Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Allâhü Teâlâ benim sebebimle ümmetimin gönüllerinden geçirdikleri kötülükleri ve vesveseleri -işlemedikçe veya söylemedikçe- afveyledi.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)
---
16
Nisan Salı 2013
Hicrî: 6 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 03 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:28 04:48 06:15 13:14 16:58 19:55 21:29
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 03:49:14
Şeyhülislam İbni Kemal Paşa'nın Vefatı (1534) • Eleşkirt'in Kurtuluşu (1918)
106. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
ÖNCE SAHİH İTİKAD SONRA SALİH AMEL

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri buyurdular:

“…İtikadı (ehl-i sünnet itikadı üzere) tashih ettikten sonra sâlih ameller işlemek lazımdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.);

“İslâm dîni beş temel üzerine kurulmuştur:

Allâh’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in (s.a.v.) Allâh’ın Resûlü olduğuna şehâdet etmek,

Namaz kılmak,

Zekât vermek,

Ramazan orucu tutmak ve Hac etmek.” buyurmuştur.

Bu şehâdet, Resûlullah’ın (s.a.v.) teblîği ile sâbit olan şeylere iman ve itikaddır.

İkincisi, dinin direği olan beş vakit namazı edâ etmektir, üçüncüsü, malın zekâtını vermektir, dördüncüsü, ramazan ayı orucunu tutmaktır, beşincisi, Beytullâhi’l-Harâm'ı; Ka’be'yi haccetmektir.

Namaz, Allâh’a ve Resûl’üne imandan sonra en faziletli ibadettir ve iman gibi lizâtihî hasendir. Diğer ibadetler böyle değildir... Namazı, -fıkıh kitaplarında izah edildiği gibi- tam bir abdest aldıktan sonra, hiç zayıflık göstermeden, Allâhü Teâlâ’nın huzurunda olduğunu düşünerek ve dikkatle edâ etmek lazımdır.

Namazın kâmil manada eda olunabilmesi için kırâatte, rükû, sücûd, kavme (rükûdan sonra ayakta durmak), celse (iki secde arasında oturmak)ta ve diğer rükünlerde ihtiyatlı olmak lazımdır. Yine rükû, secde, kavme ve celsede tadil-i erkâna son derece riâyet etmek ve bunu terk ve ihmalden son derece kaçınmak lazımdır.

Namazları, tembellik ve cahillik yaparak geciktirmeyi caiz görmeksizin ilk vakitlerinde eda etmek lazımdır. Makbul kul, sırf Mevlâ'sının emri olduğu için onun emrine imtisal edendir. Allâhü Teâlâ’nın emrine imtisali geciktirmek, itaatsizlik ve sû-i edebtendir.” (Mektubât-ı İ. Rabbânî, 3/17)

İSİMLERİMİZ: Erkek: Fatih, Kız: Ferhan
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun. Öfkesi giderse (ne âlâ), aksi takdirde uzansın.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)
---
17
Nisan Çarşamba 2013
Hicrî: 7 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 04 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:26 04:46 06:14 13:14 16:59 19:56 21:30
İkindi Vaktine Kalan Zaman: 00:41:16
Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul Adalarını Fethi (1453)
107. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
ÖFKENİN DÖRT İLACI

1- Abdest almak. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Öfke şeytandan (yani şeytanın vesveselerinden)dir, şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ise su ile söndürülür. Biriniz öfkelendiğinde abdest alsın.”
2- Ayakta ise oturmak, oturuyorsa ayağa kalkmak, yoksa yanı üzere yatmak.
3- Eûzü okumak,
4- Peygamber Efendimiz’in Hz. Âişe vâlidemize tavsiye ettiği: “Allâhümmeğfirlî zenbî, ve ezhib ğayza kalbî ve ecirnî mine'ş-şeytân” duâsını okumak. Bu duânın manası: “Allâh’ım günahımı mağfiret eyle, affet, kalbimin gayzını gider ve beni şeytandan koru.”

