Hz. Ömer, Ah keşke yeryüzü zulümle dolduğu bir anda gelecek ve onu adaletle dolduracak, alnı nişanlı evladımın kim olduğunu bir bilsem! der ve ismi ismine, künyesi künyesine denk bir evladının geleceğini ve yeryüzünü adaletle doldurup idare edeceğini haber verip müjdelerdi.
Babası Eyalet Valisi olan bir çocuğu çevreleyen bütün konfor ve lüks hayat Ömer b. Abdülaziz için de geçerliydi. O vali konaklarının standardına uygun bir hayat yaşıyordu. Babası çok zengindi. Konaktaki hizmetçi ve halayıklar küçük Ömerin gözünün içine bakıp duruyorlardı. Hele yaratılışındaki seçkinlik ona bu konak ve sarayda apayrı ilgi ve alaka atmosferi hasıl ediyor ve bu küçük çocuk elden ele bir gül demeti gibi dolaşıyordu. Solmasın diye hiç kimse koklamaya kıyamıyordu.
O, Velid b. Abdülmelik tarafından Medine valiliğine tayin edildiğinde henüz yirmibeş yaşlarında ve çiçeği burnunda bir gençti. Ancak icratı, diğer faziletlerinin yanında, ondaki idarecilik dehasını da çok kısa zamanda ispat edip gösterecektirÖmer b. Abdülaziz Kollektif Şuur anlayışının zirvesinde olan bir insandır. Meşveret ve istişareye azami ölçüde ehemmiyet vermektedir. Bu durum ise o günün idarecilik anlayışında raşid Halifelerden sonra çok az görülmüş bir davranış tarzıdır.Heyet ilk toplantısını Ömer b. Abdülaziz başkanlığında ve bir öğle namazını takiben yapmıştır. Ve bu toplantıda ilk sözleri şunlar olmuştur:Allaha hamd, Resulüne selam olsun!Ben sizleri, halka yardımcı olacağınız ve mükafatı Hak katında göreceğiniz bir iş için davet etmiş bulunuyorum. Hepinizin veya aranızdan bazılarının düşünce ve görüşünü almada hiçbir meselede hüküm vermek istemiyorum.Bütün Mısır onun tasarrufundaydı. Fakat Abdülaziz vefat ettiğinde geriye bıraktığı, herkesi hayrette bırakacak kadar az bir meblağdı. onun halk tarafından aşırı derecede sevilmesinin sebeplerinden biri de bu dürüst davranışıydı.Adaleti tatbikte dedesi Hz. Ömere benzetilen Ömer b. Abdülaziz yine dedesi tarafından yeryüzünü adaletle dolduracak evlat olarak müjdelenmiş mutlu ve ihtiyar bir insandı.Onun adalet tatbiki bütün icraatında görüldüğü gibi yine kendi nefsinden başlar. Kendinden evvelki halifelerin yakın akrabalarına haksız olarak dağıttıkları mallar vardı. Kimin elinde haksız yere alınan ve tesahüb edilen mal varsa ya hak sahibini bulup iade edecek ya da beytül mala koyacaktı.
Babası Eyalet Valisi olan bir çocuğu çevreleyen bütün konfor ve lüks hayat Ömer b. Abdülaziz için de geçerliydi. O vali konaklarının standardına uygun bir hayat yaşıyordu. Babası çok zengindi. Konaktaki hizmetçi ve halayıklar küçük Ömerin gözünün içine bakıp duruyorlardı. Hele yaratılışındaki seçkinlik ona bu konak ve sarayda apayrı ilgi ve alaka atmosferi hasıl ediyor ve bu küçük çocuk elden ele bir gül demeti gibi dolaşıyordu. Solmasın diye hiç kimse koklamaya kıyamıyordu.
O, Velid b. Abdülmelik tarafından Medine valiliğine tayin edildiğinde henüz yirmibeş yaşlarında ve çiçeği burnunda bir gençti. Ancak icratı, diğer faziletlerinin yanında, ondaki idarecilik dehasını da çok kısa zamanda ispat edip gösterecektirÖmer b. Abdülaziz Kollektif Şuur anlayışının zirvesinde olan bir insandır. Meşveret ve istişareye azami ölçüde ehemmiyet vermektedir. Bu durum ise o günün idarecilik anlayışında raşid Halifelerden sonra çok az görülmüş bir davranış tarzıdır.Heyet ilk toplantısını Ömer b. Abdülaziz başkanlığında ve bir öğle namazını takiben yapmıştır. Ve bu toplantıda ilk sözleri şunlar olmuştur:Allaha hamd, Resulüne selam olsun!Ben sizleri, halka yardımcı olacağınız ve mükafatı Hak katında göreceğiniz bir iş için davet etmiş bulunuyorum. Hepinizin veya aranızdan bazılarının düşünce ve görüşünü almada hiçbir meselede hüküm vermek istemiyorum.Bütün Mısır onun tasarrufundaydı. Fakat Abdülaziz vefat ettiğinde geriye bıraktığı, herkesi hayrette bırakacak kadar az bir meblağdı. onun halk tarafından aşırı derecede sevilmesinin sebeplerinden biri de bu dürüst davranışıydı.Adaleti tatbikte dedesi Hz. Ömere benzetilen Ömer b. Abdülaziz yine dedesi tarafından yeryüzünü adaletle dolduracak evlat olarak müjdelenmiş mutlu ve ihtiyar bir insandı.Onun adalet tatbiki bütün icraatında görüldüğü gibi yine kendi nefsinden başlar. Kendinden evvelki halifelerin yakın akrabalarına haksız olarak dağıttıkları mallar vardı. Kimin elinde haksız yere alınan ve tesahüb edilen mal varsa ya hak sahibini bulup iade edecek ya da beytül mala koyacaktı.