
Kelimeler sahibinin dilinde sesleri işitilen ama görülmeyen canlılara benzerler. Konuşanın rengini,edasını öyle ışıldatırlar ki bazen, siz onları ete kemiğe bürünmüş görürsünüz.
Bir Anadolu köylüsüyle yan yana oturursunuz.Dudaklarından dökülen kelimeler öylesine tazedir;aşınmamış.örselenmemiş .. Dalından yeni koparılmış sabah soğukluğunu yitirmemiş yemişler gibi ..
Yine bir gün, güneşi göz bebeklerine doldurmuş dört yanı bahar köpüren bir çobana rastlarsınız, size bir şeyler söyler. Akşam der, dağ der, rüzgar der ...Söylediği kelimelerin o gün yaratıldığını sanırsınız.Kulaklarınız öylesine doyar, içinize sözlerin şavkı vurur.
Yalnız konuşurken mi ballanır, şerbetlenir kelimeler .. bir yazıyı, bir şiiri okurken de bal tadını aldığınız oldumu hiç?
Günlerimiz sabahtan akşama kelime denizlerinde kulaç atmakla geçer.
Yazarın işi nedir ki? Harfler dizisinden caf caflı saraylar kurmak.Allahın kendisine üflediği candan bir nefes de kelimelere üflemek. Kelimeleri canlandırmak, sonra onların içine kendi dünyasını kurmak, süsleyip giydirmek ve okurun yüreğine salıvermek. Okur adında birileri dokunsun ona, içinde çarpan yüreği görsün, sesini çoğaltsın diye .. yazarla okurun alışverişi burada başlar işte. Kelimenin varıp ateş gibi okurun yüreğine dokunduğu yerde.
Ve işte, seninle benim konuşmam da orada başlıyor.. Kıyamet orada kopuyor. Bir kelimede karşılaşıyoruz seninle. Kendimize bir yer açıp oturuyoruz. Oturup söyleşiyoruz. Seslerimiz birbirine karışıyor; kanatlanıyoruz kanatlarımız yoruluncaya dek kalıyoruz gökyüzünde. Sen benim kalbimi tutuyorsun, ben de seninkini. Farkında mısın. Kelimeler başımıza ne işler açıyor? Gün ortası seni alıp nerelere götürüyorum? Hep o karşılaşmanın, o kelimenin marifeti bunlar …
Bir kelimede karşılaşmayagörelim, kimbilir daha ne yolculuklara çıkacağız birlikte?
teşekürler