- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR
Hatırlıyorum, bir tanıdı ım, "Niçin namaz kılıyorsun?" diye sormuştu da, hemen cevap vermek yerine, başka bir soru ile mukabele etmiştim: "İlletini mi ö renmek istiyorsun, hikmetini mi?"
Şaşırmış, "Bu da ne demek oluyor?" demişti.
Şöyle bir açıklama yapmıştım: "İllet, hakiki sebep, demektir. Hikmet ise, gözetilen fayda ve menfaat."
"Şu hâlde illeti nedir?"
"İlahî emirdir, ben namazı sadece emredildi i için kılıyorum."
"Ya hikmeti..?"
"Saymakla bitmez. Ben, hemen aklıma gelenleri söyleyeyim. Namaz, her şeyden önce, cehennem ateşinin kalkanı, kabir azabının siperi ve cennet kapılarının anahtarıdır. Ebedî saadet, onun sonsuza uzanan bir meyvesidir.
"Namaz, kalbe gıda, ruha şifa, bedene sıhhat, vicdana ölçü, akla istikamet, iradeye kuvvet ve duygulara intizam verir.
"Namaz, hayatı disiplin altına alır, günahtan korur, manevî kirleri temizler. Ruh, onunla nefes alır, huzur bulur, sükûna erer, Rabbine yönelir. Manevî yükselişin merdivenidir namaz, bütün ibadetlerin özüdür.
"Ancak, bunların hiçbiri olmasaydı bile, ben namazımı yine kılacaktım. Çünkü, faydalar teşvik edici olabilir, fakat asla hakikî sebep olamazlar. Onlar, önce istenilmez, belki sonra verilir."
O zaman söyleyemedim, dostuma şunları da söylemek isterdim:
"Namaz, imanımın ifadesidir, âcizli imin, zayıflı ımın, çaresizli imin, kısacası, kullu umun itirafıdır.
"Namaz, gözümün nuru, gönlümün göz bebe idir. Dünyam onunla aydınlandı, hakikati onun ışı ıyla gördüm, di er varlıkların ibadetlerini onun ilhamıyla bildim.
"Secdedeki zilletimde izzetimi bulmuşum. Allaha baş e işim, başkasına baş e meyece ime dair yeminimdir. Alnım yeri öperken, ruhum da beni sayısız nimetlerle yaşatan rahmet elini öpmektedir.
"Namazda ben âlem olurum, âlem de ben olur. Yüce divanda kâinatın sözcülü ünü ederim. Dilsiz varlıklar, benim dilimde dile gelir.
"Seccade tahtım, secde saltanatım... ve kullu um sultanlı ımdır."
Ömer SEVİNÇGÜL "KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR" Kitabından
Hatırlıyorum, bir tanıdı ım, "Niçin namaz kılıyorsun?" diye sormuştu da, hemen cevap vermek yerine, başka bir soru ile mukabele etmiştim: "İlletini mi ö renmek istiyorsun, hikmetini mi?"
Şaşırmış, "Bu da ne demek oluyor?" demişti.
Şöyle bir açıklama yapmıştım: "İllet, hakiki sebep, demektir. Hikmet ise, gözetilen fayda ve menfaat."
"Şu hâlde illeti nedir?"
"İlahî emirdir, ben namazı sadece emredildi i için kılıyorum."
"Ya hikmeti..?"
"Saymakla bitmez. Ben, hemen aklıma gelenleri söyleyeyim. Namaz, her şeyden önce, cehennem ateşinin kalkanı, kabir azabının siperi ve cennet kapılarının anahtarıdır. Ebedî saadet, onun sonsuza uzanan bir meyvesidir.
"Namaz, kalbe gıda, ruha şifa, bedene sıhhat, vicdana ölçü, akla istikamet, iradeye kuvvet ve duygulara intizam verir.
"Namaz, hayatı disiplin altına alır, günahtan korur, manevî kirleri temizler. Ruh, onunla nefes alır, huzur bulur, sükûna erer, Rabbine yönelir. Manevî yükselişin merdivenidir namaz, bütün ibadetlerin özüdür.
"Ancak, bunların hiçbiri olmasaydı bile, ben namazımı yine kılacaktım. Çünkü, faydalar teşvik edici olabilir, fakat asla hakikî sebep olamazlar. Onlar, önce istenilmez, belki sonra verilir."
O zaman söyleyemedim, dostuma şunları da söylemek isterdim:
"Namaz, imanımın ifadesidir, âcizli imin, zayıflı ımın, çaresizli imin, kısacası, kullu umun itirafıdır.
"Namaz, gözümün nuru, gönlümün göz bebe idir. Dünyam onunla aydınlandı, hakikati onun ışı ıyla gördüm, di er varlıkların ibadetlerini onun ilhamıyla bildim.
"Secdedeki zilletimde izzetimi bulmuşum. Allaha baş e işim, başkasına baş e meyece ime dair yeminimdir. Alnım yeri öperken, ruhum da beni sayısız nimetlerle yaşatan rahmet elini öpmektedir.
"Namazda ben âlem olurum, âlem de ben olur. Yüce divanda kâinatın sözcülü ünü ederim. Dilsiz varlıklar, benim dilimde dile gelir.
"Seccade tahtım, secde saltanatım... ve kullu um sultanlı ımdır."
Ömer SEVİNÇGÜL "KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR" Kitabından
