Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” (Tâ-hâ; 124)
Allah'ın hidayet kaynağı, O'nun Kur'an'ına uymak ve Peygamberine tabi olmaktır. Demek ki kim Allah-u Zülcelal'in ipine sımsıkı sarılırsa, onun için ne dünyada, ne de ahirette bir zarar yoktur.
Onun vücudu, tuz gibi parça parça da olsa, o yine de kârdadır. Yeter ki insan imtihanını kazansın. İnsan, ruhunu samimi olarak Allah'a feda ettikten sonra, her şey ona kolay gelir.
Süfyan-ı Servi (rahmetullahi aleyh), kendi zamanının büyük âlimlerindendi. O kadar âlimdi ki, diğer âlimler ve insanlar, fetva sormaya onun yanına gelirlerdi. O şöyle demiştir: "Ben Kur'an okurken, bir ayetten diğer bir ayete geçmeyi istemiyorum. Çünkü bir ayeti okurken, o ayetin bana emrettiği şeyi düşünmem gereklidir."
Biz ise maalesef düşünmüyoruz. Allah-u Zülcelal'in emir ve nehiylerini düşünmemiz lazımdır. Bu ayet bana ne emrediyor, ne yapmam lazımdır, diye düşünmeliyiz. Okuduğumuz ayet-i kerimede, Allah-u Zülcelal'in bizden ne istediğini düşünmeliyiz. Allah-u Zülcelâl bu ayetle, Kur'an'dan, gafil olanlar için kıyamet gününde çok dar, çok sıkıntılı bir geçim olduğunu beyan etmiştir.
Süfyan-ı Sevri'nin buyurduğu gibi bir ayet-i kerimeyi, bir hükmü okuduğumuz zaman, onu derinlemesine düşünmeli, Rabbimizin bizden ne istediğini, tefekkür etmeli, hızlı bir şekilde diğer ayetlere geçmemeliyiz.
RABBIM azze ve celle hakki ile tefekkür etmeyi cümlemize nasip etsin
Allah'ın hidayet kaynağı, O'nun Kur'an'ına uymak ve Peygamberine tabi olmaktır. Demek ki kim Allah-u Zülcelal'in ipine sımsıkı sarılırsa, onun için ne dünyada, ne de ahirette bir zarar yoktur.
Onun vücudu, tuz gibi parça parça da olsa, o yine de kârdadır. Yeter ki insan imtihanını kazansın. İnsan, ruhunu samimi olarak Allah'a feda ettikten sonra, her şey ona kolay gelir.
Süfyan-ı Servi (rahmetullahi aleyh), kendi zamanının büyük âlimlerindendi. O kadar âlimdi ki, diğer âlimler ve insanlar, fetva sormaya onun yanına gelirlerdi. O şöyle demiştir: "Ben Kur'an okurken, bir ayetten diğer bir ayete geçmeyi istemiyorum. Çünkü bir ayeti okurken, o ayetin bana emrettiği şeyi düşünmem gereklidir."
Biz ise maalesef düşünmüyoruz. Allah-u Zülcelal'in emir ve nehiylerini düşünmemiz lazımdır. Bu ayet bana ne emrediyor, ne yapmam lazımdır, diye düşünmeliyiz. Okuduğumuz ayet-i kerimede, Allah-u Zülcelal'in bizden ne istediğini düşünmeliyiz. Allah-u Zülcelâl bu ayetle, Kur'an'dan, gafil olanlar için kıyamet gününde çok dar, çok sıkıntılı bir geçim olduğunu beyan etmiştir.
Süfyan-ı Sevri'nin buyurduğu gibi bir ayet-i kerimeyi, bir hükmü okuduğumuz zaman, onu derinlemesine düşünmeli, Rabbimizin bizden ne istediğini, tefekkür etmeli, hızlı bir şekilde diğer ayetlere geçmemeliyiz.
RABBIM azze ve celle hakki ile tefekkür etmeyi cümlemize nasip etsin
Son düzenleme: