarın sırtı yere gelir mi? Belki de bu 600 yıllık uzun ömrün sırrı bu.

Türk müslümancılıgını sadece vatan sevgisi ve dürüstlük olarak telakki edenler var. Eger ki hakikaten bu saf ve temiz duygularla bu davayı savunuyorlarsa ve buna inanıyorlarsa o halde gelin isminizi de iştirin. Müslümanlıktan başka bir isme niye ihtiyaç var? Vatanını en çok müslüman sever. Dürüstlük, adalet, eşitlik derseniz bunlar İslam’ın temel ilkelerindendir.

“Haktan sonra dalaletten başka ne var.” (6) Müslüman isminden sonra bulacagımız isimlerin birer sapma, yanılma oldu unu bildiriyor Kur’an bize. Eger biz Türk İslamcı dersek, Laz İslamcı, Kürt İslamcı, Çerkez İslamcı, Gürcü İslamcı, Arap İslamcılar çıkar ve ümmeti bölersiniz veya kendinizi ümmetten ayırırsınız.

Ve şu hadisin de muhatabı olursunuz o zaman: “Tefrika çıkaran bizden degildir.” (7)
Dünyanın neresinde olursa olsun her müslümanı kardeş kılan bir dindir bu İslam. “Sizden herbiriniz kendi nefsi için istedigini kardeşi için istemedikçe kâmil mü’min olamazsınız.” (8) telkinini yapan bir dindir bu İslam.

Böylesine ulvi bir din bir ırkla sentez edilebilir mi?

İslam’ın nesi eksik de o eksiklik bir sentezle tamamlanıyor veya İslam’da ne fazla ki o fazlalık bir sentezle düzeltiliyor ve kendilerinden sonra oluşacak Çerkez İslam sentezi ve Gürcü İslam sentezi gibi sentezlere ayakçı olacaktır.
Bugün insanlar üç batın (karın) öncesinin Türk mü, Ermeni mi oldugunu bile bilemezken (*) kavmiyet duygusu içlerinde bir kor gibi yanar ve hafif bir rüzgar bekler. Bazen çok ehemmiyetsiz meseleler bile bu koru canlandırır futbolda bile olsa hemen alevlenip zararlı bir hastalık haline gelir.

BİZDEN DEĞİLDİR
“Bizden Degildir: Asabiyet davasına kalkışan ve ona davet eden.
Bizden Degildir: Irkçılık üzere savaşan.
Bizden Degildir: Irkçılık davası üzere ölen bir diger rivayette de bunların cahiliye ölümüyle öldüklerini beyan eder.” (9)
Baba ogul bile olunsa birisi kafirse digerinin onun üzerinde bir hakkı yoktur. Hatta miras bile alamaz.
“Şirk ehline mirasçı olmayız ve miras almayız.” (10) Demek ki önemli olan İslam olmak, İslam olduktan sonra akraba olmanın çok daha ehemmiyetli bir yeri vardır.

Merhum Akif olayı şöyle özetler:
Hani milliyetin İslam dini... Kavmiyet ne?
Sarılıp sımsıkı dursaydın milletine.
“Arnavutluk” ne demek? Var mı şeriatta yeri?
Küfr olur, başka degil, kavmini sürmek ileri!
Arab’ın Türk’e, Lazın Çerkeze, yahut Kürd’e
Acem’in Çin’liye rüçhânı mı varmış! Nerede?
Müslümanlıkta “anâsır” mı olurmuş? Ne gezer!..
Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır ruh-ı Nebi tefrikanın;
Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın!

Fıkhın cinayet kitaplarında “İslam Camiasını gevşetecek her fiil ve hareket cinayettir.” (11) der.

İslam’daki vahdet ruhunu bilerek veya bilmeyerek parçalamaya çalışanlara derim ki:
SAKIN KATİL OLMAYIN...!