OSMANLI’NIN ALTI MİNARELİ CAMİİ, SULTANAHMET

Camii on dört yaşında ve on dördüncü Osmanlı sultanı olarak tahta çıkan Sultan Birinci Ahmed Han yaptırmışdır. Daha önce Rüstem Paşa Sarayı’nın da bulunduğu yerini bizzât Sultan beğenip seçmiştir. Mimarı Mehmed Ağa olup Mimar Sinan’ın çıraklık eserim dediği Şehzadebaşı Camii örnek alınmıştır.

9 Kasım 1609’da bütün devlet erkânı, alimler ve halkın da hazır olduğu bir cemiyetle temele ilk kazma vuruldu. Temel önce Şeyhülislâm Mehmed Efendi ile devrin büyük âlimi Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri ve vezirler, sonra da halk tarafından dualarla kazılmaya başlandı. Temel işinde padişah, eline aldığı kazma ile yoruluncaya kadar çalıştı ve eteğine toprak doldurup “Yâ Rab! Ahmed kulunun hizmetidir, dergâhında kabul eyle...” diyerek ırgatlarla temelden toprak taşıdı. Yedi senede tamamlandı.

Camiin inşâsı sırasında İslâm âleminde altı minare yalnız Mekke-i Mükerreme’de Harem-i Şerîf’te bulunuyordu. Sultan, Harem-i Şerîf’e hürmetinden dolayı Harem-i şerîfe yedinci minareyi yaptıktan sonra camiine altı minare yapılmasına ruhsat vermiştir. Binânın tamamlanmasına “le-nı’me dâru’l-müttakîn” 1026 (mîlâdî 1617) tarih düşürülmüştür.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
Hz. Muâviye Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Kıyâmet günü insanların en uzun boylusu müezzinlerdir.” buyurduğunu işittim, dedi. (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
---
18
Nisan Perşembe 2013
Hicrî: 8 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 05 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:24 04:44 06:12 13:14 16:59 19:57 21:32
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 00:58:14
Türk-Yunan Harbi'nin Başlaması (1897)
108. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
VAHİY KÂTİBİ HAZRET-İ MUÂVİYE (R.A.)

Hz. Muâviye, Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’in “Allâh’ım, Muâviye’ye hesâb ve kitâbı öğret ve azâbdan koru” ve;

“Allâh’ım, Muâviye’yi hâdî ve mehdî (hidâyet edilmiş ve hidâyet edici) kıl ve onunla insanlara hidâyet ver.” duâlarına mazhar olmuştur.(Sünen-i Tirmizî)

İbn-i Abbâs Hazretleri Hz. Muâviye’nin müctehidliğine şâhidlik etmiş ve yatsıdan sonra vitir yaptığı kendisine rivayet olununca, ‘Onu bırakın, zira Ashâb-ı Resûlullâhdandır.’ demiştir. Bu, Allâh’ın kitâbından sonra Resûlullâh’ın hadîs-i şerîflerinin en sahîhi İmam Buhârî’nin Sahîh’inde bildirilmektedir. Fakîhler Hz. Muâviye’nin sözüne itimat ederlerdi. Kütübü Sitte’de (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesâî ve İbn-i Mâce) ve Hanbelî mezhebinin imamı İmâm Ahmed’in Müsned’inde Hz. Muâviye’den hadîs rivâyet edilmiştir ki bu kitaplar Resûlullâh’ın sünnetinin en muteber metinlerindendir.

Hz. Muâviye, Resûlullâh’ın vahiy kâtiblerindendir ve Hz. Zeyd bin Sâbit ile birlikte en uzun müddet kâtiplik yapmıştır.

İmam Abdullâh bin Mübarek’e ‘Ömer bin Abdülaziz mi yoksa Muâviye mi faziletlidir.’ diye sorulunca “Resûlullâh ile gaza ederken Hz. Muâviye’nin atının burnuna giren toz ondan şu kadar daha faziletlidir.” dedi.

Bu sual Muâviye bin İmran’a böyle sorulunca öfkelenmiş ve “Hiçbir insan Resûlullâh’ın Ashâbı ile kıyâs edilmez. Muâviye hazretleri de sahâbedendir. Hem o Resûlullâh’ın akrabasıdır ve aynı zamanda vahiy kâtibidir.” demiştir.

