Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Sevinç39

Sevcan
 
Üyelik Tarihi
7 Haz 2009
Mesajlar
88
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Verdiğin bu bilgi için Çok teşekürler elimden geldiğince tam o saatte ve günde bende duâ edicem...
 

makes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2009
Mesajlar
61
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Diğer
Hazret-i Peygamber (s.a.v)’in bir sohbetinde Sevbân (ra), Habîbullâh’a pek derin ve dalgın bir surette bakıyordu. Gâyet de ızdıraplı bir hâli vardı. Öyle ki onun bu hâli, Âlemlerin Efendisi’nin dikkatini çekti. Merhametle sordular:

“–Yâ Sevbân! Nedir bu hâlin?”

Sevbân (ra), bu iltifat ile muhabbet çağlayanı hâline gelen sevdâlı gönlüyle şöyle dedi:


“–Anam, babam ve bu cânım sana fedâ olsun yâ Rasûlallâh! Senin hasretin beni öyle yakıp kavurmaktadır ki, nûrundan ayrı geçirdiğim her an bana ayrı bir hicran olmaktadır. Dünyâda böyle olunca âhırette nice olur diye dertleniyorum. Orada siz peygamberlerle beraber olacaksınız. Benim ise, ne olacağım ve nerede bulunacağım belli değil! Üstelik cennete giremezsem, sizi görmekten tamamen mahrum kalacağım! Bu hâl beni yakıp kavuruyor ey Allâh’ın Rasûlü!”


Hazret-i Peygamber (s.a.v), Sevbân ile birlikte ashâb-ı kirâmdan da zaman zaman vâkî olan bu ve benzerî hicranlı sözlere ve ayrıca kıyâmete kadar gelecek olan ümmetin muhabbet ve aşk kâfilesinin yanık gönüllerine sürûr dolu bir müjde sadedinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kişi sevdiği ile beraberdir...”


Tabiî ki, samîmî muhabbet, itâat ve teslîmiyyet şartı ile…


*** *** ***
Peygamberimiz salallahü aleyhi ve sellem'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de 15 dakika salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz.
Sizleri de bizlerle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz.
 

makes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2009
Mesajlar
61
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Diğer

Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler


O, lütfu ilahinin hayatına nasıl yön verdiğini gerçek hayatından kısa kesitlerle şöyle anlatacaktı...:

Orta öğrenimimi yaptığım yıllarda kitap okumaya olan ilgim ve sevgim atmıştı. Roman türü kitapların yanısıra en fazla ağır basan dini eserlere olan ilgim dini yönümün etkisinden olmalıydıki, yayın evlerinden ciddi eserler getirtiyordum. Bunlardan birisi de KaraDavut ismiyle meşhur olan Delâil-ül-Hayrât ve Meşârık-ul-Envâr idi. Aslında okulların açık olduğu bir sırada kitap okumaya çok zaman ayıramadığımdan, kitab içerik olarak salavatı şerifeler ve tercemesi içerikliydi. Nasıl olsa salavatı şerifeleri her fırsatta anlık olarak okuyorum diyerek bu kitabı tatillerde okurum düşüncesiyle kısa bir bakıp kitaplığıma koymuştum...
Taaki zaman olgunlaşıp ya da ham meyvenin olgunlaşması gibi, Yunus Emrenin: ''hamdım, piştim, yandım'' misali ham halimin pişmiş hale dönöşmesi anına kadar!

Zaman nelere gebe değilki, gün doğmadan neler doğmazdıki, ilahi kudret nelere kadir değildiki!...

devam edecek...