“Ey Rabbimiz bizlere hidayet buyurduktan sonra kalplerimizi saptırma.” (12)


ilk adım dergisi (ZEKİ SOYAK ÜSTAD)


NOT=SEYYİD AHMED ARVASİ ÜSTAD...ANADOLU İNSANININ (GENÇLİĞİN) EMPERYALİST-KAPİTALİST VE KÜLTÜREL

YOZLAŞMAYLA KUŞATILMASINA KARŞI TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜNÜ FİKİRLEŞTİRMİŞ-

KİTAPLAŞTIRMIŞTIR...ONA GÖRE TÜRK GEÇMİŞTE OLDUĞU GİBİ BATININ

ALGILADIĞI BİÇİMDEKİ TÜM MİLLETİ KAPSAYAN VE NET OLARAK MÜSLÜMAN

ANADOLU İNSANININ BATIDAKİ ORTAK ADIDIR...

TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ İLE ANADOLU GENÇLİĞİNE İSLAMİ BİR DURUŞ AŞILAMAYA

ÇABA HARCAMIŞTIR...DAİMA MÜSLÜMAN ECDADI ÖRNEK ALMIŞ DEĞERLİ BİR

MÜSLÜMAN AYDINDIR...ALLAH(C.C) RAHMET EYLESİN...

DER Kİ ;...(YORUM HALİ İLE) BENDEN SONRA BU DAVAYI DA ÇARPITACAKLAR...UÇ NOKTALARA KAYACAKLAR...YOLDAN ÇIKACAKLAR...!
 

blue

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2005
Mesajlar
90
Aldığı Beğeniler
0
NASIL Kİ HAK OLAN VE... İNSANLIĞIN SON KURTARICI DİNİ OLAN İSLAM DİNİNİ İSLAMIN ÖZÜNE UYGUN YAŞAMAYANLARA GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ SAÇMALIK İSE ŞİMDİKİ GAYRİ İSLAMİ FİKİRLERE,KİŞİLERE VE OLAYLARA VE YANLIŞ SAHİPLENMELERE (TÜRKÇÜLERİN MEHMED AKİF'İ ÜMMET ANLAYIŞININ DIŞINDA TUTARAK SAHİPLENMELERİ GİBİ...)GÖRE DE KİMSE YANLIŞ TANINMAMALI...İSLAMİ HİZMET EHL-İ OLAN DAVA ADAMLARININ FİKİRLERİ ÇOK İYİ ANLAŞILMALI ...




Bu Dava Özüdür İslamiyetin
Bu Dava Güneşi, Mazlum Milletin,
Bu Dava, Herşeyden, Herşeyden Çetin,
Bu Yolda Dert, Hüzün, Gurbet Bizimdir.
Seyyid Ahmed ARVASİ


Neden Türk İslam Ülküsü?

Neden, şu veya bu ad altında toplanmayı degil de "Türk-İslam Ülküsü" ne baglanmayı savunuyoruz?

Biz iddia ediyoruz ki, "Emperyalizm", Türk ve İslam dünyasını yutmak için en az iki asırdan beri korkunç bir tertibin içindedir. Bir taraftan kültür emperyalizmi ile "vatan çocuklarını" din ve milliyetine yabancılaştırarak kendi emellerine hizmet edecek kadrolar hazırlamakta, diger taraftan din ve milliyet duygularını, herşeye ragmen terk etmeyen çocuklarımızı da birbirine düşürmeyi planlamaktadır.

Bugün yeryüzünde iki somürgeci "blok" vardır. Bunlardan biri kara renkli "kapitalist emperyalizm" digeri ise bütün fraksiyonu ile "kızıl emperyalizm". Birincisi "çok uluslu şirketlerin" paravanasında, "az gelişmiş veya gelişmekte olan halklara yardım etmek, özgürlük ve uygarlık götürmek" maskesi altında, ikincisi de "ezilen, sömürülen halklara bagımsızlık, özgürlük ve adalet götürmek" maskesi altında, "sınıfsal savaş" sloganı ile "iç savaşlar" çıkartmakta ve "dünya proleterlerinin dayanışması" adı altında işgalini gerçekleştirmektedir.