Hz. Muâviye Sünnet-i nebeviyyeye uymakta pek harîs idi, dâimâ Resûlullâh’ın hadîslerini öğrenip onunla amel eder, halka da uymağı emreder, sünnete uymayan hareketlerden nehyederdi.

Hz. Ömer, Hz. Muâviye’yi Şam’a vâli tayin etmiş, Hz. Osmân zamanında vâliliğe devam etmiştir. Sahâbeden bir nice zât onu takip ettiler, tabi oldular. Hz. Hasan (r.a.) da eğer onu halifeliğe ehil görmese idi hılâfeti teslîm etmezdi. Zira emrinde 40 bin askeri vardı. (en-Nâhiye an Ta'n-i Muâviye)
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“O (Resûlullâh) hevâsından konuşmaz. (Her ne konuşmuş ise) o kendisine vahyolunan bir vahiydir.” (Necm Sûresi, âyet 3, 4)
---
19
Nisan Cuma 2013
Hicrî: 9 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 06 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:22 04:42 06:11 13:13 16:59 19:59 21:33
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 02:39:01
Kars'ın Ermenilerce İşgali (1919)
109. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
PEYGAMBER EFENDİMİZ'E VAHİY GELMESİ VE PEYGAMBERLİK VERİLMESİ

Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselam Efendimiz sabîliğinden beri fevkalâde bir fazîlet ve nezâhet içinde yaşamıştı. Kavminin câhilâne törelerinden tamamen uzak idi. Kimseden birşey okumamış, birşey yazmamıştı. O, bütün cihanın en büyük muallimi, en yüksek mürşididir. Onun kalbine bütün ilimleri, irfanları bizzat Hak Teâlâ Hazretleri akıtmıştı. O, tam bir masumiyet içinde kırk yaşlarına yaklaşmıştı. O sıralarda mübarek gözlerine melekler görünür,

“Yâ Muhammed!” diye nida olunur, taşlardan, ağaçlardan selâm sesleri gelirdi. Aklı, zekâsı, maddî ve manevî sıhhat ve kemâli fevkalâde mükemmeldi.

Hazret-i Muhammed sallallâhu aleyhi vesellem Efendimiz tam kırk yaşlarına girince fiilen peygamberlik şerefine nail oldu. Şöyle ki:

Fahr-i Âlem Hazretleri, kırk yaşlarına yakın, senede bir ay kadar Hira dağında bir mağarada Allâhü Teâlâ’nın kudretini ve azametini tefekküre dalar ve oradan geçen yolculara yiyecek ve içecek verirdi. Tam kırk yaşlarına girince ilk evvel altı ay kadar rüyasında gördüğü şeyler, birer sabah aydınlığı gibi açık bir surette meydana çıkardı. Bu altı aydan sonra yine Hira’da iken bir gün Cibrîl-i Emîn geldi, Ikra’ sûre-i celîlesinin ilk beş âyetini getirdi, kendisini peygamberlikle müjdeledi.

Bundan sonra -üç sene kadar- vahy-i ilâhî kesildi; Kur’ân-ı Mübîn’in âyetleri inmedi. Bundan sonra tekrar Cibrîl-i Emîn göründü, Kur’ân-ı Azîm’in âyetlerini getirmeye başladı. Hazret-i Muhammed aleyhi’s-salâtü vesselam da gerek kendi kavmini ve gerek diğer bütün insanları hak dine davet etmekle vazifelendirildi.

Hazret-i Muhammed aleyhisselâm Efendimiz’in Allâhü Teâlâ tarafından peygamber olarak vazifelendirilmesine nübüvvet, risâlet denir.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Mü’minlerin îmân bakımından en kâmili, ahlâkı en güzel olanıdır.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
---
20
Nisan Cumartesi 2013
Hicrî: 10 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 07 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:20 04:40 06:09 13:13 17:00 20:00 21:35
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 01:40:13
110. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
RESÛL-İ EKREM'İN PEK YÜKSEK İLİM VE İRFANI

