Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
SADAKA İLE TEDAVİ


Hadis-i Şerif: Sadaka vererek hastalarınızı tedaviediniz.

İzah: Müslümanlıkta cismanî hastalıklar için tıbbı cismâniye ve rûhânî hastalıkların tedavisi için bir tıbbı rûhânî olan sadaka verilmesiemir ve tavsiye buyurulmuştur. Herhangi bir hastaya asıl şifa ihsân buyuran Cenâb-ı Hakdır. Onun yaratmış oldu u maddi bir ilaç bu şifâya bir sebep olabilece i gibi, onun rızası için verilecek sadakalar da bu şifâya bir vesile olabilir. (Hikmet Goncaları, Ö. Nasuhî Bilmen)




ÎTİKÂF


Îtikâf, lügâtde bir şeye devam etmek mânâsınadır. Bir şeye devam eden kimseye de mutekif denir. Fıkıhta ise îtikaf: Bir mescid-i şerifte veya o hükümdeki bir yerde itikâf niyetiyle ikâmet etmekten ibârettir. Kifâye yolu ile bir müekked sünnettir. (Bir beldede Ramazan-ı şerifin son on gününde hiç kimse itikâfa girmez ise, o belde halkının tamamı sünneti terk etmiş olur.) Ramazandan başka bir zamanda ibâdet ve taat niyetiyle bir mescid-i şerifte bir müddet yapılan îtikâf ise müstehaptır.

Îtikaf eden kişi bütün vakitlerini ibâdete tahsis etmiş demektir. Çünkü bilfiil ibâdet etmedi i vakitlerde de Mescid içinde ibâdete hazır bir haldedir. Bu hal ise ibâdet hükmündedir.

Îtikâfın sünnet olmasındaki hikmet ve fâideye gelince, bu pek mühimdir. Rasûlü Ekrem (s.a.v) Efendimiz Medine-i Münevvereye hicretinden sonra âhirete irtihâllerine kadar her Ramazan-ı şerifin son on gününü îtikâf ile geçirirlerdi.

İhlâs ile olan bir îtikâfsayesinde kalpler, bir müddet olsun dünya işlerinden kurtulup Allaha döner. Allahın evleri olan mescitlerden birine bu şekilde devam eden bir mümin, pek kuvvetli bir kalaya sı ınmış, Kerîm olan Rabbinin feyiz ve inâyet kapısına ilticâ etmiş olur.

İslâm büyüklerinden Atâ demiştir ki: mutekif, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup hâcetimi kazâ etmedikçe buradan ayrılıp gitmem, diye yalvaran bir kimseye benzer.

Bir mümin her gün azalmakta olan hayat günlerinden istifâde ederek böyle kudsî bir mahalde bir müddet Rabbine, olanca varlı ı ile yönelip, saf bir kalp ile ibâdet ve tâatte bulunması, mânevî bir zevke dalması ne müstesna bir ganîmettir.

Îtikâf sayesinde insanın mâneviyâtı yükselir, kalbi nurlanır, simâsında kulluk nişâneleri parlar, ilâhî feyizlere mazhar olur.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
SADAKA-İ FITIR


Sadaka-i fıtır: fıtrat (yaratılış) sadakası demektir.

Sadaka-i fıtır, meşhur hadîslerle sâbit bir ameldir.Hicret-i seniyyenin ikinci senesinde, Ramazân-ı şerîf orucu farz kılındı ı esnâda Rasûlüllah (s.a.v) Efendimiz sadaka-i fıtırın edâsını emir ve irâde buyurdular. Sadaka-i fıtırın vacip olması, zekâtın farz olmasından evveldir.

Sadaka-i fıtırın üç husûsiyyeti vardır. Birincisi: Fıtrasını veren kimsenin Cenâb-ı Hak katında orucu makbul olur. İkincisi: Sekerât-ı mevti âsân olur, yani ölüm acısı duymaz. Üçüncüsü: Kabir azabından kurtulur.

Sadaka-i fıtır, nisaba malik olan kimselere (amelen) vâciptir. Nisâb mikdarı mala sâhip olmayan kimselere, fıtra vâcip de ildir.

