Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Bir üfleyince göklere, gökler deliniyor hüznümden .Yağmurlar yağıyor en delisinden ve seni kokuyor toprak.Ilık ılık seni esiyor rüzgar içimin yıkıntılarında.Yüreğimi konuştursam tıkanıyor kelimeler, kalemim biçare kalıyor.




Naçar ettiğin hayallerim kalkamadı ayağa. Hayatın ilmeği tek tek söküldü ellerimden. Her bir parçam ücra köşelere dağıldı.Un ufak oldu ümitlerim. İçimdeki deli çocuk ağlar oldu an be an.Yüreğime bıraktığın çiçekler hazanı yaşıyor şimdi yar! İklimim kurak sensiz, yokluk mevsimindeyim. Özlemin acımsı tadı genzimi yakıyor. Nasırı batıyor yorgun yüreğime. Ne desem,ne söylesem pürmelâlimi anlatamıyor.




Kırmışız sevdanın kollarını neyleyim.Hazan eyleyip mevsimleri, gülleri kanatmışız avuçlarımızda.Dağılıp,dökülmüşüz yar.
Kanatsız kalmak gibi bir şey bu, güneşlerde üşümek gibi bir şey..
Tarife yeltendim ama olmuyor tarifsizim!...
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Sahi mutluluk nedir?

Dikende gül olmak mıdır?
Gülde diken olabilmek midir?
Bir yetimin okşanan başı olmak mıdır?
O yetimin başını okşayan el olabilmek midir?
Oksijen olup hayat vermek midir?
O oksijeni soluyabilmek midir?

Sahi mutluluk nedir?
Hem sevip, hem sevilmek midir?
Yoksa sevilmeden sevebilmek midir?
Yârin gözlerinde aşkı görebilmek midir?
Ya da sadece yâri görebilmek midir?
Pervane olup vuslatı yaşamak mıdır?


030208172003flowergirlsmile9455.jpg



Sahi mutluluk nedir?
Yağmur olup çatlamış topraklara düşmek midir?
Çatlamış toprak olup, yağmura doymak mıdır?
Bir sabah, yalnızlığını delip geçecek kapı zilinin çalması mıdır?
Bir sabah yalnızlığını ve özlemlerini bitirecek bir kapının zilini çalmak mıdır?
Ya da bir sabaha daha uyanabilmek midir?
Güneş olup karanlıklara doğmak mıdır?
Karanlık olup güneşin üzerine doğması mıdır?

Sahi mutluluk nedir?
İncinmeden yaşamak mıdır?
İncitmeden yaşayabilmek midir?
Ölçülemeyecek kadar çok paraya sahip olmak mıdır?
Yoksa parayla ölçülemeyecek kadar değerli bir yüreğe sahip olmak mıdır?
Gece olup yeryüzünün bütün kirlenmişliğini örtmek midir?
Gündüz olup geriye kalan güzellikleri açık etmek midir?

Sahi mutluluk nedir?
Son anda ölmekten kurtulmak mıdır?
Ölümden korkmayacak kadar hasreti yaşamak mıdır?
Her şeyin yolunda gitmesi midir ?
Yoksa, bin defa dibe vursan da, bin defa sıçrayıp çıkabilmek midir?
Çaresizliğin darağacında, uzanan bir dost elinin ipi kesmesi midir?

Sahi mutluluk nedir?​
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
gc3bcl-efendimize.jpg




