Leyll
Yine kapandı büsbütün gece yüzüme
Alabildiğince hoyrattadır zaman ellerimde
Oyunlara susamış çocuklar beni itiyor meydana
Hırçınlığa vurulmuş güc zora koşturuyor
Öfkelere teslim edilmiş hayat çelimsiz duruyor
Sabah doğacakmış biliyormusun uzakların yanına
Bakışların keskin baktığı günde derlenirmiş güneş
O gün kaynayacak kahırlar ve yeryüzünü kaplayacak
Leyll bir tek sen söyle bana kaç var sabaha
Leyll
Ölümler içinde gömlekler giydirilmiş bizlere
Ve adımlarımız tersten dokuyor yaşam içinde
Hasrete verilmiş ekinlerimiz hasat beklemekte
Toprak bir filizi büyütüp hep sabır ekmekte
İşlenen suçların cellat korkusu bu bilinmekte
Bu kanlı oyunların oyungah düzenleri bitmekte
Azığımızdan ayırıp yüreğimize bıdır sığdırdığımız
Leyll bir tek sen söyle bana kaç var sabaha
Leyll
Uzakların çocuklarından habersiz duruyorum
Bir derviş diline aşk sözcükleri diziyorum
Seslenişim Ortadoğu, Ağlayışım bir ben oluyor
Çöküyor yangınlar üzerime bir daha sarıyor ruhumu
Kelepçeli beyinden, Prangalı fikirlerden zülüm yağıyor
Ölmelerim neden herkes gibi değil ki?
Leyll şu mısralarımın içinden içerim yazılıyor
Al sakla mahzen dolu yüreğinde büyüt ve koru
Susamışlığımın en derin yerine bugünü yerleştir
Üzerine mabedler dikelim secdeler mahkum kılınmasın
Taif'in yolcusundan Bedir'in aslanlarına kadar yürüsün zaman
Aldıklarını son zerresine kadar bedeller harcadım
Artık her verişimin bir yok oluşu olacak biliyorum
Leyll bir tek sen söyle bana kaç var sabaha
Leyll
İç dünyamızın baharına karabulutları yürüttüler
Bizi yine sarıklı ve sakallı zebaniler düşürdüler
Soruyor bize hangi erdemi kime havale ettiğimi
Bir tutam secdemizi ciğerimizden söküyorlar
Ne nihayet şiirde uslanmayacak şarkıda durmayacak
Sızılarımızdan cehennemin ateşlerini çağırıyoruz
Teslim olamamış tüm teslimatçılara sicciller diliyoruz
Leyll bir tek sen söyle bana kaç var sabaha
13 Kasım 2009
Saat: 03:30