Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
eyubsultan.jpg



622 yılının bir nisan günüydü. Günlerdir güneş ortalı ı iyice ısıtana kadar a açların, damların üzerinden kutlu misafirlerin yolunu gözleyenler, yine evlerine dönmeye hazırlanıyordu.

Birden ortalı ı tarifi imkansız bir sevinç kapladı. İki Cihanın Sultanı (sas) yanında ikinin ikincisi Sıddık-ı Ekber ile Veda Tepelerinde görünmüştü. Dillerden dökülen;
Ay do du üzerimize Veda Tepelerinden
Şükür gerekti bizlere Allaha davetinden
Ey bize gönderilen
İtaat edilecek emirle geldin
Geldin Medineye şeref verdin
Merhaba ey hayırlı davetçi beyitleri, sevinç gözyaşlarına karıştı. Küçük masum kızlar Bizler Neccaro ullarının kızlarıyız. Muhammedin (sas) komşulu u ne hoş komşuluk, onun yakınlı ı ve hısımlı ı ne mutluluktur. diyerek istikbale çıktı. O kutlu günü Hazreti Enes (r.a), Medine Allah Resûlünün şereflendirdi i günden daha aydınlık bir gün yaşamadı. diyerek anlatır.O gün Medine halkı Resûlüllahı (sas) a ırlayabilmek için birbiriyle yarış içindeydi. Çünkü daha önceden Akabede elini tutmuşlar, Onu muhafaza edeceklerine söz vermişlerdi. Evet, bu tarihten üç yıl önce Allah Resûlü (sas) bir hac mevsiminde Minadaki Akabe bölgesinde çadır kuran Medinelilerin yanına u ramış, onlara İslâmı tebli etmişti. Ertesi yıl 12 Medineli gelerek aynı yerde Allah Resûlüne biat etti. Üçüncü yıl ise 73 erkek ile 2 kadın kendi canlarını ve evlâd ü ıyallerini nasıl koruyorlarsa Onu da (sas) bütün tehlikelerden koruyacaklarına söz verdi. Bu grubun içinde Eyüp Sultan Hazretleri de bulunuyordu. Resûlüllahın elini tutarak verilen sözler tarihe Akabe Biatları olarak geçti.

İşte hicret emri de gelmiş, kâinâtın yüzü suyu hürmetine yaratıldı ı Yüce Paygamber (sas) kendilerine bu sözü veren Medinelilerin yurdunu şereflendirmişti. Mirac Gecesi arş üstüne çıkan kademini acaba hangi evin eşi ine basacaktı? Her geçti i mahalde insanlar önüne çıkıyor, yularından tutarak deveyi çevirmeye çalışıyor, Bizi teşrif buyur Yâ Resûlallah. İşte canlarımız, işte mallarımız emrine âmâdedir. Bizim malımız çok, çocuklarımız kuvvetli, sözümüz geçer. Bize misafir ol, seni biz koruyalım. diyorlardı. Zat-ı Risâletpenâhîlerinden (sas) ise hep aynı söz sadır oluyordu: Deveyi bırakın. O emredilmiştir.


 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray

Cibrîl-i Emîn tarafından yedilen deve (nâka), nihayet bugün Mescid-i Şeriflerinin bulundu u, o gün ise Neccaro ullarından iki yetime ait olan arsada çöktü. Allah Resûlü (sas), buraya akrabalarından en yakın kimin evinin oldu unu sordu. Devenin çöktü ü arsa, bizim Eyüp Sultan diye bildi imiz Halid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensâriye ait evin önündeydi. Mescid-i Nebî ve hane-i saadet yapılana kadar Âlemlerin İftiharı (sas) onun evinde misafir kaldı.

