Cenâb-ı Hak kullarını zaman zaman muhtelif musîbetler ile imtihan eder.
Kitabında bu hususa dikkat çekilmektedir meâlen: Görmezler mi ki, her yıl, bir veyâ iki defa imtihan olunurlar, sonra da tevbe etmezler, ibret almazlar. (Sûre-iTevbe 126)
Di er bir âyet-i celîlede de meâlen: Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan canlardan ve mahsüllerden yana eksiltme ile imtihan edece iz. Sabredenlere lütf u keremimi müjdele, buyrulmaktadır. (Sûre-i Bakara 155)
Dikkat edilirse, âyet-i kerîmelerde, kulun geçece i üç basama a işâret vardır.
İlk basamak, belâ ve musîbetler ile imtihan olunmak. Belâ, İnsana itâat hâlinde gelir de itâate devam ederse, rütbe ve derecedir. Gaflet hâlinde iken gelir de uyanırsa, ma firettir. İsyan hâlinde iken gelir de o hâlden dönerse, af ve ma firet, günâha devâm ederse, cezâdır.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: Mükâfâtın büyüklü ü belânın şiddetine göredir. Allah sevdi i toplulu u belâya u ratır...(Riyazüssalihin c.1 s.256)
İkinci basamak, musîbetlere sabretmek. Sabır, acıya katlanmak, insan tabîatına hoş gelmeyen bir takım hâllere, tahammül etmekten ibârettir. Sabır, tâate devâm etmeye, günahları terk etmeye, musîbete katlanıp, kimseye şikâyette bulunmamaya azmetmektir.
Cenâb-ı Hak Kurân-ı Kerîminde şöyle buyurmaktadır meâlen: Ey îmân şerefi ile temâyüz etmiş olan kâffe-i ehl-i îmân! Sabr-u salât ile yardım isteyin. Şüphe yok ki, Allah sabr edenler ile beraberdir. (Sûre-i Bakara 153)
Sonuncu basamak ise, belânın kendi kusurlarından dolayı geldi ini düşünüp, ibret almak ve hâlini düzeltmektir. ibret; uyanmayı îcâbettiren hâdisedir. İbret almak ise; ders alınacak hadise karşısında uyanıp, mevcut hâli de iştirmektir.
Musîbetler, Hakka dâvet, nûra hidâyet içindir Fakat Allah dostları şöyle duâ etmeyi tavsiye buyurmuşlardır: Yâ Rabbi! Ben imtihan ehli de ilim, beni imtihan etme! Habîbinin iltimâsıyla bizi bu alemden göçür.
Kitabında bu hususa dikkat çekilmektedir meâlen: Görmezler mi ki, her yıl, bir veyâ iki defa imtihan olunurlar, sonra da tevbe etmezler, ibret almazlar. (Sûre-iTevbe 126)
Di er bir âyet-i celîlede de meâlen: Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan canlardan ve mahsüllerden yana eksiltme ile imtihan edece iz. Sabredenlere lütf u keremimi müjdele, buyrulmaktadır. (Sûre-i Bakara 155)
Dikkat edilirse, âyet-i kerîmelerde, kulun geçece i üç basama a işâret vardır.
İlk basamak, belâ ve musîbetler ile imtihan olunmak. Belâ, İnsana itâat hâlinde gelir de itâate devam ederse, rütbe ve derecedir. Gaflet hâlinde iken gelir de uyanırsa, ma firettir. İsyan hâlinde iken gelir de o hâlden dönerse, af ve ma firet, günâha devâm ederse, cezâdır.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: Mükâfâtın büyüklü ü belânın şiddetine göredir. Allah sevdi i toplulu u belâya u ratır...(Riyazüssalihin c.1 s.256)
İkinci basamak, musîbetlere sabretmek. Sabır, acıya katlanmak, insan tabîatına hoş gelmeyen bir takım hâllere, tahammül etmekten ibârettir. Sabır, tâate devâm etmeye, günahları terk etmeye, musîbete katlanıp, kimseye şikâyette bulunmamaya azmetmektir.
Cenâb-ı Hak Kurân-ı Kerîminde şöyle buyurmaktadır meâlen: Ey îmân şerefi ile temâyüz etmiş olan kâffe-i ehl-i îmân! Sabr-u salât ile yardım isteyin. Şüphe yok ki, Allah sabr edenler ile beraberdir. (Sûre-i Bakara 153)
Sonuncu basamak ise, belânın kendi kusurlarından dolayı geldi ini düşünüp, ibret almak ve hâlini düzeltmektir. ibret; uyanmayı îcâbettiren hâdisedir. İbret almak ise; ders alınacak hadise karşısında uyanıp, mevcut hâli de iştirmektir.
Musîbetler, Hakka dâvet, nûra hidâyet içindir Fakat Allah dostları şöyle duâ etmeyi tavsiye buyurmuşlardır: Yâ Rabbi! Ben imtihan ehli de ilim, beni imtihan etme! Habîbinin iltimâsıyla bizi bu alemden göçür.