Aşk!..
Tıpkı nefes gibi, zaman gibi, güzellik gibi…
Hep var ve ebedi var olacak.
Çünki kaynağı ezelidir onun. “Canlar canını bulan”dır elbette “Bu canıma yağma olsun” diyebilen. Bestami Hazretlerinin diliyle: “O, aramakla bulunmaz; ancak bulanlar, yine de arayanlar”dır elbet.
Yunus Emre bir aşk adamı, bütün çağların en muhteşem aşıklarının ser-halkası. Allah aşkına tutulmuş, sonra da o ummanlara sığmayan aşkını insanlar için coşturup taşırmış, bütün mutasavvıf şairler gibi baştan sona aşkı tekellüm etmiştir onu. “Aşk gelicek cümle eksikler biter” demesi bu yüzdendir. O, iç dinamizmini bu aşk ile diri tutup halk arasında kendine bir aşk mabedi inşa eden adamdır. Bu mabedde cümle yollar hakikate çıkar ve bütün aşklar Mutlak varlığa ulaşır. Kendi basit hayatı içinde yalın bir anlatım ve ritmik bir eda ile devamlı aşkı tekrarlar ve “aşksız olımazın” dediği gibi kimseciklerin de aşksız olmasına gönlü razı gelmez. “Benden benliğim gitti hep mülkümü dost tuttu” diye dalıp içinde kaybolduğu o yüce sevgide Vahdet-i vücud’u yaşayıp bütün ikilikleri inkar ile bir Tek olana vuslatı arayan Yunus, insanlığın manasını aşkta bulur. Dünya aşk üzerine kurulmuştur ve aşk olmadan durması mümkün değildir. Yaratılanın Yaratıcı’yla tamamlanması, varlığın sırrı, kainatın idraki ve kemal, ancak aşk ile mümkündür. Aşk ki hakikattir, ölüm ona ilişemez.
Yunus’a göre aşk, İlahi’dir ve yaratılışın sırrını taşır. Bu bakımdan bütün cihanı kuşatmıştır. Sarhoşluğu ve coşkunluğu ile insan olmanın tecellisi aşkta görülür. Aşık bir harabeye dönmedikçe aşkı hissetmiş sayılmaz. Aşkı hissettikten sonra da bütün kınanmışlıklar, bütün ayıplamalar onun için boştur. Aşk çıplak hakikattir ve ne dünyayı, ne de maddeyi ayakta bırakır. Aşktan şikayet edilemediği gibi aşka yine ancak kendisinden derman erişebilir. Aşk, sahili olmayan bir deniz misali benliği yutar, kendinde eritir ve sırrını asla ham gönüllere açmaz. Aşkın olduğu yerde ilim bir hiçtir ve aşksız iman taş misali kurudur, katıdır. Bilineni unutturan da, boşaltıp yeniden dolduran da aşktır. Aşkta menfaatten söz edilemez; ancak uğruna feda olunabilinir. Böylece bütün menfiler müspete dönüşür, kuruları yeşertir, durgunu coşturur.
Aşk bir güzel ahlaktır. Aşık ki idrak eder, o asla yok olası değildir.
Aşk, bir hakikattir ki bütün hakikatleri ortaya çıkarır.
Kısacası aşk varlığı eriten varlıktır ve “Aşk oldur ki Hakk’ı seve.”

İskender Pala
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer


55838698887250032.jpg



İçi hep kaynar Aşığın


Hasret
der kaynar,
Mevla
der kaynar,
Yâr
der kaynar!...

der kaynar!...
Benliği buhar olur da bulut misali yükselir başının üstüne...
Ateşe vermiştir her şeyi
Gönül Ocağına atmıştır dünyayı ve dünyevî şehvetleri...
Yanan yüreğinden buharlaşan feyizle; başının üzerinde oluşan Muhabbet Bulutu korur Aşığı




Nefsinin Cehennem Sıcağından!...
Gönlünden taşan buhar; bulut bulut dolanır üstünde,

Dolanır ki; Rahmet yağsın üstüne...

Her gittiği yere bulutu (aşkı) ile gider Aşık....

Her gittiği yere Muhabbetini taşır...

Çorak araziler, susuz topraklar Onunla suya kanar...


Bir beldede, bir toplulukta başı dumanlı bir Aşık varsa, Muhabbet, orada Feyiz, orada Rahmet, orada Bereket vardır!...

Mekke çölünü hayat membaına dönüştüren bulut

Muhammed'imin bulutuydu...
Meclisleri, Dergahları, Toplulukları, Sohbet ortamlarını Beşeriyet Hararetinden Aşığın gönlüdür koruyan!..
Yanmayı göze almıştır Aşık...
Hem de öyle bir göze alış ki; Cebrail'e (Aklına)
"SEN ÇEKİL ARADAN"
demiş ve atlamıştır ateşe...İzleyenlerin korku dolu bakışları arasında
ATEŞ SERİN VE SELAMET
"olur Aşığa.

Aşık;

"HASBUNALLAH"


demiştir...
VE NİMEL VEKİL, VE NİMENNASIYR
Sırrını görmüştür...

Ve Alemlerin Rabbi;
"EY ATEŞ (EY BENLİK-EY BEŞERİ BOYUT) İBRAHİM'E (Rabbine Teslim Olan Aşığa) SERİN VE SELAMET OL! "
demiştir...


Her Aşığın başında bir bulut gezer!...
Muhammed'in bulutunu herkes görüyordu ama fark eden çok azdı.
Manasını sadece Süt Anne Halime, Rahip Bahira ve Hadice-i Kübra fark etti!...


Aşıkta; bulut görmeye Göz gerek!...Aşıkta; Rahmet sezmeye Öz gerek!...
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
.
..
...