Sonra hikmetle buyurdu ol Resûl
Hangi câya nâkam eylerse nüzûl
Ben dahî ol hânenin mihmânıyım
O güzel evcin meh-i tâbânıyım
Nâka-dârı çünki Cibrîl-i Emîn
Çekdi beyt-i Hâlide kıldı mekîn
Hâlid ibni Zeyd-i Ensârî budur
Hem Resûlüllah alemdârı budur
Bu şerefle buldu gayet imtiyaz
Cümle ashab oldu gıbtasâz
Kabil-i tarif olmaz devleti
Mihmandarlıkdır ânın izzeti




 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Melik Tübbâdan asırlar sonrasına mektup

Şimdi de o tarihten asırlar öncesine gidelim... Yemen meliklerinden Tübbâ, ordusuyla sefere çıkar. O zamanki ismi Yesrib olan Medine-i Münevvereden geçerken, yanındaki, alimler, Mekkeden İsmailo lullarına mensup bir peygamberin çıkaca ını, daha sonra bu şehre gelip yerleşece ini haber verir. Alimlerin sözleri, Melik Tübbânın gönlünde Âhir Zaman Nebîsine (sas) karşı büyük bir muhabbet uyandırır. Kendisini irşad eden âlimleri bu şehirde yerleştirir. Şanlı Peygamber hicret etti i zaman ikamet buyursun diye bir ev yaptırır. Ayrıca Ona (sas) teslim edilmek üzere bir mektup yazıp mühürler. Mektubun nesilden nesile vasiyet edilerek ulaştırılmasını ister. İşte Resûlüllühın (sas) devesinin çöktü ü Eyüb Sultan Hazretlerine ait ev, bu evdir.

Yemen Melikinin hicreti müteakip Fahr-i âlem Efendimize takdim edilen mektubunda ise şunlar yazmaktadır:

Melik-i Tübbâ Ümeyr bin Dürûdan Allahın resûlü ve nebîsi olan Muhammed bin Abdullaha. Emmâ badü, ben sana, senin ve her şeyin Rabbine, İslâm ve iman şeriati hususunda Rabbinden sana gelene iman ettim. Ve dedim ki; e er sana erişirsem ne mutlu. Erişemezsem kıyamet gününde bana şefaatçi ol, beni unutma. Zira ben senin evvel ümmetindenim. Daha gelmeden, Allah, peygamber olarak göndermezden önce Sana biat ettim. Senin ve İbrahim Aleyihsselâmın milleti üzereyim. Mektup okunur, Resûlüllah Aleyhisselâm, üç kere Merhaba salih bir kardeş olan Tübbâ. buyururlar.

Yaratılmışların en hayırlısı (sas), Hazreti Hâlidin evinde yedi ay kaldı. Önce alt kattaki odaya yerleşti. Ama Ebû Eyyûb ile hanımı Ümmü Eyyûb, Resûl-i Ekremin (sas) üst katında oturmaya tahammül edemedi. Hatta gece testileri devrildi. Alt kata sızmasın diye yorganlarıyla suyu kurulamaya çalıştılar. Sabah da şanlı misafirlerinin huzuruna varıp kendisinin üst katı şereflendirmesini istediler.

Evlerindeki yüce misafirlerine muhabbetleri öyle derindi ki, ikram ettikleri yemek kaplarında parmak izlerini arayıp bereketlenmeye çalışıyorlardı. Bir gün Allah Resûlünün (sas), ikram etti i yeme i yemedi ini görüp sebebini sordular. İçinde sarmısak oldu unu, kendisine vahiy mele i geldi i için yemedi ini; ama başkalarının yemesinde mahsur olmadı ını beyan buyurdu. Hazret-i Ebû Eyyûb, müsaade edilmesine ra men Rasûllulluha tâbi olmak için çi so an-sarmısak yememeye karar verdi. Efendimizin (sas) teşrifiyle Hazret-i Halidin evine bereket ya dı. Bir defasında Allah Resûlü için yemek hazırlamıştı. Bir-iki kişiye ancak yetecek yemek için Resûlullah (sas) Ensardan otuz kişiyi davet etmesini emir buyurdu. Otuz kişi geldi, doyup gitti. Ardından altmış, yetmiş ve yirmi kişi daha ça ırıldı. O gün hazırlanan yemek, yüz seksen kişiyi doyurdu. Efendimiz (sas) kendi hanelerinin tamamlamasından sonra oraya intikal etti; ama Hazret-i Halide komşulu u devam etti. Halid ibni Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî, Rasulullahla birlikte bütün harplere katıldı. Onun (sas) vefatından sonra da cihaddan yüz çevirmedi. Mısırın, Kıbrıs adasının fethi, Suriye, Filistin muharebeleri onun iştirak etti i savaşlardandır. Hazret-i Osman (ra) devrinde fitneler zuhur edince halife namaza çıkamadı. İmamsız kalan cemaat Hazret-i Aliye (ra) müracaat etti. O da Mescid-i Nebevinin imamlı ına Hz. Halidi layık gördü
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
İstanbulun fethine katıldı