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), sırf Allâhü Teâlâ’nın vahiy ve ilhâmıyla pek çok hakikatlere muttalî idi. Hiçbir kimse ilim ve irfanca onun mertebesine yetişmemiştir ve yetişemez. Semavî kitapların, şeriatların hükümlerine, geçmiş ümmetlerin târihine, her kavmin siyâsetine, hikmetli ilimlerine, medeniyet ilimlerine, harp fenlerine ve daha birçok yüksek ilimlere vâkıf idi. Halbuki kendisi ümmî idi, yani hiçbir mektebe, medreseye gitmemiş, hiçbir kimseden birşey okuyup yazmamıştı. Bunun böyle olduğunu bütün kavim ve kabîlesi de biliyordu. Bu hâli onun hakkında bir mucize idi. Artık onun vahy-i ilâhî'ye mazhar pek büyük bir peygamber olduğunda asla şüphe edilemez.

MEVLİD-İ ŞERÎFTEN

Doğdu ol sâatte ol sultân-ı dîn,
Nûra gark oldu semâvât ü zemîn.

Ger dilersiz, bulasız oddan necât,
Aşk ile derd ile eydin es-salât.

Yaradılmış cümle oldu şâdumân,
Gam gidüb âlem yeniden buldu cân.

Cümle zerrât-ı cihân idüb nidâ
Çağrışuban didiler kim merhabâ!

Merhabâ ey âlî sultân merhabâ!
Merhabâ ey kân-i irfân merhabâ!

Merhabâ ey sırr-ı furkân merhabâ!
Merhabâ ey derde dermân merhabâ!

Merhabâ ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl!
Merhabâ ey âşinâ-yi Zü’l-celâl!

Merhabâ ey mâh ü hurşîd-i hudâ!
Merhabâ ey Hakk'dan olmayan cüdâ!

Merhabâ ey âsî ümmet melcei!
Merhabâ ey çâresizler eşfei!

Merhabâ ey cân-ı bâkî merhabâ!
Merhabâ uşşâka sâkî merhabâ!

Merhabâ ey kurratü'l-ayn-i Halîl!
Merhabâ ey hâss-ı mahbûb-i Celîl!

Merhabâ ey Rahmeten li'l-âlemîn!
Merhabâ, sensin şefîu’l-müznibîn!

(Süleyman Çelebi)
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
İnsanların sende görmelerini çirkin gördüğün şeyi yalnız başına kaldığın zaman da yapma.” (Hadîs-i Şerîf, Kenzu'l-Ummâl)
---
21
Nisan Pazar 2013
Hicrî: 11 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 08 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:18 04:38 06:08 13:13 17:00 20:01 21:36
111. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
HÛD ALEYHİSSELÂM

Hazret-i Hûd, Yemen’de Hadramut civarında Ahkaf denilen mahalde yaşayan Ad kavmine peygamber gönderilmiştir.

İnsanlar, Nuh tufanından sonra yine azıtmışlar, yollarını sapıtmışlar, Hak Teâlâ’nın dinine aykırı hareketlere cür’et göstermişlerdi. Bunlardan bir kısmı da Âd kavmi idi. Bunlar, birçok nimetlere, kuvvetlere nail olmuş, muhteşem binalar yapmış, fakat Allâhü Teâlâ’nın birliğini inkâr ederek putlara tapmışlardı. Kendilerine Hûd aleyhisselâm gönderildi.

Bu muhterem peygamber, birçok mucizeler gösterdi, fakat, inanmadılar. Nihayet yedi gece, sekiz gün devam eden şiddetli bir rüzgâr ile helâk oldular.

Hz. Hûd (a.s.) da kendisine iman edenler ile beraber Ahkaf’tan çıkıp gitti. Yüzelli sene yaşamıştır ve kabr-i şerîfleri Mekke-i Mükerreme'de veya Hadramut'tadır.

EBU’L-ESVED ED-DÜELÎ’DEN NÜKTELER

• Tâbiînden Ebu’l-esved ed-Düelî, dokuz altına bir at satın aldı, bir gözü görmeyen bir kimseye atın fiyatını tahmin ettirmeye götürdü. Adam dört buçuk altın kıymet biçince, “Sen yarı kıymetini tahmin ettin. Eğer diğer gözün de olaydı tam fiyatını biçerdin” dedi ve eve geldi, uykuya yattı. Uyandığında atın kişnemesini işitip bu ses nedir? dedi. At arpasını yiyor denilince “Ben uyurken malımı mahv edeni bırakmam, ancak çoğalmasına sebep olanı bırakırım” deyip atı satarak yerine bir tarla aldı.

