Kültürümüzün Temelleri;
KAVMİYET DAVASI VE TÜRKİSLAMCILAR
FİKRET ŞANLI
“Müjdeler olsun! Kutsal kitabımız adı Ahmet olan bir Peygamberin gelecegini haber veriyor.” (1) diye eşlerine ve dostlarına yakında gelecek olan Peygamberin varlıgını telkin ediyorlardı ve beklemelerini söylüyorlardı. Yıllar sonra bekledikleri o an geldi ve Cenab-ı Allah kitaplarda bahsettigi o Peygamberi gönderdi.
“O kendilerine Kitap verilenler onu -Peygamberi- ogullarını tanır gibi tanırlar böyle iken içlerinden bir takımı hakkı bile bile saklar.” (2)
Peygamberligini kendi çocuklarını bildikleri gibi bildikleri ve yıllarca hayalini kurarak bekledikleri, eşlerine ve dostlarına gözbebekleri parlarcasına anlattıkları o Peygamber geldi, evet bu o idi ama bir anda sesler karanlıga karıştı ve sustular. Susmakla da kalmayıp inkar ettiler. Hayret!... Ne idi yıllarca bekledikleri insanı kabul ettirmeyen sebep? Ne olabilirdi?..
Hayır olamazdı! O bekledikleri nur, bir Arap toplumundan çıkamazdı. Kendi ırklarından çıkmak zorundaydı. Bunu içlerindeki kavmiyetçilik duygusuna yediremezlerdi ve öyle de oldu. Güneşin varlıgını inkâr ettiler.
Tarih boyunca daima bazı kavimler kendi ırklarını diger ırklardan üstün görmüşlerdir. Halbuki Cenab-ı Allah kavimleri bir üstünlük vesilesi için degil insanların birbirleriyle daha kolay tanışması için yaratmıştır.
“Ey insanlar! Bakın Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık, sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyabilesiniz.” (3)
TÜRKİYE VE
MİLLİYETÇİLİK
Türkiye’deki milliyetçi akımları tahlil için temelde ikiye ayırmakta fayda vardır. Zirâ bu iki akım birbirinden bariz bir şekilde ayrılmıştır. Bunların birincisi: Halis (katıksız) Türkçüler. İkincisi ise: Türkçü İslamcılardır.
HALİS TÜRKÇÜLER
Bu inançta olanlarda her şeyden önce Türk olmak gelir. Degerler hiyerarşisinde Türk olmak en üst sıradadır.
Yüzlerin döndügü yön “Kabe” degil “Turan”dır.
Karahan, Bozkurthan, O uzhan, Cengizhan, Hülagühan hikayeleriyle büyürler.
Eski müşrik şamanistlerin hatıralarını ihya için ergenekon bayramı kutlanır. Merhum Akif onları şöyle tarif eder:
“Cemiyette bir fırka dedik, tefrika çıktı;
Sapasaglam iken milletin erkanını yıktı.
“Turan ili” namiyle bir efsane edindik.
“Efsane, fakat, gâye!” deyip az mı didindik
Kaç yurda veda etmedik artık bu ugurda?
Elverdi gidenler, acıyın bu eldeki yurda!”
Hz. Ömer hutbede elini kaldırıp şöyle demişti: “Nahnu kavmün eazzenallahu bil İslam” (Biz İslam ile izzet bulmuş bir toplumuz.) İslam’a hizmet etmekle şeref bulmuş bir ecdadın torunlarıyız. E er ki ecdadım İslam’ı inkâr etseydi biz kâfir bir ecdatla ögünebilir miydik? Bir müslüman için müşrik bir ecdatla ögünmek gibi bir izzet olabilir mi?
Sahabe’nin de beyanında cahiliye izzetiyle izzetlenenlere “Git de babanın ayıbını ısır.” demekle emrolunduk derler. Yani bu iş, bu övünç, bu izzet zannedilen şey bu kadar ayıp haberiniz olsun der gibi..
Bu yazımızın ana konusu Türk İslamcılardır. Yoksa dinini Türkçülüge feda edenler degil.
“Lekum dinikum veliyedin.” (Sizin inandıklarınız (dininiz) size bizim inandıklarımız bize.” (4)
TÜRK İSLAMCILAR
Kimdir bunlar?
Sorusuna verilen en iyi cevap İslam ulemasından merhum Babanzade Ahmet Naim Efendi’den gelir. Türk İslamcıları şöyle tarif eder:
“Ne serden, ne yarden geçemeyenler.” Bir diger açılımla İslam mefkuresi ile Türkçü milliyetçiliklerini birbirlerine feda edemeyenler (5) dir.
İslam; bizlere izzet ve şerefin takvada oldugunu bir ırkın diger bir ırktan üstün olmadıgını, insanların farklı farklı ırklardan olmalarının sebebini tanışma ve kaynaşma oldugunu ö retti. Biz müslümanlar olarak ecdadımızla gurur duyarız. Zirâ onlar dini İslam’a hizmet için elinden geleni yapmışlardır. Milliyetçilik davasıyla yanıp tutuşmamışlardır. İşin ehli kim ise ona tevdi etmişler ve Osmanlı içindeki kavimlerin de milliyetçilik duygusuna kapılmaması için her kavimdeki işin ehli kimseler yetiştirilip önemli makamlara getirilmiş. Osmanlı’daki sadrazamlara ve ordu kumandanlarına bir geçit töreni yaptırın. Kaç tanesi Türk çıkar?
