Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
Civanmert Bozacı...


Biz bozacı vardı. Hangahın kapısında durup sofra vakti içeri girer, sufilere boza verir, onları kandırınca geriye kalanı alıp götürürdü. Bir gün üstad Ebu Ali Dekkak'ın ağzından:

-"Bu civanmert saf bir vakte sahiptir" cümlesi çıkıvermişti. Gece olunca üstad onu rüyasında görmüştü. Üstad diyor ki:

-"Yüksek bir yer gördüm, din ve dünya büyükleri hep burada toplanmışlardı. Benimle onlar arasından bir yükseklik vardı, ben bu yüksekliği aşamıyordum, önüme bir engel çıkıyor, kaç defa oraya tırmanmaya çalıştımsa aşmayı başaramıyordum. Derken aniden bozacı geldi ve "Ebu Ali! Ver elini bana, zira bu yolda arslanlar tilkilerin ardı sıra giderler" dedi. Ebu Ali Dekkak ertesi gün kürsüdeydi. Bozacı kapıdan içeri girdi. Üstad "Ona yol veriniz, zira akşam elimizden tutmamış olsaydı yolda kalmışlardan olacaktık" Bozacı seslendi:

-Üstad! Biz her gece oraya gideriz, sen bir gece geldin ve bizi (halka) gammazladın ha?
 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
Derviş...

Dekkak anlatıyor:

Bir gün hangaha gelen bir derviş:

-Ölmem için bana bir köşe hazırlayın, uygun bir yer gösterin, dedi.

Kendisi için hazırlanan yere geldi, gözü bir köşeye takıldı. Allah, Allah diyordu. Ben ise gizlice kulağımı ona vermiştim.

-Ey Ebu Ali! Beni kendi halime terk et! dedi.

Oradan gittim, sonra yine geldim. O hala aynı sözü söylüyordu, nihayet ruhunu teslim etti. Ölü yıkayıcı ve kefen getirsin diye birini gönderdim. Sonra cenazeye baktım, cenazeyi yerinde göremedim. Hayretler içinde kalmış "Bu zatı bana Allah gösterdi, sağlığında kendisini gördüm, ölünce kayboldu, acaba nereye gitti?" demiştim. Hatiften bir ses geldi:

-Azrail'in dahi arayıp bulamadığı bir kimseyi ne arayıp duruyorsun? Onu huriler ve (cennetteki) saraylar da arıyorlar, ama bulamıyorlar. Bunun üzerine dedim ki:

-Rabbim, o nereye gitti? Hitap geldi:

-Yüce Allahın huzurundaki hak meclisine! (Kamer, 55)
 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
Birinci Vasıf...

... miraçta tecelli eden aşk hikmeti... Allah'ın Resûlü, Cebrail'in kanadında "Sidre-tül-Müntehâ"ya kadar gider. Yani son duraktaki ağaç, "Sidre-tül-Müntehâ"...
Akl-ı küll'ün temsilcisi olan Melek der ki:
"- Ben bundan bir adım ileriye gidemem, ilerleyecek olursam yanarım, kül olurum!"

Allah'ın Sevgilisi sorar:
"- Buradan ileriye neyle gidilir?.."
"-Aşkla!"...

Ve kendisini atar nur çağlayanına ve ulaşır. İşte aşk bahsinin son kelimesi: Özlediğimiz gencin ilk vasfı aşk... Tek heceli, tek kelime: AŞK...

Necip Fazıl...

(Özlediğimiz Nesil Konferansı'ndan)
 

Firak-i Nigah

~ Ya Bâkî Entel Bâki ~
 
Üyelik Tarihi
26 Ağu 2010
Mesajlar
412
Aldığı Beğeniler
3
Konum
GuRBeT-34 VaTaN-44
Takım
Galatasaray
Ruh beslenmeyince,beden arsız,doyumsuz oluyor.Ellerinize sağlık nasiplendik inş.
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Bir Zerre...
Allahu Teala'nın yeryüzünde öyle bir kulu vardır ki, Allahı zikredince bütün aslanlar altına işer, balıklar deryada yüzemez olur, semadaki melekler dehşete düşer. Gök de yeryüzü de melekler de onunla aydınlanır.