• Basra’da komşuları Ebu'l-Esved'e rahatsızlık verirlerdi. O da evini sattı. Kendisine, ‘evini niye sattın’, denince ‘evimi değil, komşularımı sattım’ dedi.

• Ebu'l-Esved, bir dilencinin akşam yemeği istediğini işitti. Onu çağırıp akşam yemeğini yedirdi. Adam gidecek oldu. Ona, artık gidemezsin, seni bu gece Müslümanlara eziyet etmeyesin diye yedirdim, dedi. Sonra sabaha kadar onu alıkoydu ve sabah bıraktı.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“O (Allah) ki ölümü ve hayatı, hanginizin amelce daha güzel olduğunu imtihan için yarattı. O Azîz ve Gafûr’dur.” (Mülk Sûresi, âyet 2)
---
22
Nisan Pazartesi 2013
Hicrî: 12 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 09 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:16 04:36 06:06 13:13 17:00 20:02 21:38
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 02:18:59
112. Gün 17. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
“O (ALLAH) Kİ ÖLÜMÜ VE HAYÂTI YARATTI”

Her canlının hayatı ve ölümü, Allâhü Teâlâ'nın yaratması ve takdir etmesiyledir. Hiçbir kimseye takdîr olunmuş vaktinden önce hayât verilmez ve yine hiçbir kimse eceli gelmedikçe ölmez. Eceli gelince de bir saniye olsun daha yaşıyamaz. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de: “Halbuki Allâh bir nefsi eceli geldiği zaman aslâ te’hîr buyurmaz…” (Münâfikûn sûresi, âyet 11) buyurulmuştur.

Dirilten ve öldüren ancak Allâhü Teâlâ’dır. Mahlûkatının bir kısmını hayat sahibi olarak yaratmış ve bilhassa insanları imtihan için bu âleme getirmiştir Nitekim Mülk sûresinin ikinci âyetinde meâlen: “O ki: ölümü ve hayatı yarattı, hanginizin amelce daha güzel olduğunuzu imtihan için.” buyurulmuşdur.

İnsanın eceli muayyen vakit olduğu gibi insanlardan meydana gelen cemiyetlerin de Allâh katında belli bir nihayeti vardır. Her millet, her topluluk ne kadar yaşarsa yaşasın: “Her ümmet için bir ecel vardır. Artık ecelleri gelince bir lâhza geri de kalmazlar, öne de geçemezler.” (A’râf, 34) âyet-i kerîmesinde buyurulduğu üzere bir gün nihayet bulacaktır.

Ecel, her hayat sahibinin ölümü için Allâhü Teâlâ’nın takdir buyurmuş olduğu belirli bir vakittir. Her kimsenin bir eceli vardır. Ölüm sebepleri değişse de ecel değişmez. Öldürülen de Allâh tarafından takdîr olunan eceliyle vefat eder. Katl fiilinin akabinde ölümü yaratmakta bir ilâhî âdettir. Cenâb-ı Allâh, öldürme fiilinin zamanını ezelde bildiği için maktulün ecelini öylece takdir buyurmuştur. Yoksa kâtil, ölenin hayat müddetini eksiltmiş değildir.

“Hem Allâh’ın izni olmadıkça kimseye ölmek yoktur, o va’desile yazılmış şaşmaz bir yazı” (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 145) gibi kat'î delîller vardır. O halde ömrün eksildiğine inanmak doğru değildir. Kâtilin mesuliyeti ise takdir-i ilâhînin ne olduğunu bilmediği halde yasaklanmış olan öldürme fiiline cür'et ederek fesada âlet ve ilâhî kazânın o sûretle zuhûruna sebeb olduğundan dolayıdır.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Karanlık gece parçaları gibi birtakım fitneler (harbler, zulümler) ortaya çıkmadan önce sâlih ameller işlemeye koşun, acele edin. İnsan (o fitneler içinde) mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak akşamlar. Mü’min olarak akşamlar, kâfir olarak sabahlar. Onlar dinlerini, dünyânın küçük bir menfaati karşılığında satarlar.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
---
23
Nisan Salı 2013
Hicrî: 13 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 10 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:14 04:34 06:05 13:13 17:01 20:03 21:39
İkindi Vaktine Kalan Zaman: 01:05:01
TBMM'nin Açılışı (1920) • Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (1920)
113. Gün 17. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
FİTNE VE KARIŞIKLIK ZAMANINDA İBADET

