Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
MÜRŞİDİ DÜŞÜNMENİN/RABITANIN GAYESİ

Rabıta, bir tefekkür ve düşünce türüdür. Rabıtada konu, yüce Allah'ın ayetlerinden ve şahitlerinden birisi olan kamil mümini düşünmektir. Bu kamil mümin yeryüzünde Allah'ın halifesi ve peygamber varisi sıfatıyla önümüzde durmaktadır. Acaba kimdir bu kamil mümin?

Ariflerin kutbu Muhyiddin b. Arabî (k.s) (638/1240) insanı kamili şöyle tanıtmıştır:


Allah'ın halifesi olan insan, Allah'ın zât, sıfat ve fiillerinin en mükemmel şekliyle tecelli ettiği varlıktır. O, Allah ile âlem arasında, zahir ile bâtın arasında bir geçiş ve intikal sebebidir. Halife, bütün ilâhî kemal manaları kendinde gerçekleştiren insandır.

Âlem bir ayna gibidir. İnsan-ı kamil bu aynanın cilasıdır. İnsan-ı kamil, Allahu Teala'nın kendisine yerleştirdiği ilâhî kuvvetler ve kabiliyetler, rahmanî sıfat ve yetkilerle Allah'ın esmasını yansıtmakta, rahmanî yönüyle Allahu Teala'dan aldığı feyiz ve nuru, beşer yönüyle kendi cinsindeki insanlara aktarmaktadır.

Allah, Adem'i kendi suretinde yarattı.

hadisinde anlatıldığı gibi Allahu Teala, insan-ı kamili en güzel bir sıfat üzere yaratmıştır.

Şeyh Eşref Ali Tanevî (k.s), demiştir ki:

İnsan, Allah'ın çok üstün bir yaratığıdır. Yaratılana bakarak, yaratıcının varlığı ve kemal sıfatları anlaşılabilir. İşte bu anlamda yaratılan, yaratıcının zuhuru yani zuhur vesilesidir. İnsan üzerinde de Allah'ın varlığı ve yüceliği zuhur etmektedir. Bu sebeple insana mazhar-ı Hak denilir. Çünkü insana bakmak suretiyle insan, Allah'ı bulabilir. Yukarıdaki hadis, bu görüşlerin temelidir.

Allah, zayıf kullar ilâhî marifete ve yüce sırlara güç yetirebilsinler diye arada nebi ve velileri tayin etmiştir. İnsan-ı kamil, ilâhî hilafetin en üst makamında yer alır. Allahu Teala onu kendi boyası ile boyamıştır. O, velayet nuru taşımaktadır. Kalbi ilahî sevgi ile doludur. Vücudu zikirle yoğrulmuştur, her halde Allahu Teala'yı zikreder. Bunun için, kendisine bakanı zikre sevkeder.

Veliler:

İnsanların bazıları zikrullahın anahtarıdır; görüldüklerinde Allah'ı hatırlatırlar.

hadis-i şerifiyle anlatılan kimselerdir.

Bir defasında Rasulullah'a (a.s): Ya Rasulallah! Allah'ın velileri kimlerdir? diye sorulduğunda, şu cevabı verdiler:

Görüldüklerinde Allah'ı hatırlatan kimselerdir.

İşte mürşid-i kamil, bu sıfattaki velilerden birisi, hatta onların reisidir. Ona talebe olan kimse, ondaki ilâhî nura ve edebe taliptir. Mürit, gönlünü o nura vermeli ve gözünü o nuru taşıyana dikmelidir. Eğer edebine göre davranır ve kalbini açarsa, bu yolla çok şey kazanacaktır.