.................................................. .........................
Selamün aleyküm
Allah cc 'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim.
Peygamberimiz (s.a.v)'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz.
Dünyanın neresinde olursanız olun sizlerä de bizimle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz.
 

makes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2009
Mesajlar
61
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Diğer
Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler
-devamı-

Zamanın akışı içerisinde gerek öğrenimimi sürdürdüğüm yıllarda gerekse daha sonra islami camianın içerisinde, acizane hizmetlerim devam ediyordu. İnancımda, imanımda hiç bir sapma olmadan yaşamımı idame ettirmeye çalışırken, içimde yinede bir boşluğun olduğunu hissediyordum. Kaderin bir tecellisi, yaşamıma yurtdışında devam ettirmeye başlamıştım. Burada da hizmetlerim devam ediyordu. Öyle zaman olduki, çok acılar yaşadım. Fakat beni ayakta tutan, güçlü kılan sadece ve sadece inancım, imanımdı.
'' Her ne hayır gelirse Hakk'tan, her ne şer gelirse kendi nefsinden'' sırrını hakkıyle idrak edecek durumda değildim.
Acılar, hüzün, belalar sağnak sağnak yağıyordu sanki. Halbuki bütün bunlara maruz kalan ben; belanın/acıların özünde yatan gizli hayırı idrak edemiyordum. Ya da kabüllenemiyordum çünkü bu bana daha fazla acı veriyordu. Cephesini savunamayan bir asker gibi, yaşadığım ülkeyi yıllar sonra terketmem gerekiyordu. Bunun kararını çok zorda olsa aldım.
Evet bana hicret görünmüştü, öz yurda tekrar hicret edecektim. Fakat bunun hiçte kolay olmayacağını ve orada çok daha çetin bir mücadeleye maruz kalacağımı biliyordum. Biliyordum ama bu hicret kendi nefsim için olmadığı için katlanmaya değerdi.

Kendi nefsimden gelen belalar olmasaydı tüm bu belalara maruz kalırmıydım hiç!

Bu hicret, bu kaçış aslında kendimden kendimeymiş, zahirden batınaymış! O an bunu bilebilirmiydim hiç...

devam edecek...

:G:HAYIRLI CUMALAR:G:
........................................................................................................
Selamün aleyküm
Allah cc 'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim.
Peygamberimiz (s.a.v)'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz.
Dünyanın neresinde olursanız olun sizleri de bizilerle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz.
 

*_NaZLı_*

(*_BABASININ_KIZI_*)
 
Üyelik Tarihi
6 Mar 2009
Mesajlar
3,502
Aldığı Beğeniler
2,357
Konum
AfyonKaraHisar
Takım
Diğer
Allah razı olsun
Allahümme sali ala seyyidina Muhammed...
 

makes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2009
Mesajlar
61
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Diğer
Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler
-devamı-

Tüm hazırlıklarımı yapmıştım, artık öz vatana dönebilirdim. Geçen onca yıllarımı, acısıyla tatlısıyla her şeye ve verdiğim onca emeğe sırtımı dönüp gidiyordum, ne acıydı bu!..
Öyleya, yaşanması gereken yaşanacaktı, ilahi tecelli ne ise o gerçekleşecekti, bundan kaçış yoktu.
Cereyan eden olaylara karşı bütün gücümle, yılmadan mücadele ettim ama insanın kadere karşı koymaya gücü yetebilirmiydi, bazı şeyleri değiştirebilirmiydim? Elbette hayır. Bir çok şey benim iradem dışında cereyan ediyordu. Gardım düşmüş, teslim olmuştum...
Halbuki ''Bu gün Allah için ne yaptın'' ikazının gereği, azami gayret göstererek müslümanların sorunlarıyle hemdert olup islama ve müslümanlara sırf Allah rızası için adeta gecemi gündüzüme katarak hizmete devam ediyordum. Ama yinede bir boşluk vardı tarif edemediğim!..