İmam-ı Rabbanî Hazretleri buyurdular:

“…Hadîs-i şerîfte, küfür yeryüzünü kaplayıp hükümleri açıkça icra olunmadıkça Mehdî’nin zuhur etmeyeceği buyrulmuştur. Bu vakit de, küfrün her tarafı kapladığı ve kuvvetli olduğu; İslâm’ın ve Müslümanların zayıf ve kuvvetsiz olduğu vakittir.

Bu vakit, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ‘Garip Müslümanlara müjdeler olsun’ buyurduğu vakittir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.);

‘Fitne ve karışıklığın olduğu zamanda ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir.’ buyurmuştur. Malumunuzdur ki, fitne ve fesadın ortalığı kapladığı bir vakitte askerlerin az bir cesaret ve küçük hareketleri onlara çok büyük bir itibar kazandırır.

Hâlbuki fitnenin azaldığı, ortadan kalktığı bir vakitte onun hiçbir kıymeti yoktur. Onlar çok büyük bir harekette bulunsalar bile bir kıymeti yoktur. Amel edilecek ve amellerin kabule şayan olacağı vakit fitnenin (kötülüklerin)yayıldığı vakittir.

Onun için -eğer makbul olmuşlar zümresinde haşredilmek, diriltilmek istiyorsanız- Allâhü Teâlâ’nın razı olacağı şeylerde var gücünüzle gayret göstermeli ve sünnet-i seniyyeye -alâ sâhibihe's-salâtü vesselâmü vettehiyyetü- uymaktan başka hiçbir şeyi tercih etmemelisiniz.

Görmüyor musunuz ki, Ashab-ı Kehf, fitne zamanında bir hicret ile yüksek derecelere ulaştılar. Siz ümmetlerin en hayırlısı olan ümmet-i Muhammed zümresindensiniz. Binaenaleyh vaktinizi, oyun ve eğlence ile zayi etmeyiniz, çocuklar gibi boş şeylere aldanmayınız…” (Mektubât-ı İmâm-ı Rabbâni, 2/6)

PRATİK BİLGİLER

Artan ekmekler fırında kızartılıp robotla rendelenir, elenir ve köftede kullanılır.

Artan ekmekler küçük küp gibi doğranarak fırında kızartılır, mercimek, saray ve domates çorbalarına konulur.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) uyumadan önce ‘Allâh’ım, isminle ölür ve dirilirim.’ meâlindeki “Allâhümme bismike emûtü ve ahyâ” duâsını okurlardı. (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
---
24
Nisan Çarşamba 2013
Hicrî: 14 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 11 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:12 04:32 06:03 13:12 17:01 20:04 21:41
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 03:45:05
Yavuz Sultan Selim Han'ın Tahta Çıkışı (1512) • Osmanlı - Rus (93) Harbi (1877)
114. Gün 17. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
CEMAATE DAİR BAZI MESELELER

Beş vakit namazı cemaatle kılmak erkekler için sünnet-i müekkededir. Yalnız kılmanın sevabı üzerine yirmi yedi kat fazileti vardır. Cemaatle namaz Peygamberimize uymanın alametidir.

Günahlardan sakınan, Ehl-i sünnet itikadına sahip, namazın şartlarını ve namazı bozan şeyleri bilen, Kur’ân kıraetinde hata etmeyen imamın ardında namaz kılmalıdır.

İmama uyan erkekten bir kişi olursa imamın sağına ökçesi imamın ökçesinden geri olarak durur. Uyanın boyu imamın boyundan uzun olup da secde yeri imamın secde yerini geçse de namazı bozmaz.

