Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
8. KAPI SELAMET KAPISI Selâmet, her türlü korku endişeden uzak, güvende olma hâlidir. İnsanlar hayatlarını korkusuzca, huzur ve güven içinde geçirmek isterler. İşte Ramazan ayı, tam bir huzur ve güven limanıdır. Çünkü bu ayda şeytanlar bağlanmış, nefisler terbiye edilmiş, insanların kalbine muhabbet ve şefkat duygusu doldurulmuş olduğu için, huzur bozucu olaylar fazla görülmez. Oruçlu insan sabırlı, hoşgörülü ve içi sevgi doludur. Münakaşaya, münazaraya ve kavgaya yer yoktur. Özelikle bayram günleri kalpler daha da yumuşamakta, küskünler barışmakta, aralarındaki kin ve düşmanlığa son vermektedirler. Bu huzur ve güven ortamı sosyal hayata da yansıdığı için, Ramazan ayında asayiş olayları en aza inmektedir. Bu durum güvenlik güçlerinin ve mülki amirlerin de işini kolaylaştırmaktadır. En büyük selâmet ise, Cehennem kapılarının kapanmasıdır. Hz. İbrahim (as) ateşe atıldığında, “Ey ateş serin ve selâmetli ol” emri üzerine Cehennem gibi alevlerin birden suya dönüşmesi, İbrahim Aleyhisselâm hakkında selâmet olduğu gibi; bu ayda Cehennem kapılarının kapanması, mü’minler için selâmet kapısının açılması demektir
Ramazan ayının bir adı da “Kur’ân Ayı”dır. Kur’ân-ı Kerim bu ayda, Kadir Gecesinde dünya semasına inmiş, Kur’ân kâinatı okurken, kâinat da Kur’ân okumaya başlamıştır. Allah’ın iki elçisi, Hz. Muhammed (asm) ile Hz Cebrail (as) her Ramazan’da bir araya gelir, karşılıklı Kur’ân okurlardı. “Mukabele” diye bilinen bu karşılıklı okuma, mü’minler arasında da bir sünnet olarak her Ramazan ayında büyük bir coşku ile devam ettirilir. Yedi yaşındaki çocuklardan, yetmiş yaşındaki dedelere ve ninelere kadar, pek çok kimse, mukabele günlerini heyecanla bekler. Sonra da Kur’ân’ını alan camilere mukabeleye koşar. Genellikle hoca efendi veya hafızlar tarafından okunan Kur’ân, cemaat tarafından da takip edilir. Böylece “Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi.. Ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvî dillerinin tercüman-ı ebedîsi..” olan Kur’ân-ı Kerim, mü’minler tarafından da tilâvet edilerek güzel bir sünnet yerine getirilir.
Ramazan ayı, herkesi tilâvet kapısından içeri dâvet eder ve Kur’ân’ın nurundan istifade etmeye çağırır.
Nezafet, temizlik ve temiz olma hâli demektir. Ramazan ayı Müslümanlar için tam ve küllî bir temizlik ayıdır. Maddî ve manevî kirlerden arınma zamanıdır.
Ramazan gelmeden önce evler de temizlenmeye başlar. Boya ve badana işleri yapılır, halılar yıkanır, varsa tamir ve bakım işleri yapılarak evler Ramazan’a hazırlanır. Ama asıl hazırlıklar kalplerde ve gönüllerde yapılır.
Recep ayının gelmesi ile başlayan manevî temizlik, mübarek gecelerde daha da artar. Ramazan ayında ise zirveye çıkar. Kalpler rahmet yağmurları ile, gönüller muhabbet suları ile yıkanır. Geçen Ramazandan bu yana kalpleri kaplayan kin ve nefret, haset ve husûmet tortuları varsa temizlenir. Kırılan kalpler, yıkılan gönüller, muhabbet eliyle tamir edilir.
Nezafet kapısından geçenlerin yüzleri ışıl ışıl, gözleri pırıl pırıl olur. İnsanın ruhuna saykal vurulur
Nezaket, başkalarına karşı nazik davranma, edepli ve güzel huylu, yumuşak ve ince ruhlu olma hâlidir. Nazik insan, aynı zamanda nezih insandır. Kabalıktan arınmış, enaniyetten sıyrılmış, kibir ve gururdan uzaklaşmış, tevazuu ile yükselmiş kişiler nazik insanlardır. Bu sıfatlar ise, meleklere mahsus sıfatlardır. Oruç insanları her türlü kötülükten, çirkinlikten ve kabalıktan arındırdığı için, oruçlu insan bir melek safiyetinde ve nezaketinde olur. İşte oruç insanlara böyle bir kapı açar. Nezaket kapısından içeri girenler, muhabbetten ayrılmaz, kalp kırmaz, gönül yıkmaz. İncinse de incitmez. Şahısların Ramazanda gösterdikleri nezaket, sosyal hayata da müsbet bir şekilde yansır. İnsanlar bir birlerine karşı daha nazik ve anlayışlı davranırlar. Oruçlu insan en medeni insandır.
