Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“…Bir de peygamber size her ne (emir) verirse tutun, nehyettiğinden, yasakladığından da sakının...” (Haşr Sûresi, âyet 7)
---
26
Nisan Cuma 2013
Hicrî: 16 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 13 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:08 04:28 06:01 13:12 17:02 20:06 21:44
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 02:05:19
Çernobil Nükleer Santral Kazası (1986)
116. Gün 17. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
RESÛLULLÂH HAZRETLERİNE UYMAK FARZDIR

Resûlullâh Efendimiz’den farz olarak gelenlere uymak farz, vâcib olarak gelenlere uymak vâcib, işlediklerine uymak ise sünnettir.

Hadîs-i şerîflerde şöyle buyuruldu:

“Kim benim sünnetimi -uymayarak ve işlemeyerek- zâyi ederse şefâatimden mahrum olur. Kim benim sünnetimi ihyâ ederse beni ihyâ etmiş olur. Beni ihyâ eden beni sevmiş olur. Beni seven ise kıyâmet gününde cennette benimle beraber olur.”

“Kim sünnetimi muhâfaza eder; devâmlı sünnetime uyarsa Allâh ona dört haslet verir: iyilerin kalblerine sevgisini, kötülerin kalblerine heybetini, rızıkta genişlik ve dînde asla şaşmaz bir ilim.”

“Ümmetimin fesâdı zamanında sünnetime sımsıkı yapışan kimse için yüz şehîd sevâbı vardır.” (Şerh-i sevadı azam)

Ebû'n-Necîh Irbâz (r.a.) buyurdu: Resûlullâh (s.a.v.) sabah namazından sonra bize (öyle) vaaz etti ki ondan kalpler korktu, gözlerden yaşlar aktı.”

“Yâ Resûlallâh, sanki bu vedâ edenin hutbesi gibidir, bize bir vasiyette bulununuz ki onu her amelimizde düstûr kılalım.” dedik.

“Sizlere vasiyetim şudur: Allâh’dan korkunuz, emîrinize itâat ediniz. Sizden ömrü olanlar pek çok ihtilaflar göreceklerdir. Sizler sünnetime ve râşid ve hidâyet olunmuş halîfelerin sünnetlerine yapışınız.” buyurdular.

Bu hadîs-i şerîfe göre Resûlullâh’ın sünneti ile beraber Resûlullâh’ın râşid ve mehdî halifelerinin sünnetine de uymak lazım gelir. Nitekim Hz. Ebubekir zekâtı vermeyenlerle harbetti; sahabe-i kirâm ona uydular, Hz. Ali’de (k.v.) da Haricilerle harbetti, sahabe-i kirâm ona itaat ettiler.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) sünnetinden bazısının halîfeleri zamanında meşhûr olacağını bilirdi. Bu sebebten râşid halîfelerine itaati ve sünnetlerine uymayı emreyledi. Ta ki bir kimse bu sünnetleri onların sünneti zannedip reddetmesin, reddederse aslında Resûlullah’ın sünnetini terk ve reddetmiş olur.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Allâhümme lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.” duâsını çok okurlardı. Manâsı: Allâh’ım göz açıp kapayıncaya kadar (bile) beni nefsime bırakma. (Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)
---
27
Nisan Cumartesi 2013
Hicrî: 17 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 14 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:06 04:26 05:59 13:12 17:02 20:07 21:45
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 01:07:46
Kanuni Sultan Süleyman Han'ın Doğumu (1495) • Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın Hal'i , Sultan Reşad Han'ın Tahta Çıkışı (1909)
117. Gün 17. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
SÜNNET-İ HÜDÂ SÜNNET-İ ZEVÂİD

Mutlak sünnet, Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) devamlı işleyip bir kere veya iki kere terk etmiş olduğu amellerdir ki ibâdetlerde olur ise sünnet-i hüdâ, âdetlerde olursa sünnet-i zevâid denilir.

Sünnet-i hüdânın terki mekruhtur. Buna sünnet-i müekkede derler ki vâcibe yakındır. Sünnet-i hüdâ denilmesi dînin kemâline hidâyet ettiği içindir. Bunu işleyen sevâb kazanır, terk eden dalalettedir ve bid’atçidir. Ezân ve ikâmet okumak ve namazı cemâatle kılmak ve revâtib (beş vakit namazın sünnetleri) gibi.

