Üstadın talebelerinden Bayram Yüksel O'nu hasta yatağının başında bekliyordu. 23 Mart 1960 Çarşamba sabaha karşı 03:00'te yüksek ateşle uykuya daldı. Bir daha da uyandıramadılar. Vefat haberi hızla yayılır.
İçişleri Bakanı, bu sefer yine emir verir: "Kimse Urfa'ya girmesin veya gitmesin" der. O sırada Başbakan Adnan Menderes İstanbul'da bulunmaktadır. Üstadın talebelerinden bazıları "Başbakan'a telefon edelim söyleyelim de hiç olmazsa bu baskıya bir mani olunsun" derler. İstanbul'da Ahmet Aytimur, tanıdığı bir kimseyle Menderes'e haber gönderir. Durumu Menderes'e anlatarak cenazeyi Cuma günü kaldırmak istiyoruz der. Başbakan Adnan Menderes "tamam herkes gitsin, kimse mani olmasın, ama Cuma günü için ısrar etmesinler, kalkacaksa, Perşembe günü kalksın" der. Vefat haberi ertesi günü birçok gazetenin manşetinde yer alır.
Cenaze NamazıBaşbakan Adnan Menderes "Cenazeyi Perşembe günü kaldırın" deyince yüz binden fazla insan, Urfa'ya gelir. Türkiye'nin dört bir yanından da talebeleri Urfa'ya akın etmeye başlar. Caddeler ve sokaklar insan seliyle dolar. Urfa'da İbrahim Kadallah Mescidi'nin yanına gömülecektir. Yeri de daha önceden hazırlanmış ve orada üç tane kubbe yapılmıştır. Müslim Hafız bu kubbeleri hazırlamıştır. O kubbelerden birisine Üstad Bediüzzaman'ı gömerler. Yüz binden fazla insan bu olayı görür.
Üstadın KabriÜstad'ın, İbrahim Kadallah Mescidi'ndeki kubbelerden birine gömüldüğünü önde gelen talebelerden biri görünce Elazığlı Hulusi Yahyagil abiye bir soru sorar. "Abi" der. "Üstad bana demişti ki, sen benim kabrimi bilmeyeceksin. Ama şimdi herkes gördü. Bu nasıl olacak böyle" der.
Hulusi Ağabey şöyle cevap verir: "Sen merak etme, ben kırk sene Üstad'ın yanında kaldım, ne dediyse hepsi çıktı. Bundan sonra bu da çıkacak ama ne zaman çıkacak biraz sabredelim." der.
O talebesi, Üstad'a zamanında "Üstadım niye kabrinizin bilinmesini istemiyorsunuz?" diye bir soru sorar. Üstad şöyle cevap verir: "Ben hayattayken elimi öpenler bana tokat atmış gibi oluyor. Ben öldükten sonra da kabrime gelip şeriata ve sünnet-i seniyyeye muhalif hareket edenler bana kabirde de azap ederler, onun için benim kabrimi kimsenin bilmesini istemiyorum" der.
Evet, hakikaten de 27 Mayıs ihtilali olduktan sonra yönetimi ele geçiren askeri idare onu orada bırakmaz. Bir gece yarısı kabrinden çıkarılarak başka bir yere nakledilir. Bu gün de halâ kabrinin yeri bilinmemektedir.
fgulen.com