Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Güzide

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
37
Aldığı Beğeniler
0
Duaları unuttuk. Besmeleyi hayatımızdan çıkardık. Sabır, tevekkül, teslimiyet gibi İslâm kalelerini yıkıp insanı yalnız bıraktık. Hele tedbir, teenni, itidal gibi ölçülerden iyice uza a düştük. Meselelerimizi halletmek için batılı rehberlerin önümüze sürdü ü çözümleri egip bükürek hayatımıza uydurmaya çalıştık. Onları egip büküyorduk ya da kendimiz egilip bükülüyorduk çünkü önümüze sürülen çözümler, insan yaratılışının temel direklerine uygun olmaktan çıkmış, çıkarılmıştı.

Bizler de dünyevileşiyorduk. Onlar meselelerine nasıl bakıyorlarsa biz de öyle bakıyorduk. Hayatı, evi, kalbimizi, kavga sahaları haline getirdik. İsyan, isyan! Her yerde isyanımız vardı. Kalbimizde isyan vardı. Aklı yalnız bırakmıştık.

*

Hızla dünyevileşiyorduk. İnsan kişiligini bölüyor, parçalıyor, eksiltiyorduk. Çocuklara, eşlere, aileye uygun buldugumuz ölçüler, Batılıların materyaller denizinden çıkarıp hayatımıza yerleştirdigi ölçülerdi. Dünya adaleti! Hakimler, savcılar, jüri üyeleri olarak ortada dolaşıyor, sık sık "ben bunu hak etmemiştim" diye bagırıyorduk. Evde de sokakta da böyleydik. Kadın, erkek, çocuk olmaktan sevinç duyan, şükreden insanlar, çagların gerisinde kalmış gibiydiler. Rıza lokmasını kimse tatmamıştı, bilmiyordu.

*

Peygamberimizin pek de duyulmamış bir hadisi şerifini, vaktiyle Hz. Meryem hakkında bir çalışma yapmam gerektiginde, okumuştum. Çok çarpıcıydı. Tam mânâsıyla çarpıcıydı. Bunu nerede anlatsam bıraktıgı izlenimde bu oluyordu.

Ama biraz, modernite ölçülerine uygun hale getirilmiş zihinlerimiz için düşündürücü de oluyordu. Geçen yıl gene çok az duyulmuş bir Hadis-i şerifi, ona çok hayran kaldıgım için bir yazımda naklettigimde gene aynı tesir oluşmuş, bir kısım okuyucunun hayranlıgı doruk noktasına çıkarken, bir kısım da bunu algılamakta güçlük çekmişti.

*

Şimdi yazacagım Hadis-i şerif, okudugumda beni müthiş heyecanlandırmıştı. Hâlâ da öyledir. Yaşamak, mutlu olmak, hayatı dogru anlamak için artık o kadar yabancı kaldıgımız ölçüleri hatırlatıyordu çünkü.

Oglu İbrahim'in bakıcısı Sellama O'na (sallallahu aleyhi vesellem) bir gün şöyle sitem ediyor:

"Sen bütün iyilikleri erkeklere getirdin."

Bunun üzerine Peygamberimiz gülümsüyor ve şöyle diyor:

"Sizden biriniz eşinden hâmile kalınca, Allah rızası için oruç tutan, ve ibadet edenin sevabını alacak olmaktan memnun olmaz mı? Dogum sancıları geldiginde yerde ve gökte hiç kimse, karnında onu memnun edecek neyin gizli oldugunu bilir mi? Ve bir dogum yaptıgında ve bir agız dolusu süt ve her emziriş için bir iyi amalin sevabını alacagını bilir mi? Ve çocuk tarafından geceleri uykusuz barıkılınca, Allah rızası için yetmiş köleyi hür bırakmanın sevabını alacaktır." (Taberi)


Ömrün her anında hayatın ve insanın kıymetlendigi, işe yarar ve anlamlı kılındıgı bir anlayış, bir şekillenme! Kadın, erkek, herkesin başarılı ve mutlu olmayı becerebilecegi bir hayata bakış tarzı!


*

Belki kadınlarımız için yeni bir mutluluk kapısı açar bu hadis. Belki birçok derde devâ ve teselli olur. Belki hayata baglanmayı ve bir önceki güne benzemeyen yeni bir güne başlamayı ögretir. Belki insana, bölünüp parçalanmış kişiligini bütünleştirmenin, aynı zamanda "ilahi" bir tarafı oldugunu hatırlamanın yolunu açar.




Afet Ilgaz

Habervakti.com
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Dinimiz En Ekmel Önderimiz Hz.Resulullah (s.a.v) efendimiz insanlıgın yüz akıdır. Hamd olsun Beni islam fıtratı üzerine yaratan Rabbime...
 

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
ahhh nerde analık makamının degerini bilen ! bilseler analık vasfı ile erkekleri geçerler... :)
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
hadisle bütünleşen çok güzel bir yazıydı...RABBİM razı olsun..
 

