Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
PEYGAMBERİMİZİN (S.A.V.) ÜMMETİ ÜZERİNDEKİ HAKLAR


Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem ümmeti üzerindeki hakları çoktur. Bunlar, İslâm ümmetinden olan her ferdin üzerine düşen haklarıdır. Allahın izniyle bunları biraz tasilatlı olarak anlatacağız. Bu haklardan bazıları:

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme İman Edilmesi:

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme iman, müslümanın iman etmesi gereken iman esaslarındandır. Peygamberlere iman bu esaslar arasındadır. O sallallahu aleyhi ve sellem, iman edilmesi gereken peygamberlerden biridir. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Allaha, Elçisine ve indirdiğimiz nûra (Kurâna) inanın (Teğabun, 64/8 )
Gelin Allaha ve Onun ümmî (okuma yazma bilmeyen) peygamberi olan Elçisine inanın -ki o da Allaha ve Onun sözlerine inanmaktadır-. Ona uyun ki doğru yolu bulasınız (Arâf, 7/158 ).
O, kendisine iman edilmesinin şart olduğunu söyledi:
Bana, Allahtan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin Allahın Elçisi olduğuna şahadet edinceye kadar insanlarla savaşmam emredildi
Onun risalet ve nübüvvetinin (Peygamberliğinin), Allah katından verilmiş bir hak olduğunu içinde şüphe bulunmayan kesin tasdik ile tasdik etmek ve gereğini yapmak Ona imandandır. Dine dair getirdiği ve yüce Allah hakkında haber verdiği her şeyi tasdik etmek gerçek bir haktır. Bunun Kalp ve dille tasdik edilmesi gerekir. Kalp inkâr ederken, ona dille iman edilmesi yeterli değildir. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Ey inananlar! Allaha, Elçisine, elçisine indirdiği Kitaba ve daha önce indirmiş bulunduğu kitaba inanın. Kim Allahı, meleklerini, Kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse o, uzak bir sapıklığa düşmüştür. (Nisâ, 4/136).
Ona, peygamberliğine, daha önce meydana gelmiş ve Allahın kendisine bildirdiği meydana gelmemiş şeylerden haber verdiklerinin hepsine iman etmek, kişinin imanının tam olması için şarttır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem görmediği halde kendisine iman eden kimseye, ne mutlu, diyerek takdir etmiştir:
Beni görerek bana iman edene bir kere ne mutlu! Beni görmeden iman edene yedi kere ne mutlu
Kim onun peygamberliğinde şüphe ederse, kâfir olur, çünkü bu konuda deliller çoktur.


Devam edecek..
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
[tt]EŞHEDÜ ENLAAAA İLAHE İLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDÜHÜ VE RASULUH[/tt]
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,572
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Estafurullah boyle şeyler sozkonusu bile olmamalı bence?(
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin Sevilmesi:

Bu da, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ümmeti üzerindeki haklarından biridir, onların da görevidir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sevilmemesi, imanın gitmesine sebep olur. Allah, Peygamberini sevmeyi yüce kitabında şart koşmuştur:
De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler, size Allahtan, Elçisinden ve onun yolunda cihat etmekten daha sevgili ise, o halde Allah emrini yerine getirinceye kadar gözetleyin. Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez (Tevbe, 9/24)
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Sizden hiçbiriniz, ben kendisine babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan sevimli olmadıkça tam iman etmiş olmaz Ömer bu hadisi duyunca, Rasûlullaha sallallahu aleyhi ve sellem:
Kendim hariç, sen bana her şeyden daha sevimlisin, dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
Hayır! Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, ben sana kendinden daha sevimli olmadıkça, tam iman etmiş olmazsın dedi. Bu defa Ömer:
Vallahi, sen şimdi bana kendimden daha sevimlisin, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
Şimdi oldu, ey Ömer! dedi. Yani şimdi, doğru söyledin ve Peygamberini sevmekle tam imanı gerçekleştirdin demek istiyordu.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Üç şey vardır ki, kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur: Allah ve Rasûlü kendisine harkesten daha sevimli olması, kişinin sevdiğini sadece Allah için sevmesi, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra, ateşe atılmayı sevmediği gibi küfre dönmekten hoşlanmaması
Onun sevdiğini kulun sevdiğine tercih etmek, onun getirdiğini, sevmek, ona davet etmek, ailesini ve sahabîlerini sevmek, onu sevmek demektir. Onu çok anmak ve ona kavuşma özlemi duymak yine onu sevmektir.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Ebu Umame! Kalbi bana meyleden, müminlerdendir.
Bunun anlamı şudur: İçi Peygamberle birlikte olmaktan zevk alan, sevgi ve muhabbetle ona meyleden kimse müminlerdendir. Bu ancak, samimi olmakla ve başkasına değil de ona uymakla olur.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemi sevmek, yüce Allahın sevgisine ulaşma demektir.
Şair şöyle demiştir:

Sen seviyor görünerek ilâha isyan ediyorsun

Bu, düşünüldüğünde çok tuhaf bir şeydir.
Sevginde samimi olsaydın, ona mutlaka itaat ederdin.
Seven kimse sevdiğine itaat eder. Ona itaat etmek, söylediğini tasdik etmek, anıldığında, gece gündüz devamlı ona saygı göstermek ve onu üstün tutmak, onu sevmek demektir.


Devam edecek....
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Rasûlullah (s.a.v.)e İtaat Edilmesi ve Emrinin Tutulması:

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme itaat edilmesi, yüce Allahın kitabıyla farz kılınmıştır. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Ey inananlar! Allaha ve Rasûlüne itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın (Muhammed, 47/33)
Ey iman edenler! Allaha ve Elçisine itaat edin, İşittiğiniz halde ondan dönmeyin (Enfâl, 8/20)
İbn Kesîr bu âyeti tefsir ederken şöyle demiştir: Yüce Allah, mümin kullarına, kendisine ve Rasûlüne itaat edilmesini emrediyor; onları kendisine karşı gelmekten, kendisini inkâr eden ve karşı çıkanlara benzemekten menediyor. Ona itaatı terketmeyin, aksine emrini tutun, sizi davet ettiği gerçeği öğrendikten sonra yasaklarını terkedin

İbn Sadî de şöyle diyor: YüceAllah kendisinin müminlerle birlikte olduğunu haber verdiğinde onlara, kendilerinde mevcut olan imanın gereğini yerine getirmelerini emretti. Bu, yüce Allahın emirlerine ve Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem emirlerine uymakla, onun emir, tavsiye ve öğütlerini yerine getirmekle olur. Aslı astarı olmayan boş ve kuru sözle yetinilmez. Çünkü bu, Allah ve Rasûlünün razı olmayacağı bir durumdur. İman ne temenni ile olur, ne de gösterişle. Ama iman, kalbe yerleşen ve amellerin tasdik ettiği şeydir.Peygambersallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Ümmetimin hepsi cennete girecektir. Ancak kabul etmeyenler girmeyecektir. Sahabîler:
Allahın Rasûlü! kimler kabul etmeyecekler? diye sordular. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
!Kim bana itaat ederse cennete girecektir. Kim de bana isyan ederse benim davetimi kabul etmemiş olur
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Haberiniz olsun! Bana kitap ve onun yanında kitabın benzeri verildi. Yakında koltuğuna oturmuş, karnı tok birisi şöyle diyecek: Bu Kurâna sarılın. Onda bulduğunuz helalı helâl kılın, onda bulduğunuz haramı, haram kılın
Ebû Dâvûd ve İbn Mâcede sahih bir senetle şu hadis yer almaktadır:
Herhangi birinizi koltuğuna yaslanmış olarak, benim emrettiğim veya yasakladığım bir husus ona gelince: Bilemem, biz Allahın kitabında ne bulursak ona tabi oluruz derken görmeyeyim.Müminin görevi, helâl ve haram kıldığı şeylerde Peygambere itaat etmektir. Onun helâl kıldığı da helâldir. Onun haram kıldığı da haramdır ve haramdan uzak durmak gerekir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Haberiniz olsun! Rasûlün haram kıldığı, Allahın haram kıldığı gibidir
Yüce Allahın, kendisine itaatla Peygamberine sallallahu aleyhi ve sellem itaatı yan yana getirmesi, Rasûlullaha Salallahu aleyhi ve sellem itaatın önemini gösterir. Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
Kim Rasûle itaat ederse Allaha itaat etmiştir (Nisâ, 4/80).
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Bana itaat eden Allaha itaat etmiş demektir. Bana isyan eden Allaha isyan etmiş olur
Onun emrine karşı gelmekten ve ona isyan etmekten tamamen sakınmak gerekir. Çünkü bu, yapılan amelleri boşa götürür ve cehennemi gerektirir. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Kim Allaha ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacakları cehennem ateşi vardır! (Cin, 72/23).
Sünnetine ve emrettiğine sarılmak, menettiğinden sakınıp uzak durmak, onun usûlüne uymak, kıyafet ve beden temizliğine dikkat etmek, söz ve davranışlarda doğru olmaya çalışmak, yeme, içme, giyme ve evlilikte helâl olandan ayrılmamak ve bu konuda haramdan çekinmek, ona itaat etmek demektir.
Müslümanın yapması gereken başka şeyler de vardır ki, bunlar da Peygamber tarafından emredilmiş ve onun tarafından yasaklanmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
Elçi size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının (Haşr, 59/7).
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:
Size bir şey emredersem, ondan gücünüzün yettiği kadarını yapın, size menettiğim şeyden de vazgeçin
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
O'na sallallahu aleyhi ve sellem Uyulması:


Peygamberine uymak, mümine gereken şeylerdendir. Ona uymak, inanç, söz ve davranışta olur. Bunlar dinin tamamıdır. Ona uymak, Allahı sevmek demektir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
De ki: Eğer Allahı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayan, rahîmdir (Âl-i imrân, 3/31).
Müslümanın, Peygamberinin yoluna uyması, onun izini takip etmesi, söz ve fiil olarak getirdikleriyle amel etmesi gerekir. Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem getirdiği her şeye uymak, Allahın sevgisini, rızasını ve mağfiretini elde etmek içindir. Ona uymak, getirdiklerine rıza göstermekle olur.
İbn Receb, Câmiul-Ulûm vel-Hikemde şunları söyledi: Rasûlullahın Salallahu aleyhi ve sellem: Benden sonra yaşayanlarınız, birçok ihtilaf görecekler. Benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefa-i Râşidînin sünnetine, dişlerinizle ısırırcasına sarılın sözü, kendisinden sonra, dinin usûlü, füruu, amel, söz ve inançlarda birçok ihtilaf ortaya çıkacağını haber vermektedir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ümmetinin, biri dışında hepsi de cehennemde olan yetmiş küsur fırkaya (gruba) ayrılacağını bildirdi. Biri hariç denilen fırka, Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem Rabbinden getirdiklerine ve ondan sonra sahabîlerin uygulamalarına uyan fırka-i naciye (Kurtuluşa eren fırka) dir.
Ömer b. Abdülaziz şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ondan sonraki idareciler sünnet bıraktılar (usul, âdet ve kanun koydular). Onları almak, Allahın kitabına sarılmak ve Allahın dinini desteklemek demektir. Hiçbir kimse onları değiştirmemeli ve onlara aykırı olan bir şeye bakmamalıdır. Onlara uyan, doğruyu bulmuştur. onlardan yardım isteyen, muzaffer olmuştur. Birisi onları bırakıp da, müminlerin yolundan başkasına uyarsa, Allah onu döndüğü yola yöneltir, cehenneme sokar ve orası kötü bir varış yeridir.
Peygamberin emrine karşı çıkmaktan sakınılmalıdır. Ona karşı çıkılmasında -Allah korusun- dinden çıkma vardır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
Ona uyun ki doğru yolu bulasınız (Araf, 7/158 ).
Bu, Allahın kendisinden hidayet isteyene, Peygambeine sallallahu aleyhi ve sellem uyması için verdiği emridir. Onun emrine karşı çıkana sadece doğru yoldan çıkma ve pişmanlık vardır.
Allahın dininde bidat çıkarmamak, ona uymak demektir. Müslüman bidat çıkarmak şöyle dursun, gücü yetiği kadar, dindeki her bidatı yok etmeye çalışır.
Müslümanın, Peygambere karşı söylenen her söze karşı çıkması, onun koyduğu kurallara zıt olanı terketmesi, söz, amel ve inançta onun uygulamasına aykırı olan her şeyden yüz çevirmesi gerekir.
Ondan sabit olan ve ona olan nisbeti sahih olanı almak gerekir. Çünkü o, Rabbini en iyi bilen, ondan en çok korkan ve çekinen kimseydi. Onun getirdiğine sarılmak, tereddüt ve şüphe etmeden bunlara uymak gerekir, çünkü o keyfine göre konuşmaz, ona sadece Rabbi öğretmektedir.
Müminin görevi, inanç, ibadet ve davranışta Peygambere Salallahu aleyhi ve sellem uymaktır. Bu, Allahn izniyle, kıyamet günü kurtuluşun vasıtasıdır. Buna aykırı davranan, -Allah korusun- onun yüzünden cehenneme atılacaktır.
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Allah cc tesirini üzerimizde halk buyursun...

