Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

darkmaster

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Haz 2011
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
Herkese merhaba arkadaşlar.benim bir sorum olacak.Kuran'da gayri-müslim tutumu neden zamanla değişmiştir.şu şekilde görebiliriz.

1)senin dinin sana benim dinim bana.
2)haram aylar çıkınca kafirleri gördüğünüz yerde öldürün.
3)fidye verirlerse serbest bırakın.

neden direk değişmeyen bir emir gelmemiştir.
 

İsrâ

"Özlem"imsin
 
Üyelik Tarihi
22 Eki 2010
Mesajlar
6,128
Aldığı Beğeniler
12,753
Konum
Kdz.Ereğli
Takım
Galatasaray
bunları kaynağınıda yazarmısınız? Hangi ayetlerde geçiyor?
 

darkmaster

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Haz 2011
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
1)Kâfirûn Suresi; Sure 109, Ayet 6

lekum dînukum we-liye dîn*i

Elmalılı 109:6 - Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

kaynak:http://www.multimediaquran.com/quran/turkce/109/109-006.htm

2)Tevbe / 5
Fe-iżâ inseleḣa-l-eşhuru-lhurumu faktulû-lmuşrikîne hayśu vecedtumûhum veḣużûhum vahsurûhum vak’udû lehum kulle mersad(in)(c) fe-in tâbû veekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte feḣallû sebîlehum(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)

Elmalılı Hamdi Yazır:
Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

kaynak:http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=9&ayet=5

3)Tevbe(9/29)

Kâtilûllezîne lâ yu’minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhıri ve lâ yuharrimûne mâ harremallâhu ve resûluhu ve lâ yedînûne dînel hakkı minellezîne ûtûl kitâbe hattâ yu’tûl cizyete an yedin ve hum sâgirûn(sâgirûne).

Elmalılı Hamdi Yazır:
O kendilerine kitab verilenlerden oldukları halde ne Allaha ne Âhıret gününe inanmıyan, Allahın ve Resulünün haram ettiğini haram tanımıyan, ve hak dinini din edinmiyen kimselere küçülmüş oldukları halde elden cizye verecekleri hale kadar harbedin.

kaynak:http://www.kuranmeali.org/9/tevbe_suresi/29.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx
 

EkSen

Çelİşkilli
 
Üyelik Tarihi
25 May 2011
Mesajlar
638
Aldığı Beğeniler
13
İlk madede belirttiğin ayet Kafirun suresindendir .. O dönemler müslümanlar zayıftı ve o ayetler indirildiğinde Mekke'de yeni yeni filizleniyordu .. Ancak üzerlerinde ki baskı çok büyüktü .. Kısaca " bize karışmayın zira biz size karışıyor değiliz sadece tebliğde bulunuyoruz katılıp katılmamak sizin bileceğinizdir " denilmiştir ..

Daha sonra İslamiyet yayılıp Mekke ele geçirilince Cihadın farzı çok daha büyük önem kazandı .. Dinimizde zorlama yoktur zaten kimseyi de zorla müslüman yapmamışlardır ancak Mekke civarındaki kabileler müslümanla diş bilemeye devam etmekteydiler .. Zaman zaman güçlerini birleştirip saldırılar düzenliyor ya da planlıyorlardı .. Dolayısıyla Efendimiz civar kabilelere elçiler göndermiş ve hemen hepsini islama davet etmiştir .. Kabul edenler islam fıtratı üzerine zekat vermeye kabul etmeyenler ise cizye ve haraca bağlanmışlardır ..
Fidye verme meselesi ise esir düşürülen düşman askerlerinin belli bir bedel karşıılığı serbest bırakılması olayıdır .. Ve hatta Bedr'de esir edilen müşriklerden bir kısmı medineli çocuklara okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmışlardır ( Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir olaydır )

Ve gelelim asıl sorunuza ..
neden direk değişmeyen bir emir gelmemiştir.

Öncelikle Kuranda nesh olduğunu anlamanız ve kabul etmeniz gerekir .. Nesh'in ne olduğuyla ilgili size kısa bir alıntı sunayım .. Buyrun ..

“Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak, yerine ya daha hayırlısını, ya da dengini getiririz. Bilmez misin, Allah’ın gücü her şeye yeter.” (Bakara 2/106)

Nesih sözlükte bir şeyi bir başka şeyle değiştirme, onun yerine başkasını koyma anlamına gelir[1]. Allah Teala şöyle buyurur:

“Bir âyetin yerine başka bir âyeti koyunca, ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilir, şöyle dediler: “Sen sadece iftiracısın.” Yok, onların pek çoğu bilmezler.” (Nahl 16/101)

Yukarıdaki iki âyete göre nesih, “Bir âyetin, kendi dengi veya daha hayırlısı ile değiştirilmesidir.”