Gerçekten de yer yüzünde ezilen ve sömürülen bir de "üçüncü dünya" vardır. Bu dünya, daha çok Asyalı, Afrikalı irili ufaklı devletlere ve devletçiklere, beyliklere, emirliklere, federasyonlara bölünmüş milletlerden ibarettir. Esef edelim ki, bu insanların sayısı birbuçuk milyardan daha fazladır. İşin ızdırap veren diger bir yanı da, bu nüfusun çogunlugunu müslümanlar teşkil etmektedir. Bunun yanında çok acı bir gerçegi daha belirtelim ki, bu ezilen ve sömürülen müslümanlar arasında Türk Milleti'nin çok önemli bir bölümü bulunmaktadır.

1970 Yılında yapılan bir araştırmaya göre, yabancı boyundurugunda tam bir sömürge hayatı yaşayan Türk nüfusunun sayısı, Türkiye'mizde bulunan genel nüfusumuzun tam iki katıdır.

Emperyalist güçler, fırsat buldukları zaman zorla, bulamadıkları zamanlar ise hile ile İslam ve Türk dünyasını ele geçirmiş, zenginliklerini yagmalamış, din ve milliyet duygu ve degerlerini tahrip etmiş, direnenleri lekeleme ve imha yoluna gitmiş, kendine uygun kadrolar yetiştirmiş, bu milletlerin uyanış, diriliş hamlelerini, milli egitim ve kalkınma planlarını baltalamış ve bu ülkeleri, "ebedi sömürge" statüsüne mahkum etmek için elinden geleni esirgememiştir.

Emperyalist güçler, korkunç bir kültür emperyalizmi programı ile millet çocuklarını milli tarihlerine, milli ve mukaddes kültür degerlerine, milli ülkülerine, milli menfaatlerine, hatta motif ve sembollerine düşman etmekle kalmazlar, kendi degerlerini "bir uygarlık ve ilericilik" unsuru biçiminde onların kafalarına ve vicdanlarına oturturlar. Böylece milli ve mukaddes degerlere baglı milliyetçilerin karşısına, bu degerlere ters düşen "yabancılaşmış kadrolar" çıkarırlar. Bir ülkede, degerler "ikizleşince", kadroların da ikizleşmesi ve çatışması mukadder olur. İşte düşman, bu noktada aktivitesini arttırır. Ülkenin ve milletin "parsellenmesi" için beynelminel güçleri harekete geçirir.

Ülke artık birbirinin gırtlagına sarılmaya hazır kadrolara bölünmüşse, düşman rahatlıkla at oynatabilecek vasatı bulmuş demektir.

Düşman, karşısındaki güçleri parçalayarak, onları birbirine düşürerek, kolay yutulur lokmalar durumuna sokmak ister. Mesela, sanki bir insan, hem 'dindar', hem 'milliyetçi', hem 'medeniyetçi' olamazmış gibi, bu degerleri birbirine zıt programlar durumuna sokarak, hiç yoktan 'çatışan güçler' meydana getirir. Bu oyunlarını, o kadar ustaca planlar ki, tertiplerini anlamak için bazan olayların üzerinden elli veya yüz sene geçmesi gerekir. Mesela, Osmanlı Türk Devleti'nin parçalanması ve Orta-Do u'nun sömürgeleştirilmesi için, dinimizin ve milliyetimizin düşmanları, 'din' ile 'milliyetçilik' arasında zıddiyet ve düşmanlık duyguları dogurmayı planlamış olduklarını şimdi itiraf ediyorlar.

Serge Hutin adlı bir Fransız masonunun yazdıgı 'Les Francs-Maçons' kitabının 127.nci sayfasında okudugumuza göre İslam dünyasında masonlar Cemaleddin-i Afgani ve Muhammed Abduh gibi 'din politikacılarını' localarına kaydederek onların eliyle 'Dini, milli yapılara göre reforme ederek' alemşumul İslam dinini bozmak, öte yandan Müslüman Kardeşler (Freres Musulmans) hareketi ile de 'İslam'da milliyetçilik yoktur' propagandası ile milletleri çökertmek ve bu suretle -çok kahpece bir planlar- birbirine zıt 'İslamcı' ve 'Milliyetçi' sun'i düşman kamplar dogurmak istemişlerdir.

Emperyalizm, bizim dünyamızda bu 'paradoks'tan çok istifade ettigini ayrıca yazmaktadır. Dinimizin ve milliyetimizin düşmanları, din ve milliyet gibi iki mukaddes varlıgımızı, birbirine düşman göstermek oyunundan kolay kolay vazgeçecege benzemiyor.