Rabbim kendisinin ve rasulünün yolundan bizleri ayırmasın İnşeallah...

Paylaşım için teşekkür ederiz. Allah cc Razı olsun...
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
ORiJiNAL YAZARI : Başak
Allah cc tesirini üzerimizde halk buyursun...

Rabbim kendisinin ve rasulünün yolundan bizleri ayırmasın İnşeallah...

Paylaşım için teşekkür ederiz. Allah cc Razı olsun...

Amin amin inş Başakcığım ..

Allah razı olsun hayrullah kardeş ..
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
[schild]Paylaşım için teşekkür ederiz. Allah cc Razı olsun... [/schild]
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin Örnek Alınması:

Yüce Allah şöyle buyurdu:
İşte onlar, Allahın hidayet ettiği kimselerdir. Onların yoluna uy (Enâm, 6/90).
Yüce Allah Peygamberine Salallahu aleyhi ve sellem daha önceki nebi ve rasûlleri örnek almasını emretti.
Bize de Peygambere uymamızı ve onu örnek almamızı emretti. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Allahın Elçisinde sizin için Allaha ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allahı çok anan kimseler için, uyulacak en güzel bir örnek vardır (Ahzâb, 33/21).
Yani onun, fiil ve sözlerinde, sizin için iyi bir örnek vardır. Onu örnek alın. Onu örnek alan, Allahın lütfuna ulaştıran yola yani sırat-ı müstakime (doğru yola) girmiş olur. Yüce Allahtan korkan, Rabbinin sevabını uman ve onun azabından sakınan kimsenin örneği Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dir.
Bunların hepsi, söz, fiil ve durumlarında onu örnek almaya teşvik etmektedir.
Allaha ve onun Rasûlüne imanın Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem örnek almaya sevkettiği selefe ait şu örneklere bakalım:
Bir nine, mirasını istemek üzere Ebû Bekre geldi. Ebû Bekr ona: Allahın kitabında sana hiçbir şey yok. Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem, senin lehinde bir hüküm verip vermediğini bilmiyorum. Halka soracağım, dedi, Sonra sahabîlere sordu. Birisi, Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem nineye altıda bir verdiğini söyleyince, ona altıda bir miras verilmesine hükmeti.
Ömer radıyallahu anh, başka bir kadının vurması sebebiyle, kadının ölü bir cenin düşürmesi hakkında hüküm vermekte zorlanınca, meseleyi sahabîlere sordu. Muhammed b. Mesleme ve el-Muğîre b. Şube, Peygambern sallallahu aleyhi ve sellem vuran kadının bir köle veya cariye ödemesi hükmünü verdiğini söylediler. Ömer de radıyallahu anh böyle hükmetti.
Osman, kocasının vefatından sonra, kadının evinde kalıp iddet beklemesi hakkında hüküm veremedi: Furaya bint Mâlik, Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem, kocası öldükten sonra, Kuranda belirlenen iddet suresi tamamlanıncaya kadar, kocasının evinde kalmasını emrettiğini söyledi. Osman da radıyallahu anh böyle hüküm verdi.
Ali radıyallahu anh, Osmanın radıyallahu anh, hacla birlikte umre yapmayı yasakladığını duyunca, hac ile umrenin birlikte yapılabileceğini ilân etti ve şöyle dedi: Bir kimsenin söylediği söz yüzünden Rasûlullahın sünnetini bırakamam.
İbn Abbâs radıyallahu anh şöyle söyledi: Başınıza gökten taş yağmak üzere! Ben: Allahın Rasûlü şöyle dedi diyorum, siz Ebû Bekir ve Ömer şöyle dedi diyorsunuz.
Ebu Bekrin ve Ömerin sözü sebebiyle sünnete karşı çıkıldığı endişesini taşıyan kimseler varken, onlardan düşük kimselerin sözünden dolayı sünnete aykırı davranan veya sırf kendi görüşü yüzünden onlarla ters düşen kimsenin hali nice olur? Onu örnek almaktan vazgeçen kimse helake götüren sapıklıkla karşı karşıyadır, Selef bunu anladıkları için ona itaatten ve onu örnek kabul etmekten ayrılmamışlardır.


devam edecek...
 
Üst Alt