Hicretin 43. senesinde (bir rivayette 48) İstanbul üzerine açılan sefere sahabe-i kiramın ileri gelenlerinden pek çok zatla birlikte iştirak etti. Bu seferde İslam ordusu, sıkıntılara düştü ünden muhasarayı kaldırıp geri dönmek zorunda kaldı. 49 yılındaki ikinci sefere de katıldı. Çatışmaların bütün hızıyla devam etti i sırada zaten yaşı ilerlemiş olan Hazret-i Hâlid hastalandı. Hazreti Peygamberden (sas) Kostantiniyye surları önünde salih bir adamın vefat edece ini duydu unu, bu şahsın kendisi olaca ını ümit etti ini söyleyerek cenazesinin askerlerin ulaşabildi i en son yere defnedilmesini vasiyet etti. Vasiyeti mucibince tabutu aynı zamanda harbetmekte olan askerlerin başları üzerinde taşınarak varılan en ileri noktaya defnedildi. Bu manzarayı kale burçlarından seyreden Bizans kayseri, ordu komutanı Yezide haber göndererek Senin baban işitti imize göre çok zeki bir adam oldu unu iddia ediyormuş ve seni bu memleketi fethetmek için buraya göndermiş. Sen de peygamberin sahabesine hüsnüzan ederek cenazesini bizim memleketimize gömmeyi istiyorsun. Düşünmez misin ki, siz buradan dönüp giderken biz onu kabrinden çıkartır ve köpeklere yediririz. dedi. Yezid de verdi i cevapta böyle bir hareketle karşılaştıklarında Arap yarımadasında öldürülmedik bir Hıristiyan, çan çalan bir kilise bırakmayacaklarını söyledi. Bunun üzerine Kayser, hicri 52de vefat eden Eyüb Sultan Hazretlerinin kabrini muhafaza etmeye söz verdi. Hatta Hazreti Hâlidin kabri, Bizans zamanında da mukaddes bir mekan olarak biliniyor, hastalar kabrin ayak ucundan çıkan suyu şifa niyetiyle içiyorlardı.

Bu kuyu kim ol nezir
suyu âlem içre zemzemân
Alemdâr-ı Resûlün
aya ına yüz sürer Zühreyân
Çün defn ittiler ashabın
guzâtı bunda bu şâhı
Bu câhı, aya ı ucunda
kazıp eylediler inşâ




 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray

Türbesi, İstanbulun manevi merkezi

Eyüb Sultan Türbesi ve civarı, asırlar boyunca İstanbulda mânâ ikliminin en yo un yaşandı ı mekan haline geldi. İnsanlar do umdan evlili e, sünnetten hac için yola çıkmaya her vesilede, kandilden cumaya her özel günde Alemdar-ı Resulullahı ziyarete koştular. Fahr-i Cihanın (sas) Medinedeki kapı komşusuna kabir komşusu olabilmek için Karya dı tepesinden Edirnekapıya kadar mezar şehir oluştu. Hazreti Halidin ziyaretçileri 1400 küsur sene sonra hâlâ eksik de il. Gecenin bir vakti sıcak yataklarını terk edenler otomobillere, otobüslere doluşup Eyüp Sultan Camiine sabah namazına gidiyor. Sabahın alacakaranlı ında türbe önünde yapılan hatim duasında binlerce a ızdan amin sadâları gö e yükseliyor.