Söyleyecek sözüm olmuştur hep..Ben hiç böyle suskun kalmadım..
Hayli garip,içli ve yorgun...
Yolun sonu hüzünlü bir gülüştür..Ayrılık zamanı yetim bir
"Eylül"dür...

Bıraktım dünler üzülsün ...

Eylül'de gitti gidince,Şiir de bitti hüzün de
İçim çürüdü gizlice!

...
..
.


...to love this loneliness ...​
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer


muhammedsav.jpg




Tasavvuf aşk hakkında çeşitli tasnifler yapmıştır :

Aşkın birinci derecesi meveddetttir.
Yani bu sevgi duyabilme özlemidir.
İçinde sevgi oluşturabilme özlemidir.

Aşkın ikinci kademesi hevadır.
Yani bir heves bir sevda.
Ama bu gözyaşıyla beslenen gözyaşı döktüren bir sevgidir.
...
Aşkın üçüncü kademesi hillet yani sevgi ile sermest olmak
kendinden geçmek sevgi ile ne yaptığını bilmez hale gelmektir.

Aşkın dördüncü kademesi muhabbettir.
Sevilenin hoşuna gitmeyecek hiç bir şeyi yapmamaktır.
kötü huylardan arınarak onun istediği gibi olmak.

Aşkın beşinci kademesi şegaftır.
Tam manasıyla kalbi parçalayan ateşli bir acı.
İşte aşk bu noktada başlar aşkın içerisine eşikten burada girilir.

Aşkın altıncı kademesi hüyam yani sevdalıyı çıldırtan.
Kendinde bırakmayan Kaysı Mecnun yapan sevgi.

Aşkın yedinci kademesi valehtir.
Yani dosu seyrederken kendinden geçme ve dostu herşeyiyle seyretmedir.
Okumak için açtiğınız kitapta sevgilinin yüzünü görmektir.
Kana kana şarap içilen kendini bilmediğin an
Aşk şarabı denilen burada içilen şeydir işte.

Ve nihayet sekizinci kademe aşk.
Sevilende son hücresine kadar yok olma demektir.
Aşkta aşık yoktur, sadece maşuk vardır.
Aşık kaybolmuştur kendnde değildir idraki yoktur
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer


muhammedsav.jpg




Tasavvuf aşk hakkında çeşitli tasnifler yapmıştır :

Aşkın birinci derecesi meveddetttir.
Yani bu sevgi duyabilme özlemidir.
İçinde sevgi oluşturabilme özlemidir.

Aşkın ikinci kademesi hevadır.
Yani bir heves bir sevda.
Ama bu gözyaşıyla beslenen gözyaşı döktüren bir sevgidir.
...
Aşkın üçüncü kademesi hillet yani sevgi ile sermest olmak
kendinden geçmek sevgi ile ne yaptığını bilmez hale gelmektir.

Aşkın dördüncü kademesi muhabbettir.
Sevilenin hoşuna gitmeyecek hiç bir şeyi yapmamaktır.
kötü huylardan arınarak onun istediği gibi olmak.

Aşkın beşinci kademesi şegaftır.
Tam manasıyla kalbi parçalayan ateşli bir acı.
İşte aşk bu noktada başlar aşkın içerisine eşikten burada girilir.

Aşkın altıncı kademesi hüyam yani sevdalıyı çıldırtan.
Kendinde bırakmayan Kaysı Mecnun yapan sevgi.

Aşkın yedinci kademesi valehtir.
Yani dosu seyrederken kendinden geçme ve dostu herşeyiyle seyretmedir.
Okumak için açtiğınız kitapta sevgilinin yüzünü görmektir.
Kana kana şarap içilen kendini bilmediğin an
Aşk şarabı denilen burada içilen şeydir işte.

Ve nihayet sekizinci kademe aşk.
Sevilende son hücresine kadar yok olma demektir.
Aşkta aşık yoktur, sadece maşuk vardır.
Aşık kaybolmuştur kendnde değildir idraki yoktur
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
189005_173221276063915_120681021317941_416219_3749340_a.jpg


Insan yıkılırken bıle "Lamelif" gibi devrilmeli bükülmeden.( لا ) İnsan
sevdiğine atılan kurşunları "Cim" gibi alabilmeli bağrına. ( ج ) İnsan
sırtına dağlar yüklendiğinde "Elif" gibi dimdik durabilmeli. ( ا ).
İnsan bir ömür "Kef" gibi sevdiğini kucağında taşıyabilmeli. (ك) İnsan
sevdiğine ölürken bile "Te" gibi tebessüm edebilmeli. (........) İnsan bir tek
RABB karşısında "Mim" gibi secdeye koymalı başını.. ( م )
İnsan yıkılırken bile "Lamelif" gibi devrilmeli..
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
196667_1623611511495_1272705290_31412113_1770465_n.jpg




