Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Ölüm biriktirdiğimiz şeylerin altında kalmak olmalı..
İbrahim Tenekeci
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
"kalbim
ölü mevsimler gibisin
bir şeyin görünmeyen iyi yanları gibi
ama bitti mevsim,
bir başka yolcu yok sana
fark etmez gibisin."
Birhan Keskin
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
"Neden önce kendimiz dururken, başkalarını anlamak isteriz ki!
İyi bir öğrenciysek, benliğimiz üzerine edindiğimiz görgü, bizi adam etmeye yeter de artar bile. "
|Montaine/Denemeler|

:gul:
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
"Bazen seni seviyorum diyemez insan, onun yerine;
• Dikkat et kendine, der
• Fazla yorma kendini, der
• Hava soğuk, sıkı giyin, der
• Hız yapma dikkatli git, der
• Gidince beni ara, der
• Geç yatma erken kalkacaksın, der,
. . der, der durur..." Can Yücel

:gul:
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
"Geceyi seyrede seyrede öğrendim k; ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne de vurmuyor." Şükrü Erbaş

:gul:
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
"Çiğ tanesi sanmak ne cüret; göz yaşı/ymış in/sandan in/sana naklolan cevher."İsmet Özel"
:gul:
:gul:
:gul:
 

nur_41

..hamd..
 
Üyelik Tarihi
3 Tem 2009
Mesajlar
3,056
Aldığı Beğeniler
3,707
Konum
Nicomedia
Takım
Galatasaray

''Allah'ın 'Rabb' isminin düzenleyiciliği ve isimlerinin ademi nasıl Âdem ettiği''
hususunda, ''Ol!'' demesi ile olduran Allah'ın, insana edindirdiği vasıfların, kaba bir benzetme ile; Celâl isminden şu kadar, Cemâl isminden bu kadar, Cabbar isminden şu kadar... şeklinde olması gibi; bunun da bezm-i elestte, ''Ey kulum, sen ne üzere olmak istersin?'' sorusuna verdiğimiz cevapla bizim belirlediğimiz; sonrasının dünyada tezahür eden katil, gaddar, âlim ya da ârifâneliğin nasıl-ne şekil olduğundan bahsedilir. Öfke gibi olumsuz olarak adlandırılan durumlar da, Allah'ın öfkelendiği yerde öfkelenme üzre tezahür ettiği sürece Allah'tandır, gerisi nefs'e kalandır. Yani, meşrebimizde bulunan huylar, vasıflar, yine Allah'ındır ve ona yöneliktir.


Sevmek denen mefhum ise insanlık tarihi kadar eski. Hakikat ise, bir. Bu yüzden Hz. Ali'den aktarılan şu cümle, ''İlim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır.'' üzerine bol bol tefekkür edilesi bir yerde duruyor. Bu meyanda, Dostoyevski sevmek denen mefhum üzerine, bu konuyla bağlantılı çok manidar bir deyişle geliyor akla:


''Bir insanı sevmek, onu, Tanrı'nın kastettiği biçimde görebilmektir.'' diyor.


Bu cümleyi ilk okuduğum ân olduğum yerde kalakalmıştım. Çok geçmedi, dün, karşıma Soren Kierkegaard'ın bir cümlesi çıktı, yalın ama anlamlı, şöyle diyordu:


"Tanrı benimle ne kastetmiş olabilir?"



Biz, yaradılış ayetleri ya da İslam felsefesi ile 'yaratılış' üzerine aklımız yettiğince tefekkür ediyoruz lâkin dünyanın diğer yerlerinde de bu mesele aynı şekilde zihni meşgul edince, insan ister istemez mesele üzerine daha da düşünmek istiyor.


Dünya ise yeteri kadar maddîleşti ve insanlar aslında ihtiyacı olmayan şeyler için daha çok çalışıyor. Yaşadığımız toplumu sosyologlar, ''Tüketim toplumu'' olarak adlandırıyor. Bu maddiyat, sevgiye de tezahür ediyor. Shakespeare çok haklı âşkı tanımlarken, âşkın, beğenilen bedene hayâl edilen rûhu koymak olmadığını ifade etmekle. Birini olduğu gibi sevebilmek, sevdiğini değiştirmeye çalışmamak şu yüzyılda bu sebeple bu kadar değerli.


Sonra, bunca ettiğim gevezeliği, bir cümlesi ile Muzaffer Efendi çok güzel özete besteliyor, sabahtan beri defaatle okuyorum;


"Dünyâda insana en çok azâb veren şey, meşrebine uymayan kişi ile berâber olmakdır."


Sonrası, muhabbet mûsıkîsinin Müberkâ Makamı işte. Perde perde yükselir gönül sâzından. Şifâ olur, duası ise şöyle vuku bulur;


''Allah, sevebilme kâbiliyetinden de râzı olsun senin...''
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
"Gökyüzü bizim olmasın.Biz gökyüzünün olalım.Unutma! Maviye aşıkken sevemezsin siyahı."
Sezai Karakoç

:gul:
 

nur_41

..hamd..
 