Eyüb Sultan Hazretlerinin kabr-i şerifi bir rivayette Latin istilası sırasında belirsiz hale geldi i, bir di er rivayete göre de sur dışındaki birçok ayazmadan hangisi oldu u bilinmedi i için İstanbulun fethi sırasında Akşemseddinin manevi keşfiyle yeniden ortaya çıktı. Muhasaranın ilk günlerinde Akşemseddinin gösterdi i yer kazıldı ında Bu Ebû Eyyubün kabridir yazılı bir taş bulundu. Fatih, kabrin üzerine türbe, etrafına da cami ve medrese yaptırdı. Cami daha sonra yenilendi, türbeye ilaveler yapıldı. Çeşitli padişahlar ve hayır sahipleri tarafından vakıflar tahsis edildi.

Eyüb Sultan niçin Sultan?

Eyüb Sultan Hazretlerinin asıl adı Halid, babasının adı Zeyddir. Ama Araplarda bir şahsı baba ya da o lunun adıyla anmak âdet oldu undan Ebû Eyyub (Eyyübün babası) künyesiyle tanınır. Ensardan oldu undan Ensarî, Hazrec kabilesine mensubiyetinden dolayı Hazrecî, Medineli oldu u için Medenî denilir. Türkler arasında ise Eyüb Sultan olarak bilinir. Eyüb Sultana bu topraklarda Sultan lakabı layık görülmüştür. Çünkü o:

İlk sahabelerdendir

Allah Resulüne (sas) 2. Akabe biatında söz vererek iman etmiştir. Andolsun ki o a acın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, üzerlerine sekine indirmiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir. ayetinin bahsetti i bahtiyar kullardandır.

Ensârdandır

İyilik yarışında önceli i kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allahtan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur. (Tevbe Sûresi-100) ve Daha önceden Medineyi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkârlı ından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir. (Haşr Sûresi-9) müjdesine kavuşan Ensardandır.

Alemdâr-ı Rasulullahtır

Gerçi Ebu Eyyübün harplerde sancak-ı şerifi taşıdı ına dair rivayet bulunmamaktadır. Ancak, Bera ibni Âzibden gelen bir rivayete göre, Hazreti Halid (ra), Peygamber Aleyhisselam tarafından, ashabdan bazı zatlarla birlikte elinde sancak oldu u halde bir kişiyi cezalandırmak üzere gönderilmiştir. Bir hadiste de bir yerde vefat eden sahabelerin elinde nurdan bir sancakla kabirlerinden kalkacakları ve insanlara önder olacakları rivayet edilmiştir. Bu yüzden İstanbul halkı mahşer gününde onun sanca ı altında toplanmayı ümit eder.


 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Kahraman bir gazidir

Efendimizle bütün gazalara katıldı. Meleklerle desteklenen ve şanında O vakit siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da Ben size peşpeşe gelecek bin melaike ile imdad edece im diye duanızı kabul buyurdu. (Enfal Sûresi-9) denilen Ashab-ı Bedirdendir. Efendimiz (sas) Ashab-ı Bedir hakkında Ne biliyorsun, Allah Teâlâ, Bedir ehlinin haline muttali oldu da Diledi inizi yapın, sizlere cenneti vacip kıldım ya da sizleri ma firet ettim buyurdu. demiştir. Cebrail (as) bir gün Efendimize (sas) gelerek, Yâ Resulallah, içinizdeki Bedir kahramanlarına nasıl bir de er veriyorsunuz? diye sordu. Efendimiz (sas) de Müslümanların en faziletlisi. buyurdu. Bunun üzerine Cebrail, Biz de Bedire katılan melekleri en faziletlilerimiz olarak kabul ediyoruz. dedi.

