Kışın Sevmek
Ağlıyordum.
Bir kış günüydü.
Üzgündüm.
Yenilmiştim.
Herkesle selamı sabahı kesmiş bir sabahtı.
Kahvaltısız.
Yola çıktım ağzımda bakır alaşımlı bir tat.
Efkar gibi yağıyordu kar.
Bazıları kışın öldü sevdiğim insanların
dedem Taha amca
karda izledik ayak izlerini düşmanlarımızın
bir inşaatın içine götürdü bizi
uğursuz ayakların karda bıraktığı lekeler
Taha amca karlar içindeydi
Taha amca kanlar içindeydi
en güzel kar insanın çocukluğuna yağandır.
pencereye yüzümü dayar dua ederdim,
kar yağsın, durmasın, tutsun,
rütbe düşüp yağmur olmasın diye.
hep kış günlerinde düştüm
umutsuz aşklarımın batağına
buğulu camlara adlarını yazdım
konuşamadığım kızların
ve babaannemin
nice kırgından taşıdığı
eski mücevher kutusunun
sırı dökülmüş aynasında
o kadar çirkindim ki
bir greyder durmadan soluklanmadan çalışıyordu
toprak damlı evimizin bahçesinde.
Kalabalıktı.
Küçüktüm acıdan, yaşça.
Babaannem bayılmıştı.
Herkes ağlıyordu.
Dedem ölmüştü.
Kar ağlıyordu, yağar gibi.
Küçüktüm.
Susuyordum.
Lapa lapa... ağlar gibi..
Karda yürümek gibisi yoktur geceleri.
Işığın yalazında seyretmek kar tanelerinin dansını.
Bir de ayazda sevmek olmadık bir kadını.
Soğuktan korumaktır asıl marifet sevdiğinin tenini.
Aşksız geçen kışların intikamıdır geleneksel bahar sevdalanmaları.
Ben hep kışı sevdim.
Ben hep kışın sevdim beni sevmeyenleri.
yılmaz erdoğan