Bir iktidar hayal edin ki o iktidarın yönetim kurulunda her partiden ehil insanlar var ve gaye hizmet. O iktidarın sırtı yere gelir mi? Belki de bu 600 yıllık uzun ömrün sırrı bu.
Türk müslümancılıgını sadece vatan sevgisi ve dürüstlük olarak telakki edenler var. Eger ki hakikaten bu saf ve temiz duygularla bu davayı savunuyorlarsa ve buna inanıyorlarsa o halde gelin isminizi de iştirin. Müslümanlıktan başka bir isme niye ihtiyaç var? Vatanını en çok müslüman sever. Dürüstlük, adalet, eşitlik derseniz bunlar İslam’ın temel ilkelerindendir.
“Haktan sonra dalaletten başka ne var.” (6) Müslüman isminden sonra bulacagımız isimlerin birer sapma, yanılma oldu unu bildiriyor Kur’an bize. Eger biz Türk İslamcı dersek, Laz İslamcı, Kürt İslamcı, Çerkez İslamcı, Gürcü İslamcı, Arap İslamcılar çıkar ve ümmeti bölersiniz veya kendinizi ümmetten ayırırsınız.
Ve şu hadisin de muhatabı olursunuz o zaman: “Tefrika çıkaran bizden degildir.” (7)
Dünyanın neresinde olursa olsun her müslümanı kardeş kılan bir dindir bu İslam. “Sizden herbiriniz kendi nefsi için istedigini kardeşi için istemedikçe kâmil mü’min olamazsınız.” (8) telkinini yapan bir dindir bu İslam.
Böylesine ulvi bir din bir ırkla sentez edilebilir mi?
İslam’ın nesi eksik de o eksiklik bir sentezle tamamlanıyor veya İslam’da ne fazla ki o fazlalık bir sentezle düzeltiliyor ve kendilerinden sonra oluşacak Çerkez İslam sentezi ve Gürcü İslam sentezi gibi sentezlere ayakçı olacaktır.
Bugün insanlar üç batın (karın) öncesinin Türk mü, Ermeni mi oldugunu bile bilemezken (*) kavmiyet duygusu içlerinde bir kor gibi yanar ve hafif bir rüzgar bekler. Bazen çok ehemmiyetsiz meseleler bile bu koru canlandırır futbolda bile olsa hemen alevlenip zararlı bir hastalık haline gelir.
BİZDEN DEĞİLDİR
“Bizden Degildir: Asabiyet davasına kalkışan ve ona davet eden.
Bizden Degildir: Irkçılık üzere savaşan.
Bizden Degildir: Irkçılık davası üzere ölen bir diger rivayette de bunların cahiliye ölümüyle öldüklerini beyan eder.” (9)
Baba ogul bile olunsa birisi kafirse digerinin onun üzerinde bir hakkı yoktur. Hatta miras bile alamaz.
“Şirk ehline mirasçı olmayız ve miras almayız.” (10) Demek ki önemli olan İslam olmak, İslam olduktan sonra akraba olmanın çok daha ehemmiyetli bir yeri vardır.
Merhum Akif olayı şöyle özetler:
Hani milliyetin İslam dini... Kavmiyet ne?
Sarılıp sımsıkı dursaydın milletine.
“Arnavutluk” ne demek? Var mı şeriatta yeri?
Küfr olur, başka degil, kavmini sürmek ileri!
Arab’ın Türk’e, Lazın Çerkeze, yahut Kürd’e
Acem’in Çin’liye rüçhânı mı varmış! Nerede?
Müslümanlıkta “anâsır” mı olurmuş? Ne gezer!..
Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır ruh-ı Nebi tefrikanın;
Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın!
Fıkhın cinayet kitaplarında “İslam Camiasını gevşetecek her fiil ve hareket cinayettir.” (11) der.
İslam’daki vahdet ruhunu bilerek veya bilmeyerek parçalamaya çalışanlara derim ki:
SAKIN KATİL OLMAYIN...!
“Ey Rabbimiz bizlere hidayet buyurduktan sonra kalplerimizi saptırma.” (12)
ilk adım dergisi (ZEKİ SOYAK ÜSTAD)
NOT=SEYYİD AHMED ARVASİ ÜSTAD...ANADOLU İNSANININ (GENÇLİĞİN) EMPERYALİST-KAPİTALİST VE KÜLTÜREL
YOZLAŞMAYLA KUŞATILMASINA KARŞI TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜNÜ FİKİRLEŞTİRMİŞ-
KİTAPLAŞTIRMIŞTIR...ONA GÖRE TÜRK GEÇMİŞTE OLDUĞU GİBİ BATININ
ALGILADIĞI BİÇİMDEKİ TÜM MİLLETİ KAPSAYAN VE NET OLARAK MÜSLÜMAN
ANADOLU İNSANININ BATIDAKİ ORTAK ADIDIR...
TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ İLE ANADOLU GENÇLİĞİNE İSLAMİ BİR DURUŞ AŞILAMAYA
ÇABA HARCAMIŞTIR...DAİMA MÜSLÜMAN ECDADI ÖRNEK ALMIŞ DEĞERLİ BİR
MÜSLÜMAN AYDINDIR...ALLAH(C.C) RAHMET EYLESİN...
DER Kİ ;...(YORUM HALİ İLE) BENDEN SONRA BU DAVAYI DA ÇARPITACAKLAR...UÇ NOKTALARA KAYACAKLAR...YOLDAN ÇIKACAKLAR...!