Üyelik Tarihi
3 Tem 2009
Mesajlar
3,056
Aldığı Beğeniler
3,707
Konum
Nicomedia
Takım
Galatasaray

''Kimi dosta varır, dosta bendolur
Kimi nefse uyar, kahrolur gider
Kimi tevbe eder, esfiyâ olur
Kimi inâd eder, eşkıyâ gider
Kimi gülistanda gonca gül olur
Kimi gonca güle hâr olur gider
Kimi Hakk’(a) âşıktır, hem mâşuk odur
Kimi Hak değildir, zây(i) olur gider
Kimi Ahmed seni uzaktan tanır
Kimi yaklaşır da kör olur gider''


Müzik, bize, ruhlar aleminde, Elest bezminde duyduğumuz Cenab-ı Allah’ın sesini hatırlatır, diyor Hz. Mevlana.

Hazreti Mevlânâ’ya göre musiki Cenabı Allah’ın sesini sembolize etmektedir. İşte o sema ayini sırasında semazen Cenabı Hakkın sesini duyar, vecde gelir ve dönüp sema etmeye başlar.

Araf suresi 172. ayetinde “Elestü bi Rabbeküm” hitabında “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demiştir. Ve bütün ruhlar da “belâ” derler. “Evet, sen bizim Rabbimizsin” diye tasdik ederler.

Mevlânâ Hazretleri “O gün Kâlu belada o sesi duymayan, o cemali görmeyen bir kişi varsa ben imansızım” der. O kadar büyük bir yemindir bu. Demek oluyor ki o Elest hitabında yaratılan ve yaratılacak herkes Cenab-ı Hakkın sesini işitip, cemalini görmüştür.

Son Mesnevihan Sevgili Hayat Nur ARTIRAN hanımefendi konuya şöyle devam ediyor: Hani müzik ruhun gıdasıdır derler ya, işte pirimiz der ki, Musikiden alınan zevk, ruh bir anda o Elest de Rabbinin sesini duymuş gibi zevk alır, sesini hatırlar, o anı hatırlayarak vecde gelir ve mutlu olur, semaya başlar.

Mesnevi’de şöyle geçer. Gönül ehli kişiler musiki nağmelerini gökyüzünün dönüşünden ve gökyüzündeki meleklerin tespih sesinden almışlardır. Dede Efendiler, Zekayi Dedeler, Itriler hem kalbini Hakka açmış, hem de kulağını Allah’a vermişler. “O gökyüzü âşık olmasaydı, aşkından dönmeseydi başı döner yere düşerdi” diyor pîr.

Gökyüzü âşık, gökyüzü aşk ile dönerken onunda bir zikri var. Kâinatta Allah’ı zikretmeyen bir zerre var mıdır ki? Zaten bir Kur"an ayetidir. Yaratılan her şey kendi dilleri ile Allah’ı zikrederler. Her şey kendi dilleri ile Allah’ı zikreder diyor Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretleri. Ve gökyüzünün zikrini duyuyorum, diyor. Mesnevi beytinde diyor, bunu. Onun için musikiye bazı insanlar hoş bakmış bazıları da hoş bakmamıştır.

Musiki denilen şey âşığın aşkını, fasığın fıskını artırır. Bu hangi niyetle dinlediğine bağlıdır.

Hazreti Mevlânâ şöyle diyor: “Ben Ud sesinde Ente Hasbi, Ente Kâfi ya Vedud” sesini duyuyorum. (Ey sevgili, sen bana yetersin, sen bana kâfisin, başka bir şey istemem)

Ud sesi de Ney sesi gibi ilahi midir? H. NUR ARTIRAN: Bir kere Ud’u Fârabi Hazretleri bulmuştur. O zaman da çok kişi buna karşı çıkmıştır.
“Bu nefsin hoşuna giden bir şeydir, bu şeytan aletidir” demişlerdir.
Hazreti Farabi de “Ben size bunu ispat edeceğim” diyor.
Ve “Develere 40 gün tuz yedirip hiç su vermeyin” diye tembihliyor. “40 gün sonra develeri su kenarına getirin, ben de udumu çalacağım. Eğer develer su içmezlerse benim ud’um Rabbanidir. Eğer develer suya saldırırsa benim ud’um şeytanidir” diyor. Ama hiçbir deve ud sesini duyunca su içmemiş. Bunun üzerine Farabi Hazretleri “İşte hayvan hayvanken benim Ud’umdaki Rahman’ın sesini duyuyor da, siz insan olduğunuz halde duyamadınız.”diyor.

Tabiî ki baş kulağı duyanlar anlar bunu


Kulağınız her daim Hakk'ı duysun, işittikleriniz aşkınızı arttırsın efem.
 

nur_41

..hamd..
 
Üyelik Tarihi
3 Tem 2009
Mesajlar
3,056
Aldığı Beğeniler
3,707
Konum
Nicomedia
Takım
Galatasaray

Ey bitmek bilmeyen,
Upuzun
Karanlık gecenin ardından gelen
Apaydın seher,
Gülümse
Senin gülüşün mucizelere gebe...
 
Üst Alt