O halde, Türk Milliyetçisine düşen iş, bütün varlıgı ile bu oyunu, herşeyden önce kendi yurdunda bozmak olmalıdır. Bu ülkede, sun'i olarak birbirine düşman 'güya Türkçü' ve 'güya İslamcı' cepheler meydana getirmek isteyen hain ve kahpe oyunların karşısına, bir Müslüman-Türk olarak ve tarihine yaraşır bir biçimde çıkmalıdır.

Bunun için, Türk-İslam kültürüne, Türk-İslam medeniyetine, Türk-İslam ülküsüne baglı, Türklük şuur ve vakarına, İslam iman, aşk, ahlak ve aksiyonuna sahip, Türklügü bedeni, İslamiyeti ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dünyanın bir numaralı devleti yapmak özlemi ile çırpınan, Dünya Türklügünün, İslam dünyasının ve bütün mazlum milletlerin ümidi olmaya namzet bir gençlik yetiştirmekten başka çaremiz yoktur.

Din ve milliyet, zıt degerler degildir. Bu sebepten, 'sentez', tez ile anti-tez arasında söz konusu olacagına göre, yıllardan beri kullandıgımız 'Türk-İslam sentezi' yerine, 'Türk-İslam Ülküsü' sözü daha uygun olur düşüncesi ile kitabımızın adını, 'TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ' olarak seçtik. Bunu ısrarla kullanacagız.

Seyyid Ahmed ARVASİ



Türk İslam Ülküsünü Yoguranlar

Türk milletinin tefekkürüne, en az bin yıldan beri, İslam dini biçim vermektedir. Kurdugumuz muhteşem kitaplıklar incelendiginde görülecektir ki, ilim ve fikir adamlarımızca, insanoglunun meydana getirdigi her türlü kültür ve medeniyet ürünleri atalarımızca incelenmiş, araştırılmış, aşagı yukarı bütün din ve inançlar süzgeçten geçirilmiş ve islamiyet, tam bir şuur ve yüksek bir irade ile tercih edilmiştir. Böylece, <<vahyin aydınlıgına>> ulaşan Türk'ün akıl ve idraki, İmam-ı Buhari'leri, İmam-ı Gazali'leri, Mevlana Celaleddin'leri, Yunus Emre'leri, büyük mantıkçı ve şeyhülislam Mollafenari'leri, Yunan felsefesini İmam-ı Gazali çapında tenkid edebilen ve yüce hünkar Fatih Sultan Mehmed Han'ın takdirlerine mazhar olan Hocazade Efendileri, İmam-ı Brigivi'leri, İbn-ı Kemal'leri... yetiştirdi ve onların fikir, kitap ve dersleri ile olgunlaşarak büyük imparatorluklar, dünyayı hayran bırakan kültür eserleri ve ölmez medeniyetler meydana getirdi.

Biz, bu yazımızda ve bunu takibedecek yazılarımızda, Türk-İslam kültür çizgisinde yürüyerek 'genel felsefe problemleri' karşısındaki yerimizi ve <<dünya görüşümüzü >>, yüce dinimiz İslamiyet'in aydınlıgında, kısa da olsa ortaya koymaya çalışacagız. Bütün 'sahte tanrıları ve ve mabutları', gönüllerden, kafalardan, zaman ve mekan köşelerinden çıkarıp atmak isteyen, 'Allah'tan başka ilah yoktur' prensibini temel ölçü kabul eden, şanlı Türk Milleti'ni 'Allah'ın ordusu' bilen, 'Türk Milleti birlik, Türk Devleti güçlü olursa insanlık kurtulur, zulüm biter' ölçüsü içinde hareket eden Türk-İslam ülkücülerinin 'fikir sistemi', yüce peygamberler silsilesinin mukaddes alınteri ile ıslanmış, peygamberlik mührünü kıyamete dek elinde tutan şanlı kurtarıcımızın ve peygamberlerimizin 'O'na ve onlara selam olsun' nurdan ellerinde biçimlenmiş, onu takibeden muhteşem 'Sahabi kadrosu' tarafından 'cihad ruhu' ile beslenmiş, büyük veliler eliyle yogrulmuştur. Türk-İslam Ülkücüsü 'Cahid-ü fillah' (Allah için savaşan) dır. Türk-İslam Ülküsü'nün büyük iman, aşk ve aksiyon adamı Fatih, bu ülküsünü şöyle dile getirir:

