Orjinal Yazarı YaMusaB
Allah Resûlü, fevkalade bir tevâzû insanıydı. Zaten büyüklerde, büyüklüğün alameti tevâzû; küçüklerde küçüklüğün âlameti ise, gurur ve tekebbürdür.454 O, tevâzûu nisbetinde büyüyordu. Evet O büyüktü, onun için de mütevâzi idi. 'Kim tevâzû ederse, Allah (cc), onu yüceltir; kim de büyüklenirse, Allah (cc) onu zelil eder, alçaltır'455 diyor ve bunu hayatında da gösteriyordu. Herkes O'ndaki engin tevâzûya bakıyor ve büyüklüğün ne demek olduğunu anlıyordu.
Kibirlenenleri, çalım satanları Allah (cc) hep yerin dibine batırmıştır. İşte Karun, işte Sa'lebe, işte Fir'avn, işte Nemrud ve işte bütün şeddatlar!.
Tevâzû edeni, yüzünü yere koyanı da O yüceltmiştir. İşte Mûsâ (as), işte Îsa (as), işte İbrahim (as) ve işte Hz. Muhammed Mustafâ (sav)...
O'nda mahviyet, bir baş döndürücü derinlikdeydi. O, Allah'ın kulu ve resulüydü. Gece, gündüz Rabbine kullukta bulunur, kullukta bulunurken de itidâli korur ve şöyle buyururdu:'İstikametten ayrılmayın, itidali koruyun ve devamlı istikamete yaklaşmaya çalışın.'456
İbadet de olsa, ifrat ve tefrit, Allah Resûlü'nün yolu değildi. O, tam bir itidal ve istikamet insanıydı. Zaten, istikamet, mü'minin beş vakit namazında, Cenâbı Hakk'tan talep ettiği yol değil mi? O yol ki, nebîlerin sıddîklerin ve şehidlerin yoludur. Âhirette onlarla beraber olmak isteyenler, dünyada onların gittiği yoldan gitmelidirler.
Dinin ruhu, kolaylıktır. Onu ağırlaştıran, neticede kendisi mağlup olur ve dini yaşanmaz bir mükellefiyetler yığını hâline getirir. Halbuki, istikamet dairesinde yaşanan din, kolaylığın tâ kendisidir. Bu husus başka bir hadîs-i şerifte de şöyle buyrulur:'Şüphesiz ki bu din kolaylıktır. Kim bu dîni zorlaştırırsa din ona gâlib gelir.'457
Alıntıdır...