SADAKA İLE TEDAVİ
Hadis-i Şerif: Sadaka vererek hastalarınızı tedaviediniz.
İzah: Müslümanlıkta cismanî hastalıklar için tıbbı cismâniye ve rûhânî hastalıkların tedavisi için bir tıbbı rûhânî olan sadaka verilmesiemir ve tavsiye buyurulmuştur. Herhangi bir hastaya asıl şifa ihsân buyuran Cenâb-ı Hakdır. Onun yaratmış oldu u maddi bir ilaç bu şifâya bir sebep olabilece i gibi, onun rızası için verilecek sadakalar da bu şifâya bir vesile olabilir. (Hikmet Goncaları, Ö. Nasuhî Bilmen)
ÎTİKÂF
Îtikâf, lügâtde bir şeye devam etmek mânâsınadır. Bir şeye devam eden kimseye de mutekif denir. Fıkıhta ise îtikaf: Bir mescid-i şerifte veya o hükümdeki bir yerde itikâf niyetiyle ikâmet etmekten ibârettir. Kifâye yolu ile bir müekked sünnettir. (Bir beldede Ramazan-ı şerifin son on gününde hiç kimse itikâfa girmez ise, o belde halkının tamamı sünneti terk etmiş olur.) Ramazandan başka bir zamanda ibâdet ve taat niyetiyle bir mescid-i şerifte bir müddet yapılan îtikâf ise müstehaptır.
Îtikaf eden kişi bütün vakitlerini ibâdete tahsis etmiş demektir. Çünkü bilfiil ibâdet etmedi i vakitlerde de Mescid içinde ibâdete hazır bir haldedir. Bu hal ise ibâdet hükmündedir.
Îtikâfın sünnet olmasındaki hikmet ve fâideye gelince, bu pek mühimdir. Rasûlü Ekrem (s.a.v) Efendimiz Medine-i Münevvereye hicretinden sonra âhirete irtihâllerine kadar her Ramazan-ı şerifin son on gününü îtikâf ile geçirirlerdi.
İhlâs ile olan bir îtikâfsayesinde kalpler, bir müddet olsun dünya işlerinden kurtulup Allaha döner. Allahın evleri olan mescitlerden birine bu şekilde devam eden bir mümin, pek kuvvetli bir kalaya sı ınmış, Kerîm olan Rabbinin feyiz ve inâyet kapısına ilticâ etmiş olur.
İslâm büyüklerinden Atâ demiştir ki: mutekif, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup hâcetimi kazâ etmedikçe buradan ayrılıp gitmem, diye yalvaran bir kimseye benzer.
Bir mümin her gün azalmakta olan hayat günlerinden istifâde ederek böyle kudsî bir mahalde bir müddet Rabbine, olanca varlı ı ile yönelip, saf bir kalp ile ibâdet ve tâatte bulunması, mânevî bir zevke dalması ne müstesna bir ganîmettir.
Îtikâf sayesinde insanın mâneviyâtı yükselir, kalbi nurlanır, simâsında kulluk nişâneleri parlar, ilâhî feyizlere mazhar olur.
Hadis-i Şerif: Sadaka vererek hastalarınızı tedaviediniz.
İzah: Müslümanlıkta cismanî hastalıklar için tıbbı cismâniye ve rûhânî hastalıkların tedavisi için bir tıbbı rûhânî olan sadaka verilmesiemir ve tavsiye buyurulmuştur. Herhangi bir hastaya asıl şifa ihsân buyuran Cenâb-ı Hakdır. Onun yaratmış oldu u maddi bir ilaç bu şifâya bir sebep olabilece i gibi, onun rızası için verilecek sadakalar da bu şifâya bir vesile olabilir. (Hikmet Goncaları, Ö. Nasuhî Bilmen)
ÎTİKÂF
Îtikâf, lügâtde bir şeye devam etmek mânâsınadır. Bir şeye devam eden kimseye de mutekif denir. Fıkıhta ise îtikaf: Bir mescid-i şerifte veya o hükümdeki bir yerde itikâf niyetiyle ikâmet etmekten ibârettir. Kifâye yolu ile bir müekked sünnettir. (Bir beldede Ramazan-ı şerifin son on gününde hiç kimse itikâfa girmez ise, o belde halkının tamamı sünneti terk etmiş olur.) Ramazandan başka bir zamanda ibâdet ve taat niyetiyle bir mescid-i şerifte bir müddet yapılan îtikâf ise müstehaptır.
Îtikaf eden kişi bütün vakitlerini ibâdete tahsis etmiş demektir. Çünkü bilfiil ibâdet etmedi i vakitlerde de Mescid içinde ibâdete hazır bir haldedir. Bu hal ise ibâdet hükmündedir.
Îtikâfın sünnet olmasındaki hikmet ve fâideye gelince, bu pek mühimdir. Rasûlü Ekrem (s.a.v) Efendimiz Medine-i Münevvereye hicretinden sonra âhirete irtihâllerine kadar her Ramazan-ı şerifin son on gününü îtikâf ile geçirirlerdi.
İhlâs ile olan bir îtikâfsayesinde kalpler, bir müddet olsun dünya işlerinden kurtulup Allaha döner. Allahın evleri olan mescitlerden birine bu şekilde devam eden bir mümin, pek kuvvetli bir kalaya sı ınmış, Kerîm olan Rabbinin feyiz ve inâyet kapısına ilticâ etmiş olur.
İslâm büyüklerinden Atâ demiştir ki: mutekif, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup hâcetimi kazâ etmedikçe buradan ayrılıp gitmem, diye yalvaran bir kimseye benzer.
Bir mümin her gün azalmakta olan hayat günlerinden istifâde ederek böyle kudsî bir mahalde bir müddet Rabbine, olanca varlı ı ile yönelip, saf bir kalp ile ibâdet ve tâatte bulunması, mânevî bir zevke dalması ne müstesna bir ganîmettir.
Îtikâf sayesinde insanın mâneviyâtı yükselir, kalbi nurlanır, simâsında kulluk nişâneleri parlar, ilâhî feyizlere mazhar olur.