'İmtisal-i cahid-ü fillah oluptur niyyetim
Din-i İslamın mücerred gayretidir gayretim

Fazl-ı Hakk ü himmet-i cünd-i ricalullah ile
Ehl-i küfrü ser-teser kahreylemektir niyyetim

Enbiya vü evliyaya istinadım var benim
Lütf-i haktandır heman ümid-i feth-i nusretim

Nefs ü mal ile nola kılsam cihanda ictihad
Hamd-ü lillah var gazaya sad-hezaran ragbetim

Ey Muhammed mucizat-ı Ahmed-i Muhtar ile
Umarım galib ola a'da-yı dine devletim.'

İşte, Türk-İslam Ülküsü'nü yoguran bu kadro ve ruhtur. Bu ruh, büyük Türk-İslam kültür ve medeniyetinden kaynaklanmaktadır. Bu dava ve ülkünün 'eskimedigini', 'modası geçmedigini' bütün Türk-İslam düşmanları Allah'ın izni ile idrak edeceklerdir. Türk'e ve İslam'a 'kefen biçenlerin' sonu korkunç olacaktır.

SEYYİD AHMED ARVASİ...

MÜSLÜMAN KİŞİLİK İÇİN MİLLİYETÇİLİK ;...MÜSLÜMAN MİLLETİNİ VE TÜM DİN KARDEŞLERİNİ TEK ŞUUR KALIBINDA SEVEBİLMESİDİR...İKİZLEŞEN FİKİR VE ŞUUR KALIPLARINA GİRMEDEN İÇİNDE BULUNDUĞU MİLLETİN VE DÜNYA MİLLETLERİNİN İSLAM ÜZERE DAİM BEKA SABİT KALMALARI İÇİN KALBİYLE-DİLİYLE-ELİYLE-MADDİ GÜCÜYLE KUTLU VE NURLU YOLDA HİZMET EHL-İ OLMASIDIR...!





 

blue

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2005
Mesajlar
90
Aldığı Beğeniler
0
Şair:Mehmet Akif ERSOY
29 Tesrinisani 1328
(1912)

İsimsiz Şiirleri -HÜRRİYET

'Hürriyeti aldık!' dediler, gaybe inandık;
'Eyvah, bu bazıcede bizler yine yandık!'

Cem'iyyete bir fırka dedik, tefrika çıktı:
Sapsaglam iken milletin erkanını yıktı.

'Turan ili' namıyle bir efsane edindik;
'Efsane, fakat, gaye!' deyip az mı didindik?

Kaç yurda veda etmedik artık bu ugurda?
Elverdi gidenler, acıyın eldeki yurda!

Mehmet Akif ERSOY
istanbul
Kanunuevvel 1334
1918

TÜRKLÜK BEDENİM-İSLAMİYET RUHUM (SÖZÜM-FİKRİM-AMELİM)... SLOGANI SEYYİD AHMED ARVASİ,OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ ,CEMİL MERİÇ GİBİ DEĞERLİ YAZARLARIN, ÜSTADLARIN VE ALPEREN RUHLU ŞAHSİYETLERİN DAVA ADI OLMUŞ HAK OLAN İSLAMA HİZMET YOLUNDA BİR ARAÇ OLMUŞTUR BU SLOGAN...!

İSLAMI-ANADOLUYU BÖLMEDEN TÜM ASYAYI VE ARAP YARIMADASINI KAPSAYAN KUCAKLAYAN BİR FİKRİYAT OLMUŞTUR...

TÜM MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR...!