Tek kişinin imamın soluna yahut ardına durması mekruhdur. Uyan kadın ise imamın ardına durur.

Cemaat saf tutarken imâm safı düz tutup boşlukları doldurmalarını emreder.

İlk saf daha faziletlidir. İmamın hemen arkasında durana yüz, sağındakine yetmiş beş, solundakine elli ve diğer saflarda duranlara yirmi beşer namaz sevabı yazılır.

Namazın kırâetden başka rükünlerinde cemâat, imâma uyup onunla birlikte işlerler.

Rükû ve secdeden imamdan evvel kalkmamalı ve imamdan bir tesbîh ziyâde geriye kalmamaya çalışmalı, tesbihleri tamamlamak için beklememelidir.

PARÇALI AY TUTULMASI

Yarın (25 Nisan Perşembe) günü “Parçalı ay tutulması” meydana gelecektir.

Asya, Afrika ve Avustralya kıtaları ile Pasifik Okyanusundan gözlenebilecek olan tutulma, Türkiye, Almanya ve Avusturya’dan da görülebilecektir.

Tutulmanın büyüklüğü: 0.0148’dir.

Ay’ın gölgeye girişi: 25 Nisan 2013 21.03 (Türkiye yaz Saati)

Tutulmanın ortası: 25 Nisan 2013 23.08

Ay’ın gölgeden çıkışı: 26 Nisan 2013 01.11
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Allâhü Teâlâ sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza itibar etmez. Ancak sizin kalplerinize ve amellerinize itibar eder.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
---
25
Nisan Perşembe 2013
Hicrî: 15 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 12 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:10 04:30 06:02 13:12 17:01 20:05 21:42
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 03:33:18
115. Gün 17. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
SEN BİR KULSUN EFENDİN DE ALLÂHÜ TEÂLÂ’DIR

Allâhü Teâlâ’ya kullukta, sana karşı itaatli olup güzel hizmet eden, yaptıklarından memnun olduğun, seni kızdırmayan, canını sıkmayan köle (hizmetçi) gibi ol. Nasıl ki sen, kendi kölenin istemediğin bir işi yapmasından razı değilsen, Allah da senin kendi rızasına aykırı bir iş yapmanı istemez. Bil ki sen bir kulsun ve efendin de Allâhü Teâlâ’dır.

İnsanlara karşı yaptığın işleri, onların sana yapmalarını arzu ettiğin şekilde yap. Çünkü kendin için sevdiğin bir şeyi başkası için de sevmedikçe imanın kâmil olmaz.

Okuduğun ilimler, kalbini düzeltip ahlâkını güzelleştiren mahiyette olmalıdır.

Mesela, ömründen bir hafta kaldığını öğrensen âhiretine yaramayacak ilimlerle uğraşmazsın. Çünkü bu ilimlerden -esasen faydalı oldukları halde- artık sana fayda yoktur. Hemen kalbini yoklar, dünya ile alakanı keser, kötü huylardan temizlenip, Allâhü Teâlâ’nın sevgisiyle, kulluk ve taatiyle meşgul olur, güzel huylarla bezenmeye çalışırsın.

Hâlbuki insanın her girdiği gün ve gecede ölmesi mümkündür. Buna göre seçtiğin ilimler, hep dünya ilmi olmamalı, biraz da maneviyatını düzelten ilimler olmalıdır.

Ey oğul! Şimdi şu birkaç sözümü de can kulağı ile dinle. Kurtuluşun için bu nasihatimi dinle ve üzerinde ehemmiyetle dur.

Eğer hafta sonuna kadar sultanın seni ziyaret edeceğini haber alsan, iyi biliyorum ki, her işini bırakıp hemen bu zaman içinde evine çeki düzen verir, ev, yatak, beden ve elbise ile benzeri şeylerin temizliği ile uğraşırsın. Akıllı olan kimseye tek bir söz kâfidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Allâhü Teâlâ sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza itibar etmez. Ancak sizin kalblerinize ve amellerinize itibar eder.” buyurmuştur.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Bilâl, Kız: Betül
 
Üst Alt