Hadis râvisidir

Efendimizden (sas) 200 kadar hadis-i şerif rivayet etti. Bu hususta o derece titizdi ki sadece Her kim bu dünyada bir müminin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun kusurunu örter hadisi hakkındaki şüphelerini gidermek için deve üstünde Mısıra gidip Ukbe bin Amirle (ra) görüştü. Hadisi teyit ettirdikten sonra gerisin geriye Medineye döndü.

Sözleri âyet oldu!

Hazreti Aişeye iftira edildi i meşhur ifk hadisesinde hanımı Ümmü Eyüb, bu konudaki fikrini sordu. Hazret-i Halid (ra) Bu apaçık bir iftiradır. dedi. Ve bir müddet sonra bu sözler di er müminleri ikaz manasında Rabbimiz tarafından âyet-i kerime olarak nâzil oldu. Cenab-ı Hak, Ümmül Müminîn Aişe (r.anhâ) Validemiz hakkında Onu işitti iniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da Bu apaçık bir iftiradır demeleri gerekmez miydi? (Nur Sûresi-12) âyetini indirdi.

Efendimizle akrabadır

Efendimizle (sas) akrabadır. Efendimizin (sas) dedesi Abdülmuttalibin annesi de Medinelidir ve Hazrec kabilesindendir. Hazreti Peygamberi (sas) hicretten sonra yedi ay evinde misafir etmiştir.

Efendimizin duasına mazhardır

Bir defasında Hazret-i Fahr-i Cihan Aleyhissalâtü ves Selâm Efendimizin sakal-ı şeriflerine kuş tüyü kondu unda hemen koşarak kaldırdı. Bunun üzerine Peygamber Aleyhisselâmdan Ey Ebâ Eyyûb sana kötülük isabet etmez. müjdesi sadır oldu. Bu müjdenin bereketlerindendir ki kabri asırlar boyu Bizans toprakları içinde bulundu u halde ayaklar altında kalmadı. Hıristiyanlar ayak ucundan çıkan su sebebiyle buraya kudsiyyet atfetti, ayazma olarak muhafaza etti.

Fitnelerden hep uzak durdu

Asr-ı Saadette çıkan fitnelerden uzak kalarak herkesten hürmet gördü. Medine-i Münevvere âsîlerin eline geçip, Hazreti Osmanın (ra) imamlı ı engellenince Hazreti Alinin (ra) tavsiyesiyle Mescid-i Nebevide bir müddet o imamlık yaptı.

Vahiy katibidir

Vahiy kâtibi ve Ensarın önemli hâfızlarındandı.

Valileri hakka ça ırdı

Emeviler döneminde Medine Valisi olan Mervanı namazı geciktirdi i için, yine Muaviyeyi (ra) de sünneti ihlal etti i için uyarmıştı.

Sahabenin büyü ü idi

Abdullah bin Abbas (ra) Basra valisi iken, Hz. Eyüp onu ziyarete gitti inde, hürmetle Senin, Peygambere (sas) hizmet etti in gibi ben de sana hizmet etmek istiyorum. deyip kona ını ona bırakmıştı.



 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Müjdelenen askerlerdendi

Kıbrısın fethinde ve ilk İstanbul muhasarasında bulundu. Ümmetimden ilk deniz seferine çıkan askerler ve Kayserin memleketine giden askerler ma firet olmuştur. hadis-i şerifinde müjdelenen her iki sınıf içinde de bulunmaktadır.

Hadisteki müjdelenen zât oldu

Sahabe-i kiram tarafından gerçekleştirilen 2. İstanbul muhasarasında şehid düşerek Kostantiniyye surlarının yanında bir salih kimse defnolunalacak. hadisinin müjdesine kavuştu.

Kabrini Akşemseddin keşfetti

Kabri, İstanbulun muhasara edildi i günlerde Akşemseddin tarafından keşfedildi i için, Kostantıniyye elbette fetholunacaktır. O komutan ne mutlu komutandır. O asker ne mutlu askerdir. hadisinde bahsedilen ve askerleri şevke getiren en mühim manevi dinamiklerden biri oldu.