Zevâid sünneti işlemek müstahsendir. Terk etmek mekruh olmaz. Oturup kalkmakta, giyinmekte, yiyip içmekteki Resûlullah’ın sünnetine uymak gibi. Buna zevâid dendi, zira işleyen sevâb kazanır, terk eden dalalette olmaz.

DUÂNIN ÂDÂBINDAN

Kulun secdede olduğu vakit duâların kabul vaktidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kulun Rabbi(nin rahmeti)ne en yakın olduğu vakit secdede olduğu vakittir. Bunun için, secdede çok duâ ediniz.” buyurmuştur.

Ebu Mûsâ el-Eşarî (r.a.) anlatıyor: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile beraber sefere çıktığımızda her vadi üzerine çıktıkça sesimizi çok fazla yükselterek tehlil ve tekbir ederdik. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ey insanlar! Kendinize acıyın, sesinizi yükseltmeyin. Şüphesiz siz ne sağıra, ne de gâibe duâ ediyorsunuz. Dua ettiğiniz o Allah, muhakkak ki sizinle beraberdir. O sesinizi çok iyi işitir ve size çok yakındır.” buyurdular.

Onun için duâ eden kişi kısık bir sesle duâ eder, gözlerini yukarıya dikmez ve duânın sonunda ellerini yüzüne sürer. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ellerini duâ için kaldırdığı zaman, yüzüne sürmeden indirmezdi.

MISRA:

Bu deyr-i köhnede biz de duâya muhtâcız.

(Ragıp Paşa)
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Kim günde yüz defa ‘Sübhânallâhi ve bihamdihî’ derse günahları -denizköpüğü kadar da olsa- dökülür.” (Hadîs-i Şerîf, Muvatta, İmâm Mâlik)
---
28
Nisan Pazar 2013
Hicrî: 18 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 15 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:04 04:24 05:58 13:12 17:02 20:08 21:47
Çanakkale Cephesi'nde Kirte Zaferi (1915)
118. Gün 17. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
HAYBER GAZVESİ (M. 629)

Hayber, Medîne-i Münevvere’nin Şam cihetinde dört günlük mesafede bir şehir idi. Çevresinde birçok kaleler, hurmalıklar, tarlalar vardı. Burada Yahudiler otururlardı. Birçok İslâm düşmanları da gelip bunlara katılıyordu. Bunlar müslümanlara karşı bir tehlike teşkil ediyorlardı.

Hicret-i seniyyenin yedinci senesi Muharrem ayında, Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi vesellem Efendimiz dörtyüz piyade, iki yüz süvari ile Hayberi muhasara etti.

İslâm ordusu Hayber’e geceleyin geldi. Fakat, bir kavmi habersiz basmak Peygamber Efendimiz’in âdetleri değildi, sabaha kadar bekledi, sabahleyin muhasara başladı. Hayber kaleleri pek müstahkem idi. İslâm sancağı her gün ashâb-ı kiramdan büyük bir zâta veriliyor, fakat tam fütuhat nasîp olmuyordu. Nihayet, bir gece Fahr-i Âlem Hazretleri buyurdu ki:

“Yarın İslâm sancağını öyle bir zâta teslim edeceğim ki, o düşmana dâimâ hücum eder, asla kaçınmaz. O Cenâb-ı Allâh’ı ve Resûlü’nü sever. Cenâb-ı Hak ile Resûlü de onu sever. Allah onun elleriyle fetih nasîp buyuracaktır.”

Ertesi gün Hz. Ali (k.v.) Medîne-i Münevvere’den geldi. Göz ağrısından rahatsız olduğu için geride kalmıştı. Resûl-i Ekrem Hazretleri İslâm sancağını Hz. Ali’ye verdi. O da hemen Hayber kalelerinden Kamus kalesi üzerine yürüyüp önünde sancağı dikti, birçok yahudiler ile mübârezede (teke tek savaşta) bulunup hepsini tepeledi ve en nihayet Kamus kalesini fethetti, diğer kaleler de birer birer zaptedildi.

Hayber arazisi beytülmâl nâmına kaydedildi. Ahâlisi de bu araziyi ekip hâsılatının yarısını beytülmâle vermek üzere yerlerinde bırakıldı.

