- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Hz. Peygamber (s.a.v.) Uhud'daki şehitlerin kabirlerini ziyaret eder ve şöyle derdi: 'Sabrettiğiniz şeylere mukabil sizlere selam olsun. Sizler için ahiret yurdu ne kadar güzeldir.' Zaman zaman da Baki mezarlığına gider, onlara selam verir ve şöyle dua ederdi: 'Ey Müminler yurdunun sakinleri. Selam size. Bizler de inşaallah sizlere kavuşacağız. Allahü Teala'dan bizim ve sizin için afiyet ve selamet dilerim.'
Enes ibni Malik buyurdu ki: Kıyamet günü kafirlerin dünya nimetlerinden en çok faydalananı getirilerek 'onu ateşe daldırın' denir. O ateşe daldırıldıktan sonra ona 'hiç nimet gördün mü' diye sorulur. O 'hayır' der. Sonra dünyada en çok sıkıntı çeken getirilerek 'onu cennete koyun' denir. Cennete konduktan sonra ona 'hiç sıkıntı çektin mi' diye sorulur. O 'hayır' der.
Muhammed bin İnan her cuma günü el-Karafe kabristanına gider, tanıdık tanımadık ölüleri ziyaret ederdi. Kabirleri gördüğünde ağlıyor ve "Burada yatanlar iki rekat namaz kılmayı veya bir kere la ilahe illallah demeyi ne kadar arzuluyorlar. Onun için ömürlerinizi ganimet olarak değerlendiriniz" diyordu.
Semerkand'da bir saka vardı. Bu zat haftada bir cuma günü kazandığını anne ve babasının ruhu için fukaraya vermeyi nezir eylemişti. Her beş vakit namazdan sonra da onlar için dua ve istiğfar ederdi. Bir cuma günü para kazanamadı, tabii fukaraya da bir şey veremedi. Bir alime gidip ne yapması icabettiğini sordu. O alim de "kavun, karpuz kabuklarını topla hayvanlara ver, sevabını anne ve babana bağışla, ahdin yerini bulur" dedi. Saka alimin dediği gibi yaptı. O gece rüyasında ana ve babasını gördü. Ebeveyni "Allah senden hoşnut olsun; bize her cuma günü hediye gönderdin, bu cuma gecesi bize Hak tarafından cennet kavun ve karpuzları ikram olundu" dediler.
Enes ibni Malik buyurdu ki: Kıyamet günü kafirlerin dünya nimetlerinden en çok faydalananı getirilerek 'onu ateşe daldırın' denir. O ateşe daldırıldıktan sonra ona 'hiç nimet gördün mü' diye sorulur. O 'hayır' der. Sonra dünyada en çok sıkıntı çeken getirilerek 'onu cennete koyun' denir. Cennete konduktan sonra ona 'hiç sıkıntı çektin mi' diye sorulur. O 'hayır' der.
Muhammed bin İnan her cuma günü el-Karafe kabristanına gider, tanıdık tanımadık ölüleri ziyaret ederdi. Kabirleri gördüğünde ağlıyor ve "Burada yatanlar iki rekat namaz kılmayı veya bir kere la ilahe illallah demeyi ne kadar arzuluyorlar. Onun için ömürlerinizi ganimet olarak değerlendiriniz" diyordu.
Semerkand'da bir saka vardı. Bu zat haftada bir cuma günü kazandığını anne ve babasının ruhu için fukaraya vermeyi nezir eylemişti. Her beş vakit namazdan sonra da onlar için dua ve istiğfar ederdi. Bir cuma günü para kazanamadı, tabii fukaraya da bir şey veremedi. Bir alime gidip ne yapması icabettiğini sordu. O alim de "kavun, karpuz kabuklarını topla hayvanlara ver, sevabını anne ve babana bağışla, ahdin yerini bulur" dedi. Saka alimin dediği gibi yaptı. O gece rüyasında ana ve babasını gördü. Ebeveyni "Allah senden hoşnut olsun; bize her cuma günü hediye gönderdin, bu cuma gecesi bize Hak tarafından cennet kavun ve karpuzları ikram olundu" dediler.