CEMİL MERİÇ

İnananlar Kardeştir

Bu ülkenin ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan haline getiren İslamiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet degil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyügü, en mukaddesi. İster siyah derili, ister sarı... inananlar kardeştir. Aynı şeyleri sevmek, aynı şeyler için yaşamak ve ölmek. Türk’ü, Arap’ı, Arnavut’u dügüne koşar gibi gazaya koşturan bir inanç; gazaya, yani irşada. Altı yüzyıl beraber aglayıp, beraber gülmek. Sonra bu muhteşem rüyayı korkunç bir kabusa kalbeden meşum bir salgın: maddecilik. Tarihin dışına çıkan Anadolu, tarihin ve hayatın. Heyhat, bu çöküşte kıyametlerin ihtişamı da yok, şiirsiz ve şikayetsiz.

Akıl tevhid inancına götüren mütevazi bir köprüdür... bu inançtan ayrıldıgı an ister istemez dalalet bataklıgına saplanacaktır.

Hakikatı iman dışında arayanlar karşılarında abesi buldular...


Türk - İslam medeniyeti ahlaka, feragate dayanan bir medeniyet. Gerçekleştirdigi degerler edebiyattan da, felsefeden de, ilimden de muazzez. Ben bu mazlum medeniyetin sesi olmak istiyorum. Korumak istedigim şaheser; insanın kendisi. Tarihine vecitle egildigim bu büyük, bu gerçek, bu mert insanı Osmanlı yaratmış(fikren ve manen araçlarla topluma ve toplumun her ferdinin benligine ve hayat felsefesine inşaa etmiş, oluşturmuş ) ve yaşatmış. Kendini tanımak irfanın ilk merhalesi. Düşünenin görevi insanından kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran aydınları irşada çalışmak; Kızmadan, usanmadan irşat. Gerçek sanat ayırmaz birleştirir...

Hz. Muhammed (SAV): 'İnsanlar sana fetva verse de sen yine kendi kalbine bir danış'...

Hürriyetin olmadıgı yerde hakikat şiirin ve hikayenin tüllerine bürünür...

Çıkar konuşunca vicdan susar...

Bir tartışmada kullanılacak kavramlar tanımlanmamış, üzerinde uzlaşılmamışsa, o tartışma, güdük kalmaya mahkumdur.

Bir çagı bütünüyle kötülemek, bütünüyle yüceltmek kadar yanlış.

Mazisinden ihtişamından utanan ve Avrupalı dostları gücenmesinler diye hazinelerini gübre ile saklayan gafil bir çocuktur Türk aydını.

Fikir adamı için namus, abesde direniş degil, hakikate teslimiyettir...

İlim haysiyetini kaybetti, ahlaktan sözetmege hakkı yok artık. İdealizm ölesiye yaralı; gerçeklik deyince sayısız günahlar, sayısız cinayetler geliyor akla. Hem hırs suçlu, hem feragat.

Karakter ne kadar kuvvetli ise, vefasızlıga o kadar az kabiliyetlidir...

Batı; muhteşem bir baş altında, sefil bir kuyruk...

İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri...

Çagdaş avrupalı, ya ümitsizlik, ya iman diyor. Başka yol yok. Zavallı büyücü çıragı, uyanışın biraz geç olmadı mı?


AYDINI AYDIN YAPAN: 'uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatın bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüstür...

Ebedi ve ilahi hakikattır... güneş dogunca yıldızlar söner...!


 

keremm

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Eyl 2005
Mesajlar
1,242
Aldığı Beğeniler
9
Konum
AĞRI ( İSTANBUL - İstinye)
Takım
Galatasaray
HÜSRAN



Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili ba lı,

İslam'ı uyandırmak için haykıracaktım.

Gür hisli, gür imanlı beyinler coşar ancak,

Ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım!

Haykır! 'Kime, lakin? Hani sahibleri yurdun?

Ellerdi yatanlar, sa a baktım, sola baktım;

Feryatımı artık bo arak, naş'ımı tuttum,

Bin parça edip şi'rime gömdüm de bıraktım.

Seller gibi vadiyi eninim saracakken,

Hiç ça lamadan, gizli inen yaş gibi aktım.

Yoktur elemimden şu sa ır kubbede bir iz;

İnler 'Safahat'ımdaki Hüsran bile sessiz!

M.A.ERSOY
 
Üst Alt