İmâm-ı Azam ve İmâm Ebû Yûsuf hazretlerine göre: Fıtra vâcip olması için akıl ve bülu şart olmadı ından zengin olan sabî (henüz bulû a ermemiş) ve mecnun (deli) için mallarından fıtra verilmesi velîlerine vâcip olur. Velîleri vermemiş ise, o sabî bülu a erince, yahut mecnun iyileşince geçmiş fıtralarını kendilerinin vermeleri lâzımdır.

Nisâba mâlik olan babaya kendisi için fıtra vermek vâcip oldu u gibi, bâli olmayan küçük çocukları için de fıtra vermesi vâciptir.

Karısının fıtrası için kocası, büyük (yâni bâli ) olan evlâdın fıtrası için babası mükellef olmaz. Lâkin, berâber bir yerde, bir evde bulundukları takdirde karısının fıtrasını kocasının, büyük evlâdının fıtrasını babasının vermesi (istihsânen) câizdir. Müfta bih olan budur. Çünkü bunlar kendi geçim ve idâresi altında sayıldıklarından, onların bu kabîl borçlarını vermek için koca ve baba âdeten izinli sayılır. Âile arasında di er şahıslar hakkında da hüküm aynıdır.

Hanefîlere göre umumi kâide şudur: Sadaka-i fıtır velâyet ve nafakaya ba lıdır. Kişiye velîsi oldu u ve nafakasını temin etmeye mecbur oldu u kimselerin fıtrasını vermek vâciptir. Babasının bulunmaması hâlinde, fakir olan torunlarının fıtrasını dedesinin vermesi lâzımdır.

Ramazân-ı şerîfte oruç tutmayan hastaya, seferde olana ve oruç tutamayacak derecede ihtiyar olana da fıtra vermek vâcip olur.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
SADAKA-İ FITIR


Zekâtta oldu u gibi, fıtrada da niyyet lâzımdır. Niyetsiz olmaz.

Sadaka-i fıtır, bütün hususlarda zekât gibidir. Ancak mal zâyi olursa zekât sâkıt olur, lâkin sadaka-i fıtır sâkıt olmaz.

Fıtranın verilece i yerler zekatta oldu u gibidir. Yânî zekât kimlere verilirse, fıtra da oralara verilir.

Husûsiyle talebe-i ulûma (dünyâ ve âhiret saâdeti temin eden ilimleri okuyan talebeye), zâhid, müttakî ve sâlih olan kimselere verilmesi evlâ, ilmiyle âmil olan fakir âlimlere verilmesi hepsinden efdal ve alâdır.

Salebe bin Suayr (r.a.)den rivâyet edildi ine göre, Resûlüllah (s.a.v.) ramazan bayramından bir veya iki gün önce irad buyurdukları hutbelerinde şöyle buyurmuşlardır: Her hür ve köle için, her küçük ve büyük için sadaka olarak; bu daydan yarım sa veya hurmadan yahut da arpadan bir sa nisbetinde veriniz. (İmam Serahsî, el-Mebsût, 3/101) Bu hadîs-i şerifi esas alan Hanefî müctehidleri, Sadaka-i fıtr vâciptir; çünkü haber-i vâhidle sâbit olmuştur (İ. Mergınânî, el-Hidâye Şerhu Bidâyetl-Mübtedî, 1/115) hükmünde ittifak etmişlerdir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
SADAKA-İ FITIR NE ZAMAN VE NE KADAR VERİLİR?


Fıtranın vâcib olmasının vakti, fecr-i sâdıkın girmesi, öncesine kadar olan vakittir. Fukarânın bayram ihtiyâcını karşılaması ve onlara yardım edilmesi için daha önceden yani Ramazan içinde verilmesi câiz oldu u gibi Ramazandan önce de fıtrayı vermek câizdir.

Fıtra mâlî bir ibâdettir. Vâcip olduktan sonra zekât gibidir. Yani ödenmedikçe borç sâkıt olmaz. Fıtranın edâ vakti ömrîdir. Ömür boyu ödemedikçe borç olarak kalır.