.......

Halkla değil, Hakla sohbet ediniz. Çünkü görülmeye de, sevilmeye de, naz edilmeye de, dinlemeye de değer olan Allah'tır.

......

Gayb alemindeki aşktan bir zerre kopup bütün muhiblerin göğüslerini kokladı. Hiç kimseyi kendine mahrem bulamadığından gayb alemine geri döndü.
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Çek Elini!...
Biri anlatıyor:

Havvas'ın eteğinde dolaşan bir akrep gördüm ve onu öldürmeye çalıştım. Şeyh:

-Çek elini! Her şeyin bize ihtiyacı var ama bizim hiçbir şeye ihtiyacımız yoktur, dedi.
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
O'nun Laneti...

Şıbli'nin ölümü yaklaşınca gözü karardı, kül istedi, bunu başına döktü, onda o kadar kararsızlık baş gösterdi ki, anlatılamaz. Bu ıstırap ne böyle diyenlere dedi ki:

-İblis'e bakıp imrendim, kıskançlık ateşi canımı yaktı. Zira ben burada (lanete layık bir halde) oturmuşum, O ise kendisine ait olan (lanetim dediği) bir şeyi başka birine vermektedir: "Şüphe yok ki, lanetim kıyamet gününe kadar senin üzerindedir." Sa'd, 78 Bu lanetin İblis'e izafe ve nispet edilmesini görmeye kadir olamıyorum, istiyorum ki bunun izafeti ve nispeti bana olsun, zira her ne kadar bu bir lanet ise de yine de O'ndan değil midir ve nihayet ("Lanetim" diyerek) bu ona izafe edilmemiş midir? O melun bunun kadir kıymetini nereden bilecek? Bunu neden ümmetin azizlerine ihsan etmedi? Böyle yapsaydı, onlar bu sayede ta arşın zirvesine ayak basmış olurlardı! Altının kıymetini sarraf bilmez mi? Eğer padişah camı ve billuru eline koysa bu cevhere dönüşür, tersine sebze satan birisinin parmağına taktığı cevher yüzük de cama dönüşür
.
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Âşıkların Nişânı...


Bir adam vardı. Garip,kimsesiz bir adam. Bağ-bahçe işleriyle uğraşır,sebze-meyva yetiştirirdi. Şehir pazarı oldu mu, mahsulünü devesine yükler, satmaya götürürdü. Nehrin üstünde ki köprüden geçer, pazara gelirdi. Akşama kadar satabildiğini satar, satamadığını devesine yükler, evine dönerdi. Bir gün adamın devesi yavruladı. Artık pazara giderken yavru deveyi de yanlarına alıyorlardı. Köprüden geçerken yavru deve nehre yuvarlanıp öldü. Annesi orada feryat edip inlemeye başladı. Ne zaman o köprüden geçseler deve orada durur, feryat ederdi.

Adam devesinin haline üzülür, bu kadar figan ediyor, ciğerleri hasretten yandı, delindi derdi. Bir gün deve ortadan kayboldu. Köylü yükünü omzuna alıyor, pazara böyle gidip geliyordu. Bir zaman sonra devesini bir başka adamın yanında görünce sevindi, bu deve benimdir, dedi. Ama adam oralı olmuyor, devenin sahibi benim, diyordu. Münakaşa ettiler, anlaşamadılar. Mahkemelik oldular. Kadı efendi devenin gerçek sahibini anlamaya çalışıyordu. Köylü dedi ki: Benim devemin bir yavrusu vardı, köprüden düşüp öldü. Yavrusunun ardından öyle feryat ederdi ki ben ciğeri delinmiştir derdim. Deveyi keselim. eğer ciğeri delikse bu adam bana bir deve alsın, değilse ben ona bir deve alırım. Kadı efendi diğer adama baktı. Adam olur deyip kabul etti. Deveyi kestiler, baktılar ciğeri deliktir. Devenin sahibinin kim olduğunu anladılar.

Aşıkların ciğerleri de deliktir, maşuk onları nerede olursa olsun, bilir tanır.


(Bir Serdar'ın dili ile Gavs-ı Sânî)
 
Üst Alt