Nihayet vatana dönmüştüm, dönmüştüm ama bu dönüş o kadar buruk o kadar emri vaki idiki, sevincini dahi yaşayamıyor, nereden başlayacağımı, nasıl hareket edeceğimi dahi bilemiyordum.
Burada yeni bir hayata başlayabilecekmiydim, her şey normale dönecekmiydi, bunun gibi onlarca yüzlerce sorular sorular, kendi kendime sorduğum yığınlarca cevabını alamadığım sorular...
Aman Allahım bu nasıl bir imtihan, bu nasıl bir süreç...
Babamlara geldikten bir müddet sonra oradan ayrılmak zorundaydım, hayat insana bazen ne kadar acı da gelse, o acıları istenmeden de olsa yudumlamak gerekiyordu,
o acılar boğazımda düğümlense, yüreğime çakılsa bile...

devam edecek....

..............................................................................................
Selamün aleyküm
Allah cc 'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim.
Peygamberimiz (s.a.v)'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz.
Dünyanın neresinde olursanız olun sizleri de bizilerle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz.
 

makes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2009
Mesajlar
61
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Diğer
Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler
-devamı-

Ben ülkeme döndükten bir müddet sonra, problemlerin mislince artacağını biliyordum. Zaman fazla geçmediki, her yerde aranıyordum. Artık ne babamlarda nede başka akrabalarımda kalamazdım. Oradan hemen ayrıldım, artık kaçak hayat başlamıştı benim için. O şehirden o şehire gidiyor, izimi kaybettirmeye çalışıyordum. Her seferinde yakalanmaktan kıl payı kurtuluyordum. Zaman akıp gidiyordu. Bazen babamlar ziyaretime geliyorlar, çok nadir de olsa ben de onları geceleri ziyaretlerine gidiyordum. Benim için böyle bir yaşam, piskolojik olarak dayanılmaz hal alıyordu. Gıyabımda yurt dışında ve yurt içinde iki ayrı dava açılmış ve baskılar artmıştı. Benim maruz kaldığım durumlar kadar, yakınlarımda maruz kalmışlar, onlarında huzurları kaçmıştı. Yurtdışındaki mahkeme aleyhime sonuçlandığını öğrendim. Bütün sınırlara hakkımda yazı gönderilmiş ve artık yutdışınada çıkmam imkansızlaşmıştı. Hiç olmazsa türkiyedeki mahkemede suçsuzluğumu kanıtlamam gerekiyordu. Bunun için bir avukat tutmuştum. Kendisi türkiye çapında tanınmış birisi olmasına karşın benim davamda ihmalkar davranıyordu. Çaresiz değiştirmek zorunda kaldım. O kadar tedbirli davranıyordumki, adresimi avukatıma dahi söylemiyor, annem ve babamın dışında kimse bilmiyordu. Ne acıdırki, artık insanlara güvenim kalmamıştı. Tek sığındığım sığınak, tek güvendiğim varlık Allah cc idi. Ben hep dua dua dua ediyordum. Öyle bir süreç başlamıştıki, sanki hiç bir şeyden fayda olmuyordu. Allah'ın yardımı gelmeden, ben içinde bulunduğum bu durumdan kurtulamıyacaktım. Aslında Allah'ın yardımı olmadan hangi başarı elde edilebilirdiki!?
Bir yandan vesileler arıyor, her an da dualarımda Rabbimden yardım diliyordum. Büyük bir çabayla, var gücümle mücadele edip insanlardan da yardım talep etmeme karşın, onların hiç bir faydası dokunamıyordu. Sanki Rabbim kaza ve kaderin ne olduğunu benim idrakimi açarak bana göteriyordu. Evet şu kesinki, Rabbimin yardımıyle benim idrakim açılmaya başlamıştı.

Hayat bana o kadar anlamsız gelirdiki, sağlam bir inanç ve imanım olmasaydı. Bütün bunlar bir bakıma bu inancım gereği olmasaydı!..

devam edecek...

........................................................................................................
Selamün aleyküm
Allah cc 'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim.
Peygamberimiz (s.a.v)'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz.
Dünyanın neresinde olursanız olun sizleri de bizlerle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz.
 
Üst Alt