Tarikata yeni giren bir kimsenin, kendisine tarif ve tavsiye edilen her şeyi ilk anda anlaması şart değildir. Bazı şeyler zaman ve tecrübeyle anlaşılır. Hepsinden önemlisi, iman ve itimattır. Yapılması istenen şeyler, helal ve hak olduktan sonra, mürşidin tavsiyelerini sabır ve samimiyetle yerine getirmelidir. Hastaya, içtiği her ilacın nasıl yapıldığına varana kadar bütün detaylarını bilmesi lazım değildir. Doktor mâhir, hastalık malum, ilaç da mevcut ise, artık bismillah deyip içmelidir.

Mürşidin alnından çıkan nurun, müridin kalbine intikal etmesi ve oradan bütün vücuduna yayılması, büyüklerin tecrübe ve şehadetiyle sabittir. Nazar yoluyla terbiye ve terakki ettirme, Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin hâlidir. Bu hâl, Onun gerçek varisi olan kamil mürşitlere miras kalmıştır. Onlar da, müritlerini -Allah'ın izniyle- bu nur ve nazar ile terbiye etmektedirler.


KAYNAKLARIYLA TASAVVUF-2-
Dr. Dilaver SELVİ

SEMERKAND
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
RABITA

İslâm dininde, kul ile Allah arasında vasıta aracı yoktur ve olamaz da. Rabıta -irtibat- kurmak, biat bağlanmak, bunlar kişinin herhangi çiğ ve cahil birine rabıta ve biatı değildir.Rabıta ve biat,Tanrının kutsi ruh -kutsal ruhu taşıyan (ki, bu ruh, Tanrının emridir ve Tanrının başta ilim olmak üzere, tüm sıfatları ile sıfatlanmıştır) Alim ve Arif, Nebi ve Velilerin ruhlarınadır. Yani, Kâmil insanadır. Demek ki rabıta ve biat, ilim ve marifetedir. Yoksa beşere değildir. Ruh, mahluk değildir. O Tanrının emir sıfatı olup, Haktır, nurdur,

Rabıta ve biat Hakkadır. Halka, rabıta ve biat olmaz. Güneşin ışığına yönelmek nasıl ki güneşe yönelmek ise, Alim ve Arif olan kutsal ruh taşıyan Olgun İnsana yönelmek de Tanrıya yönelmektir.Buna vasıta denmez. Çünkü ruh, Hakkın ziyası, ışığıdır, ziyasız da Güneş ile irtibat kurmak mümkün olmaz ve de güneş bilinmez. Bunun gibi, kutsal ruhla ilişki kuramayan bir kimse de, Tanrı ile ilişki kuramaz. Çünkü Tanrı, çok büyük ve sonsuz nurdur. Eğer o nur, birden zahir olsa, bütün kainat yanar.

Bu nedenle Tanrı, nurdan mahrum olmamamız için, kutsal ruh taşıyan Peygamberleri ve Yıldızlar gibi bize göndermiş ve ruh alemimizi onlarla aydınlatmak, büyük ve sonsuz nurdan haberdar etmek istemiştir. İnsan-ı Kâmil, nur-aydınlıktır. Allah, muazzam nurdur. Şimdi bir gerçek vardır, onu açıklıyoruz: Az ışığı sevmeyen ve kabul etmeyen, çok ışığı hiç sevmez ve kabul etmez. Bu durumdakiler, yarasa kuşları gibidir.Öyleyse, ruhları ve kalpleri birer ampül gibi parlayan, - nur olan-Nebileri ve Velileri sevmeyen ve kabul etmeyenler, Tanrı Güneşi Muhammed Mustafayı ve sonsuz, kenarsız nur olan Allahı nasıl sevip, kabul ederler? Bazılarının: Biz Tanrıya inanıyoruz, Tanrıya bağlıyız, Peygamberler de neymiş, biz de insanız ve bazılarının: Biz Tanrının Peygamberine bağlıyız, Veliler de ne imiş gibi saçma, aslında küfr gerçeği örtme lafları boştur. Kaide şudur: Az ışığı sevmeyen, çok ışığı hiç sevmez. Güneş doğup battığına, dünya yaşadığına, insanlar dünyada var olduğuna göre, muhakkak bu insanlar içerisinde Tanrıyı tam bilen, Kutsi ruh taşıyan, güzel ahlakla bezenmiş Kâmil insanlar da olacaktır.Çünki Tanrı, alemleri kendisi bilinsin yani gerçek bütün kemâlı ile anlaşılsın diye yaratmıştır. Men Araf dersini görmeyen ve Ledünni Alem-i Kutsiyanın esrarına mahrem olmayanlar ise, Tanrıyı, gerçeğin özünü kemali ile bilemezler. Ahlak bütünlüğüne bir türlü ulaşamazlar.