Hira

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
301
Aldığı Beğeniler
0
Allah Razı olsun Güzide.
 

Güzide

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
37
Aldığı Beğeniler
0
Bence su noktada cok onemli, kadin "sen butun iyilikleri erkeklere getirdin" deyince peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) gulumsuyor.


Boyle bir cumleye gulumsemek ve analigi ovmek ne kadar mukemmel bir davranis.
 

Güzide

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
37
Aldığı Beğeniler
0
Allah sizlerden de razi olsun Hira ve Can u can.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
KADIN ÖNCE ANNE

Önce Anne

Kurân-ı Kerîmde, "ana-babaya saygı gösterilmesi" emredilen bir çok âyet-i kerîmede (5) anne, öncelik verilerek zikredilmiştir. Bu öncelik, annenin babadan daha saygıde er oldu una dikkati çekmektedir.

Bir gün Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimize bir kimse geldi ve:

"Benim kendisine hizmet ve ülfet etmeme, insanlar içinde en lâyık ve en çok hakkı olan kimdir?" diye sordu.

Rasûlullâh (s.a.v.):

"Anandır." buyurdular. O zât:

"Sonra kimdir?" dedi. Rasûlullâh (s.a.v.) yine:

"Anandır." buyurdular. O zât tekrar:

"Sonra kimdir?" deyince, Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz tekrar:

"Anandır." buyurdular. O zât yine:

"Sonra kimdir?" diye sorunca, Rasûlullâh (s.a.v.) bu sefer:

"Babandır." karşılı ını verdiler. (6) Bu hadîs-i şerîf de, annenin evlâd üzerinde babaya nisbetle üç misli iyilik ve ihsân hakkı oldu unu açıkça ifâde eder.

Veysel Karanî Hazretleri, ihtiyâr, âmâ ve hasta annesine hizmeti sebebiyle, her ne kadar Peygamber (s.a.v.) Efendimizi göremediyse de Onun eşsiz lutuf ve ihsânlarına nâil olmuştur.

İslâm hukûkuna göre, bir kişinin, ana ve babasından yalnız birisinin nafakasını sa lamaya gücü yetse, annesinin nafakasına öncelik tanınır. (7)

Evlâd üzerinde elbette babanın da hakları vardır. Çocu unun ihtiyaçlarının karşılanmasında büyük fedâkârlıkları bulunmaktadır. Do umda annenin karşılaştı ı sıkıntılara o da ortak olmuştur. Hadîs-i şerîfte, babanın evlâdı üzerindeki hakları şöyle açıklanmıştır:

"Hiçbir evlâd babasının hakkını ödeyemez. Ancak; babasını köle olarak bulur, satın alır ve âzâd ederse, bu durum müstesnâdır

Muhammed Bahâeddîn Nakşibend (k.s.) Hazretleri, bir vasiyetinde şöyle buyurur:

"Benim kabrimi ziyâret etmek isteyenler, evvelâ annemin kabrini ziyâret etsinler, sonra da benimkini.." (9)
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Anne Olmak Şerefi

Kadınlık meziyetlerinin başında anne olmak şerefi gelir. Annelik, bir gönül ve mânâ şiiridir. Toplumu ihyâ edip âbâd eden de ve tersine berbâd eden de yine annedir. Toplumun kurtuluşu, hakîkî annelerin yetiştirilmesiyle mümkündür.

İslâmiyet, anne olmak sıfatıyla kadına en yüksek ve pek muhterem bir mevkî vermiştir. Târihin çeşitli dönemlerinde zillet ve hakâret içinde yaşayan kadın, lâyık oldu u en yüksek şerefe İslâm sâyesinde kavuşmuştur.

Herkese iyilik etmeyi, herkesin hakkını gözetmeyi emreden İslâm Dîni, kişinin babasına, özellikle annesine karşı en iyi şekilde davranmasını, haklarına dikkatle riâyet etmesini emretmiştir. Nitekim Kurân-ı Kerîmde şöyle buyurulmuştur:

"Biz insana ana-babasını (onlara iyilik yapmasını) da tavsiye ettik. Anası onu (karnında) meşakkat üstüne meşekkatle taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl sürmüştür. Bana, ana ve babana şükret! Dönüşün ancak banadır (dedik).." (10)

Gerçek anne, hayâtı boyunca maddesini ve mânâsını evlâdına fedâ eder. Anne, yavrusunu bir müddet cisminde, ondan sonra kollarında ve hayâtı boyunca kabre kadar da kalbinde taşır. (11)

Abdullâh b. Mesûd (r.a.) der ki: Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)e:

"Allah katında en sevgili amel hangisidir?" diye sordum. Şöyle buyurdular: "Vaktinde kılınan namazdır." "Namazdan sonra hangisi daha sevgilidir?" diye tekrar sordu umda:

"Anaya babaya iyilik etmektir." buyurdular.