Fıtrayı bayram namazından sonraya bırakmak mekruhtur. Müstehab olan namazdan evvel verilmesidir. Çünkü Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): Bayram namazından sonra verilen fıtra, di er sadakalardan (nafile) bir sadakadır. Lakin bayram namazından evvel verilen fıtra, Hak Tealânın indinde makbul olan bir sadakadır, buyurdular.

İbn-i Ömer (r.a)dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlüllah (s.a.v) sadaka-i fıtrın, cemâat bayram namazından çıkmadan önce verilmesini emretti.

Sadaka-i fıtır için dört cins hubûbât ve meyve aynından (kendisinden) veya kıymetinden verilir. Rasûlüllah (s.a.v.)in koydu u ölçü şudur:

Fıtra, bu day veyâ bu day unundan verildi i takdirde yarım sâ, hurma, arpa veya kuru üzümden verildi i takdirde bir sâ vermek lâzımdır.

Bir sâ; 3.333 kg.dır. Yarım sâ; 1.667 kg. eder. Yâni bir fıtra, bu day veya un olarak verilirse en az 1.667 kg. verilir. Arpa, hurma veya kuru üzümden verilirse en az 3.333 kg. verilir.

Hanefîlere göre bu maddelerin kıymetini ödemek de câizdir. Fıtrada asıl olan fakirin ihtiyâcını gidermektir. Rasûl-i Ekrem Efendimiz: Böyle bir günde fakirlerin ihtiyacını gideriniz buyurmuştur. Fıtra için tâyîn olunan maddelerin birinin kıymetini ödemek sûretiyle fakirlerin ihtiyâçlarını gidermek mümkündür. Belki böyle yapmak daha kolay ve daha iyidir. Bu gün teâmül de budur. Her sene Ramâzan-ı şerîfte bu dört cins maddeden kıymet îtibârı ile fıtranın miktarı îlân edilmektedir.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Zehra abla Allah Razı Olsun ..

Özellikle fıtır konusuna deginmen çok iyi olmuş..

bilmeyen kardeşlerimiz eksikliklerini tamamlamış olurlar..

Yada nasıl yapacaklarını ögrenirler inşallah..

Güncel konular herzaman elzemdir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Orjinal Yazarı KIRIKMIZRAP
Zehra abla Allah Razı Olsun ..

Özellikle fıtır konusuna deginmen çok iyi olmuş..

bilmeyen kardeşlerimiz eksikliklerini tamamlamış olurlar..

Yada nasıl yapacaklarını ögrenirler inşallah..

Güncel konular herzaman elzemdir.

sagolasın kardeşim bakıyorumda gırgırye ye daha çok prim veriliyor

halbuki okadar çok güzel konular ve mevzular işleniyor

ama malesef boşa gidiyor ;( ;( ;(

arkadaşlar biraz daha kendimize

çeki düzen verelim
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Dün Cuma namazi cikisinda cami önünde cami icin sadaka kutulari, sadaka istegen yasli ve hastalar vardi?Bu durumda kime vermemiz uygun olur? ?(
Simdiden Aydinlatici Cevablariniz icin tesekkürler... :)

fzehra abla,paylasiminiz icin Allah razi olsun...
 

TebessüM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,558
Aldığı Beğeniler
9
Öncelikle fitre vermeye yakın akrabalardan vermeye başlamak daha sonra komşulara geçmek gerekir orcundan ve namazından emin olunan kişiye verilmesi daha uygun olur diye biliyorum
tanımadıgımız ve emin olmadıgımız kişilere fitre vermek nekadar dogru bilemiyorum
Ama en dogrusunu Allah bilir

çevremizde verebilecegimiz kimse yoksa

Ozaman dünyanın dört bir yanında yardıma ihtiyaç duyan kardeşlere gönderebiliriz
Faydalı paylaşımlar için Allah razıolsun
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Bu güzel paylaşımın için Allah razı olsun fzehra abla
 

esencemrem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Eki 2005
Mesajlar
1,050
Aldığı Beğeniler
3
zehra abla paylaşımınla beni aydınlattın için ALLAH RAZI olsun.bencede gırgırıye ler prim yapıyor bu konuda zehra abla sana katılıyorum......
 
Üst Alt