İlk peygamberden son peygambere kadar vahiyde bütünlük vardır. Allah Teala şöyle buyurur:

“Allah Nuh’a buyurduğunu, sana vahyettiğini, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğini sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. Dini ayakta tutun, onda ayrılığa düşmeyin…” (Şura 42/13)

Bu durumda Kur’ân, önceki ilahi kitapları neshetmiş olur. Âyetlerinin büyük bir kısmı Nuh’a, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vahyedilene denktir. Bir kısmı da sadece Peygamberimize vahyedilen ve hafifletici hükümler içeren âyetlerdir.

Böylece neshin iki şartı ortaya çıkar:

1- Âyetler arasında olması.

2- Neshedilen âyetin, öncekiyle aynı hükmü veya ondan daha hayırlı bir hükmü taşıması.

Sünnet Kur’ân’ın açıklaması olduğu için Kur’ân’a tabidir. Tabi olana ayrı bir hüküm verilemez. Allah Teala şöyle buyurur: “Sana bu Zikri (Kur’ân’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın.” (Nahl 16/44)

Peygamberimizden bazı istekler olmuş, bunun üzerine şu âyet inmiştir:

“Âyetlerimiz onlara açık belgeler halinde okununca, bizimle karşılaşmak istemeyenler şöyle dediler: “Ya bundan başka bir Kur’ân getir veya bunu değiştir.” De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem, olacak şey değildir. Ben, bana ne vahyolunursa sadece ona uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azabından korkarım.”(Yunus 10/15)

Bir âyet neshedilince, Peygamberimizin onunla ilgili söz ve uygulamalarının da neshedilmiş olacağı açıktır. Çünkü o, kendine ne vahyolunursa ona uyar.

Âyetin lafzının neshedilip manasının devam ettiği de iddia edilemez. Çünkü bir âyet, ancak yeni bir âyet ile neshedilebilir. Bu yeni âyet, öncekinin lafzını neshettiği gibi manasını da nesheder.

Nesheden âyetin, neshedilenden ağır hüküm taşıyamayacağı, şu âyetin de gereğidir.

“Yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı bulacakları ümmi peygambere uyanlar… O onlara, iyiliği emreder, kötülükten men eder. Onlara iyi şeyleri helal, kötü şeyleri haram kılar. Sırtlarından ağır yükleri, boyunlarından demir halkaları kaldırır atar…” (Araf 7/157)

Bir âyetin daha hayırlı bir âyetle neshine zina cezası örnek olabilir. Tevrat ve İncil’de zinanın cezası ölümdür. Bunu Peygamberimiz de bir süre uygulamıştır. Kur’ân, daha sonra o hükmü neshetmiştir.


Son olarak tüm bu yazdıklarım dahi sizi tatmin etmezse bende sorunuza soruyla cevap verir ve olayı noktalarım ..

Neden küçücük bir pıhtıdan yavaş yavaş değişe değişe büyüyoruz ki ..?!
 

darkmaster

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Haz 2011
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
dinde zorlama yoktur bunu biliyoruz mesela dindar olursan kendi rızanla olursun olmazsan öldürürüz yada haraç alırız.dindarsan dindar kalmaya özgürsün dinden çıkarsan öldürülürsün:Dirtidaın cezasını biliyorsunuzdur.

sonuç olarak dinde zorlama yoktur bunu biliyorum kendi yaşantımdan:)

söyledikleriniz tatmin etti zaten bildiğim şeylerdi de görüşlerinizi almak istedim.Allah yada Muhammed ortamına göre şerbet içirmiştir.bunu bildiğinize göre sorum cevaplanmıştır tatmin olmuşumdur.

saygılar.
 

İsrâ

"Özlem"imsin
 
Üyelik Tarihi
22 Eki 2010
Mesajlar
6,128
Aldığı Beğeniler
12,753
Konum
Kdz.Ereğli
Takım
Galatasaray
Vermiş olduğunuz linkte sorunun cevabı zaten mevcut. Neden sorduğunuzu anlayamadım ??? Arkadaşımızda cevaplamış zaten.
 

EkSen

Çelİşkilli
 
Üyelik Tarihi
25 May 2011
Mesajlar
638
Aldığı Beğeniler
13
Bildiğini bildiğini bildiğimi bilmeni isterim ..
Sizi ikna etmek aruzusunda da değilim açıkcası ..
Doğuştan kör birine renkleri anlatamazsınız .. Ancak ALLAH'tır gözleri açan .. Rabbim hakkınızda hayırlısı neyse onu versin inşaALLAH ..
 

darkmaster

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Haz 2011
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
Bildiğini bildiğini bildiğimi bilmeni isterim ..
Sizi ikna etmek aruzusunda da değilim açıkcası ..
Doğuştan kör birine renkleri anlatamazsınız .. Ancak ALLAH'tır gözleri açan .. Rabbim hakkınızda hayırlısı neyse onu versin inşaALLAH ..

bende müslüman ülkede doğdum çocukken inandım böyle şeylere.renkleri biliyoruz yani sonradan kör olduk :D
 
Üst Alt