Alem yaşadığına göre, içinde İnsan-ı Kamiller var demektir. Eğer kalmamış denilse, o zaman bu aleme lüzum yoktur. Yaratılış sırrına aykırı düşer. Bir bağda koruklar var ise, herhalde birer tane de üzüm vardır. Bu milyonlarca koruk misali, çiğ adamlar içinde de muhakkak ve muhakkak Kâmil İnsanlar vardır. İşte bunlar, Tanrı Velileridir. İnsan-ı Kâmil ile temas kuramayan, koyu karanlık ve dalalet-şaşkınlık- içindedir. İnsan-ı Kâmilsiz Tanrı bilinmez ve Tanrının gerçek ilminden, feyzinden faydalanılamaz.
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Tasavvuf Allah ismini ön plana sunar burada tanrı kelimesinin geçmesi yanlış peri kardeşim.

Bunlara dikkat edersek daha iyi olur.
 

esencemrem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Eki 2005
Mesajlar
1,050
Aldığı Beğeniler
3
[Mürşidin alnından çıkan nurun, müridin kalbine intikal etmesi ve oradan bütün vücuduna yayılması, büyüklerin tecrübe ve şehadetiyle sabittir. Nazar yoluyla terbiye ve terakki ettirme, Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin hâlidir. Bu hâl, Onun gerçek varisi olan kamil mürşitlere miras kalmıştır. Onlar da, müritlerini -Allah'ın izniyle- bu nur ve nazar ile terbiye etmektedirler.
BU SON BÖLÜM ÇOK ÖNEMLİ MÜRŞİDİ DÜŞÜNMENİN VE RABITASININ GAYESİ BUDUR İŞTE...

HAYRULLAH KARDEŞ ALLAH RAZI OLSUN SİZDEN BU KONUYU GÜNDEME GETİRDİGİNİZ İÇİN...RABBİM BİZLERİ MÜRŞİTLERİMİZİN YOLUNDAN AYIRMASIN...
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Ecmain esencemrem kardeşim.Ne mutlu anlayıp amenlere.Rabbim o büyük insanların himmetinden ve tasarrufatından ayırmasın.Amin
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
ORiJiNAL YAZARI : hayrullah
Ecmain esencemrem kardeşim.Ne mutlu anlayıp amenlere.Rabbim o büyük insanların himmetinden ve tasarrufatından ayırmasın.Amin

amin amin inş..Allah razı olsun bu yazıyı yazandan gerçekden çok güzel dile getirilmiş rabıta..
 

esencemrem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Eki 2005
Mesajlar
1,050
Aldığı Beğeniler
3
ORiJiNAL YAZARI : hayrullah
Ecmain esencemrem kardeşim.Ne mutlu anlayıp amenlere.Rabbim o büyük insanların himmetinden ve tasarrufatından ayırmasın.Amin
AMİNN HAYRULLAH KARDEŞ AMİNNN
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Paylasim icin Allah razi olsun....

KAYNAKLARIYLA TASAVVUF-2- gercekten cok kiymetli bir eser...
Her Kutuphanede olmasi gerekir....Sade ve Acik Diliyle herkesin kolaylikla anliyacagi bir Kitap :)



@Peri,bu tur yazilarda Kaynak gostermeniz rica olunur
 
Üst Alt