Bunlardan sonra hangisinin en sevgili oldu unu sordum:

"Allah yolunda cihaddır.." buyurdular. (12)

*

Müslüman olmasa dahi, anneye iyilik etmenin İslâmî açıdan ne kadar önemli oldu unu Hz. Ebûbekir (r.a.)ın kızı Hz. Esmâ (r. anha)nın şu rivâyeti apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır:

"Müşrike olan (Allâha ortak koşan) annem Rasûlullah (s.a.v.) zamanında bana gelmişti. Rasûlullah (s.a.v.)den sordum ve dedim ki:

"Anam geldi. Bana ümid ba lamıştır. Ben onu görüp gözetebilir miyim?" Rasûlullah (s.a.v.):

"Evet, ananı görüp gözet!" buyurdu. (13)

Ana-babaya itâat, Kurân-ı Kerîmde ısrarla tavsiye edilmiştir. Konu ile ilgili olarak İsrâ Sûresi 23 ve 24. âyetlerinde şöyle buyurulur:

"Rabbin, "Kendinden başkasına kulluk etmeyin. Ana-babaya iyi muâmele edin!" diye hükmetti. E er onlardan biri veya her ikisi senin nezdinde ihtiyarlı a ererlerse, onlara "öff!." (bile) deme! Onları azarlama! Onlara çok güzel (ve tatlı) söz (ler) söyle! Onlara acıyarak tevâzû kanadını (yerlere kadar) indir! Ve: Yâ Rab! Onlar beni çocukken nasıl terbiye ettilerse, sen de kendilerini (öylece) esirge!. de.."

Hz. Peygamber (s.a.v.), ana-babaya iyi muâmele hakkında:

"Siz iffetli olun ki, hanımlarınız da iffetli olsun! Siz ana-babanıza iyi davranın ki, evlâdlarınız da size iyi davransınlar!" buyurur. (14)

Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:

Hz. Peygamber (s.a.v.) birgün;

"Burnu sürtülsün!. Burnu sürtülsün!. Burnu sürtülsün!." buyurdu.

"Kimin burnu sürtülsün ey Allâhın Rasûlü?." diye sorulunca, şu açıklamada bulundu:

"Ana-babasının her ikisinin veya sadece birinin yaşlılı ına ulaştı ı halde cennete giremeyenin..." (15)

Ana ve babaların en itâat ve hizmete ihtiyaç duydukları ihtiyarlık ça larında onlara gereken hizmet, hürmet ve şefkati göstermeyip, Cenâb-ı Hakkın rızâsını ve cenneti kazanamayan çocukların elbette burunları sürtülmeyi hak etmiş olurlar.

*

İslâm Dîni, ana-babaya itâate son derece önem vermiş, ana-babaya karşı gelmeyi de büyük günahlar arasında saymıştır.

Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, bu konuda şöyle buyurmuşlardır:

"Büyük günahlar; Allâha eş koşmak, ana-babaya âsî olmak, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemîn etmektir." (16)

Yine Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz:

"Bir kimsenin ana ve babasına sövmesi büyük günahlardandır." buyurmuşlardı.

Ashâb-ı kirâm:

"Yâ Rasûlallah! Bir adam ana ve babasına söver mi?" dediler. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de:

"Evet, bir kimse başkasının babasına söver, o da buna karşılık onun babasına söver. (E er yine bir kimse) başkasının anasına söverse, o da onun anasına söver." buyurdu. (17)

Di er bir hadîs-i şerîfde de Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

"En büyük günahlardan size haber vereyim mi?" buyurdu.

Ashâb-ı kirâm da:

"Evet Yâ Rasûlallah!" deyince Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

"Allâha eş koşmak, ana ve babaya âsî olmak.."

buyurdu. Dayanmış oldu u yerden do rulup oturdu ve:

"Haberiniz olsun, aman yalan sözden ve yalan şehâdetten sakınınız!" buyurdu. Ve bu cümleyi defalarca tekrarladı.

Ana ve babaların emir ve istekleri, dîne uygun oldu u sürece yerine getirilir. Dîne aykırı olan emirlerine itâat edilmez. Nitekim Kurân-ı Kerîmde Lokman Sûresinin 15. âyetinde:

"E er onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itâat etme! (Ancak) onlarla dünyada iyi geçin!.." buyurulur.

Bu âyet-i kerîmenin nüzûl sebebi, Sad b. Ebî Vakkâs Hazretlerinin müslüman olmasıdır. Hz. Sad (r.a.), Hz. Ebûbekir (r.a.)ın vâsıtası ile müslüman olunca annesi, öfkesinden üç gün yememiş, içmemiş ve tâkatten düşmüştü. Bunu gören Hz. Sad (r.a.):

"Anneci im!

Allâhı ve Rasûlünü senden daha çok seviyorum. Vallâhi senin bin canın olsa ve bunları, birer birer İslâmiyeti bırakmam için versen, ben yine dînimden vazgeçmem!.. Artık dilersen ye, dilersen yeme!." demişti.

Bunun üzerine annesi, o lunun îmânındaki sebât ve kararlılı ını görünce çâresiz kalarak yeme ini yemiştir. (19)
 
Üst Alt