Aşk mürekkebi, gül kokulu kalemi kuşattığı bir gecede,
Her muamma cevap bulur, çözülür birkaç hecede.
İşte hüzün ülkesindeyim.
Bu ülkede gözyaşı yok, gözlerin göremeyeceği kadar uzak,
güneşin inemeyeceği kadar derin mülahazalar var.
...Bu ülkede çığlık yok, nidalara meydan okuyan sükûtlar var.
Bu ülke istiğrak ülkesi, burada konuşan sinedir,
burada yalnızca kalp cevelân içindedir.
Bu ülkeye girmeden çözülmez kalemin dili…
Bu iklimde yaşamayan gönül laldır;
konuşmayı bilmez, yazmayı bilmez.
Bu ülkeye aç gelinir, tok gidilir.
Çıplak gelinir, giyinik gidilir.
Mecruh gelinir, mesrur gidilir.
Yayan gelinir, binekli gidilir.
Bu ülkeye biçare gelinir… Biiznillah gidilir…

Ve ben de şimdi bu ülkedeyim…
Memleket yollarını kısaltırken bir can düştü aklıma, aklım bir cana düştü.
Dağıldı cümleler, her biri bir yana düştü.
Sayfalara bir hüzün, kalem giryana düştü.
Düşünceler savruldu, kurşun olup şiryana düştü…

Özleminle bir kor büyür tenim içinde
Ben değil, hüzün ülkesi benim içimde…

Uzaklarda, çok uzaklarda bir yerlerde atan kalp, ab-ı revan olur yüreğime.
Arada aşılması güç dağlar olsa da,
Bitmez tükenmez yollar olsa da o nefesi hissederim her gece yanaklarımda.
Biliyorum ki vuslatı getirecek olan bu hasrettir…
Hayalleri gerçek kılacak olan kalbimdeki yanık kokusu, sevgimdeki basirettir…
Gözler konuşup, eller buluşmasa da biz rüzgâra sesimizi bırakır, güvercin kanadının altında gizleriz risalemizi.
Hasretin külfetini çeksek de, sevgilerin en aziz olanını yaşarız.
Âşıklar parkında aşina olunmuş kalıplara sığmaz, taşarız…

Nil’i perde dolar alnına, öper seni melekler
Naçizane kelimelerim yürüyemez, emekler

Yürüyorum, gözlerim hep bir noktada.
O nokta da bir ışık.
Işık da bir yıldız, yıldız da bir pencere…
Pencerede bir perde, perdenin arkasında bir çift göz…
Bu gözlerde sedef, bu gözlerde dolunay…
Bu gözlerin ardı koskoca bir diyardır, bu gözlerden bakan Aziz Yardır…

Yıllarca gönlümün okuyacağı aziz kelamsın
Nur-i ayn’ım, ezelden kalbime verilmiş selamsın

Aynı kubbe altında, aynı gecenin karanlığında açılır ellerimiz.
Her kelime dua olur, her kelime ibibik olur ulaşır merhametin merkezine.
Ulaşır hüzün ülkesine.
Aynı satırları okur, aynı kelimelerle konuşuruz.
Aynı bedende yaşar ruhumuz.
Acı duyarsak birlikte kıvranır, şad olunca birlikte coşarız.
Umutlara, güneşin doğuşuna biz el ele koşarız.
Aynı hava dolar ciğerlerimize.
Aynı musikiyi dinler, aynı şarkıyı söyleriz.

Kadim Dolunay
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer

Aşkın deryasına daldım;
sözle geçinenleri, "sözde" geçinenleri, sözden geçenleri,
sözle geçenleri ve hep bir söz seçenleri gördüm.
Ama sözsüzlerin özünde sözlerin hasını süzdüm.
Aşksız sözlerden sessizliğin özüne döndüm.
...Sonra bir dervişin tenine bürünüp aşk yoluna yürüdüm.
Aşka varan yollar sarpadır,dardır.
Aşk yolunda ölen hak değil,HAKk'ın mecazıdır.
Her insan bu yolda kendi şiirini yazar.
Kimi şiirler var kafiyesiz,kimileri ise kifayetsiz.
Mısradır hayat nazarda; kiminin kalemi meşrepsiz, kiminin sözü mürekkepsiz
 
Üst Alt