12. KAPI UBUDİYET KAPISI “Rubûbiyetin saltanatı, nasıl ki ubûdiyeti ve itaati ister; Rubûbiyetin kudsiyeti, pâklığı dahi ister ki, abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ ve ehl-i dalâletin efkâr-ı bâtılasından münezzeh ve muallâ ve kâinatın bütün kusurâtından mukaddes ve muarrâ olduğunu tesbih ile, ‘Sübhanallah’ ile ilân etsin.”
Yukarıdaki paragraftan da anlaşıldığı gibi, insanın vazifesi Cenâb-ı Hakk’ın Rububiyetine karşı, kendi acz ve kusurunu idrak ederek ubudiyetini, yani kulluğunu göstermektir. “Sübhanallah” diyerek Rabbinin her türlü kusurdan uzak olduğunu ilân etmektir.
İşte oruç, bu ubudiyetin en güzel şekilde idrak ve ilân edildiği bir ibadettir. Açlıktan ve susuzluktan dilinin damağının kuruduğu bir zamanda, önünde bulunan nimetlere el uzatamaması, aczinin ve fakrının ne kadar fazla olduğunu anlamasına vesile olur. İnsan kul olduğunu, idare ve iâşesinin Rabbi tarafından karşılandığını, O izin vermezse önündeki nimeti ağzına götürmeye hakkı olmadığını anlar. Ubudiyet kapısında Rububiyeti idrak eder.
13. KAPI MUÂVENET KAPISI Felsefe, “Hayat bir mücadeledir” diyerek yaşamak için devamlı sûrette bir cidal (çarpışma) içinde bulunmak gerektiğini söylerken, Kur’ân “Hayat bir muavenettir (yardımlaşmadır)” der. Güçlüleri zayıfların, zenginleri fakirlerin imdadına davet eder. Böylece insanlar arasında muhabbet ve şefkatin tesis edilmesini ister.
Ramazan ayı, bu yardımlaşmanın doruğa çıktığı bir aydır. Bu ayda kalpler daha rikkatli, gönüller daha şefkatlidir. Açlık vasıtasıyla insanlar fakirliğin nasıl bir şey olduğunu aynelyakin ve hakkalyakin olarak anlamış olurlar. Böylece, “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” hadis-i şerifinin ikazının ne kadar yerinde olduğunu idrak ederler. Fakirlere yardım için seferber olurlar.
Ramazan ayında herkes elinden geldiği kadar bu yardımlaşma seferberliğine katılmaya çalışır. Son yıllarda yaygınlaşan Ramazan Paketleri, bu yardımlaşmanın en güzel örneklerindendir.
Ramazan, böyle bir muavenet kapısı açtığı için, insanlara sosyal sorumluklarını hatırlatmış olur.
14. KAPI BERAAT KAPISI İşlediği bir suçtan dolayı cezaya mahkûm olan bir insanı en çok sevindiren şey, suçunun affedilerek cezadan kurtulmasıdır. Onun için cezaevlerinde bulunanlar her zaman için bir af umudu ve beklentisi içinde olurlar.
Her insan günah işlemeye istidatlı olarak yaratılmış olduğundan, her an için Cenab-ı Hakk’a karşı suç işleme, yani günaha girme ihtimali vardır. Bu yüzden, cehennem gibi bir azabı hak etmesi mümkün ve muhtemeldir.
Ramazan ayında tutulan oruç ve bu ayda yapılan ibadetler, günahların affı ve suçluların beraatı için bir fırsattır. Ramazan ayı, mü’minlerin affı ve günahlarından arınması için bir umumi af hükmündedir. Recep ayı ile açılmaya başlayan beraat kapısı, Şaban ayının on beşinci gecesi olan Leyle-i Berat ile iyice aralanır. Ramazan ayında ve özellikle Kadir Gecesinde sonuna kadar açılır.
Ramazan ayını oruç tutarak, namaz kılarak ve Kur’ân okuyarak değerlendirenler, Berat Kapısından geçerek, Cenab-ı Hakk’ın af ve mağfiretine nail olacaklardır inşaallah.
15. KAPI KANAAT KAPISI İnsanda bulunan nefis, tûl-i emel peşindedir. Hiçbir şeyden tatmin olmaz. Sahip olduğu her şeyin daha fazlasını ister. Ne kadar zengin, ne kadar güzel, ne kadar nüfuzlu olursa olsun, daha fazlasını arzu eder. Bu durum insanı Nemrutların ve Firavunların durumuna düşürür. Halbu ki iman, eline geçen nimetlere şükretmek, kadere rıza gösterip hırstan vazgeçmek olmalıdır. Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi, “Hırs sebeb-i hüsrandır”. Kanaat ise, sürurdur, saadettir, gönül rahatlığıdır.
Oruç ibadeti imanı kuvvetlendirip nefsi gemlediğinden, insanı tul-i emelden ve doymak bilmeyen arzularından vazgeçirir. İnsan, karnını doyurabilmenin bile ne büyük bir nimet olduğunu idrak eder. Daha bol ve daha leziz yiyeceklere, daha çok paraya, mala mülke göz dikmez. Kendisinden aşağıda olanları düşünerek, eline geçene nimetlerin şükrünü eda etmeye çalışır.,
Kanaat kapısından içeri adım atan insan, kendisini dünyanın en zengin ve en mesut insanı olarak görür.