Bir an vardır ki hayatının dönüm noktası olur.
Bir takım şeylerin değiştiği garip bir duygu yoğunluğu..
Mantığının,beyninin işlevini yitirdiği sade hislerinle,kalbinle yaşadığın bir an...
Önce artık yokum dersin..Sonra hiç bu kadar var
olmadığını farkedersin..
Hiç düşünmeden yeni aldığın kararlar olur ve hiç yabancılaşmadan sana
fikirler..yürürlüğe girerler hemen..
Görüşlerinin hatta benliğinin değiştiği yaşanmışlıklardır derinlerden gelen..
Birşeyleri anımsadığında,hatırlamaya çalıştığında,
beynindeki kurulu düzen,ayarlama yapar sanki.
O tarihten (an'ı'dan) önce ve sonra..! gibi..
Bırakalım an'ı'ları sen bile artık o tarihten önce ve sonra olursun..
İçin hiç bu denli dolu dilinden dökülenler
hiç bu kadar boş, manasız olmamıştır..
Cümleler an'ını,acını,hislerini anlatmaya kifayetsiz..
Acı bir yere kadar yakar sonra yerini hissizliğe bırakır..
ve en sonrasında sana eşlik edicek duygulara..
Hani bu kırgınlık olur..güvensizlik olur..
Bilmiyorumm..Yada adını koyamadığın bir şey ..
Bunlarla yaşamayı,büyümeyi öğrenirsin.Artık acıda yakmaz.!canını..
Sonra kalbimize yerleşen 'kimse bilmez'tarafımız oluşur..
Kalbin en kuytu en sessiz köşesinde..Soğuk ve mat..
Kimimize göre cevapsız sorularla dolu
-------------------------------kimimize göre cevabın tam da orda olduğu..
İşte sessizliğimizin geldiği nokta tam orasıdır..
Aslında sessizliğe ihtiyaç duyduğumuzda sadece biraz serinliktir beklediğimiz..
Düşünmek değil..düşünmemektir istediğimiz..
Sessizliğimizde boğulduğumuz vakit ise bir Gül(s.a.v)'ücük bir selam
bir duadır ihtiyacımız olan..
Kimse bilmez tarafımız hakim olmasın hayatımıza..
...................üşümesin kalplerimiz..................