Silahdar A anın hatırası çınarlar

İstanbul muhasarasının ilk günleriydi. Sultan Mehmed, Akşemseddine gönlündeki bir muradı arzetti: Tarihî kaynakların verdi i malumata nazaran Resûl-i Ekremin (sas) mihmandarı Ebû Eyyüb el Ensari, Bizans surları yakınında medfun imiş. Himmetinizle onun kabr-i şeriflerini bulmayı arzulamaktayım. Akşemseddin, padişahın sözleri üzerine eliyle bir mevkii işaret ederek Her gece şu semte bir nur indi ini görmekteyim. Muhtemelen Resûl-i Ekremin mihmandarı Halid bin Zeydin kabri o caniptedir. buyurur. Hep birlikte işaret edilen semte gelinir. Hazreti Şeyhin tarifi ile kabrin baş ve ayak ucuna birer çınar fidanı dikilir. Fatih, o gece silahdar a ayı ça ırıp yüzü ünü verir. Kabir olarak gösterilen yerin ortasına bu yüzü ü gömmesini, fidanları ise sökerek yirmi adım kıble tarafına dikmesini ister.

Ertesi sabah Sultan, Akşemseddini de yanına alarak tekrar kabre gider. Buraya türbe yaptıraca ından iyice emin olmak için bir daha göstermesini rica eder. Akşemseddin, bir gün evvel dikti i fidanlarla hiç ilgilenmeksizin yüzü ün gömüldü ü yere gelir. Burayı kazdıklarında Arapça üzerinde Burası Ebû Eyyübün kabridir. ibaresi bulunan bir taş bulacaklarını söyler. Toprak kazıldı ında tarif edilen şekilde bir mermer taş bulunur. Akşemseddin, kenarda bekleyen a anın mahcubiyetini gidermek için çınar fidanlarının silahdar a anın hatırası olarak yerlerinde bırakılmasını ister. Bugün Eyüp Sultan Camiinin avlusundaki parmaklık içinde gö e ser veren çınarlar işte beş yüz küsur sene evvel dikilen o fidanlardır. Bazıları burasının aynı zamanda Eyüb Sultan Hazretlerinin cenazesinin yıkandı ı yer oldu unu da rivayet eder.



 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray

III. Selimin şiiri

Alemdâr-ı Kerîm-i Şâh-ı İklîm-i Risâletsin
Muînim ol benim dâim behakk-ı Hazret-i Bârî
Selîm-i İlhâmî her dem yüz süre bu ravza-i pâke
Şefaatle kerem kıl Yâ Ebâ Eyyûbel Ensârî
Eyüb Sultan Camii

Eyüp semtinin merkezinde Haliç kenarındaki Eyüp Sultan Külliyesi içinde bulunan Eyüp Sultan Camii, İslam aleminin önemli ziyaretgahlarından biridir. Caminin içinde de yer aldı ı Eyüp Sultan Külliyesi; cami, türbe, hamam ve günümüze ulaşmayan medrese ve imaretten oluşmaktaydı. Külliyenin ilk inşa edilen kısmı türbedir. 1459 yılında ise yine Fatih Sultan Mehmed tarafından türbenin yanına cami, medrese, imaret ve hamam yaptırılmış böylece külliye oluşmuştur.

Yaptırılan bu ilk cami 1766 yılındaki depremde çok büyük zarar görmüş ve tamir edilemeyece i anlaşılınca, Sultan III. Selim tarafından 1798de tamamen yıktırılarak yerine yeni bir camii yaptırılmıştır. Bu yeni camii 1800 yılında tamamlanmış ve padişahın da katıldı ı bir törenle ibadete açılmıştır. Günümüze kadar ulaşmayı başaran bu ikinci camidir.


( Zaman - Ailem )


 
H

hayrunisa

Guest


can kardesim. rabbim şefaatine nail eylesin insallah bizleri o kutlu sahabenin.
 
Üst Alt