Hayber gazvesinde Müslümanlardan on beş şehid vardı. Düşmandan doksan üç kişi öldü. Bilmen

ATALAR SÖZÜ:

• Dibini bilmediğin kuyuya inme.
• Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“İnsanları hidâyete (inkârdan îmâna, isyandan itâate ve gafletten uyanmaya) çağıran kimseye, kendisine uyanların sevâbı kadar sevap verilir. Bu onların sevâbından da bir şey eksiltmez.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
---
29
Nisan Pazartesi 2013
Hicrî: 19 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 16 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:02 04:22 05:57 13:12 17:03 20:09 21:48
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 02:01:38
Yıldız Sarayı'nın İttihatçılarca Yağmalanması (1909)
119. Gün 18. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
İSLAM TARİHİ: HZ. SÂLİH ALEYHİSSELÂM

Hz. Salih, Şam ile Hicaz arasında “Hicr” denilen mahalde yaşayan “Semûd” kavmine peygamber gönderilmiştir. Bu kavim dağları delmiş, taşları oymuş, kendilerine pek sağlam binalar yapmışlar; fakat, doğru yoldan da çıkmışlardı.

Hz. Salih’in yirmi sene devam eden emirlerini, nasihatlerini dinlemediler, “Kendisine sakın dokunmayınız!” diye tenbih ettiği harikulade deveyi boğazladılar. Nihayet, dehşetli bir sayha; gayet şiddetli bir ses ile yerlere serilip helak oldular. Salih aleyhisselâm da kendisine iman edenler ile beraber çıkıp evvelâ Şam’a, Filistin’e, sonra da Mekke-i Mükerreme’ye gitti. Seksen beş sene veya ikiyüz sene yaşadılar. Mekke-i Mükerreme’de Rükn ile Makam arasında medfundur.

NAMAZIN FAZİLETİ

Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem “Ya Ali, namaza (farzına, vacibine, sünnetine, müstahabına) riayet etmen gerekir.” dediğinde ensardan bir zat;

“Yâ Resûlallah, Hz. Ali bunların cümlesini bilir, bize bu namaza (farzına, vacibine, sünnetine, müstahabına) riayet etmenin faziletini beyan eyle, biz dahi ona göre amel edelim.” dedi. Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdular ki:

“Ey benim ümmet ve ashabım, namaz Allâhü azîmü’ş-şan’ın hoşnut olduğudur, meleklerin sevdiğidir, peygamberlerinin sünnetidir, marifetin nurudur, amellerin en faziletlisidir, bedenin kuvvetidir, rızkın bereketidir, canın nurudur, duânın kabulüdür, Melekü’l-mevt (Ölüm meleği: Azrail) arasında şefaatçidir, kabirde kandildir, Münker ve Nekir hazretlerine cevaptır, kıyâmet gününde üzerine gölgelik, Cehennem ile kendi arasında perdedir, Sırat’ı yıldırım gibi geçiricidir, Cennet’te başına tacdır, Cennet'in anahtarıdır.

Bir kimse cemaat ile iki rek’at namaz kılsa, yalnız başına yirmi yedi rek’at namaz kılsa yine cemaat ile kılınan iki rek’atin sevabı ondan ziyadedir.”
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Kim Allâh(ın rızasın)dan başka bir şey için bir ilim öğrenirse veya onunla Allâh(ın rızasın)dan başkasını isterse cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
---
30
Nisan Salı 2013
Hicrî: 20 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 17 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:00 04:20 05:55 13:11 17:03 20:10 21:50
İkindi Vaktine Kalan Zaman: 00:17:17
Gazneli Mahmud'un Vefatı (1030) • Muş'un Kurtuluşu (1917) • Hitler'in Ölümü (1945)
120. Gün 18. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
İLMİN GÂYESİ

İlimlerin en şereflisi ve ilimden asıl gaye Allâhü Teâlâ’yı bilmektir. Bu ilim ise nihayeti olmayan bir denizdir. Bu ilimde en yüksek derece Peygamberler sonra evliya sonra da onları takib edenlerindir.

İlim öğrenenin maksadı önce bâtınını, içini süsleyip güzelleştirmek sonra Allâhü Teâlâ’ya yaklaşmak ve mukarreb meleklerin civarına, mertebelerine yükselmek olmalı, reislik, mal, makam ve sefihlerle münakaşa, akranlara öğünme olmamalıdır. Niyeti böyle olunca onu gayesine yaklaştıran ilim âhiret ilmidir. Bununla beraber diğer ilimleri de hakir görmek münasip olmaz.

Dünya ile âhiret nimetlerini bir araya getirmek mümkün olmayacağına göre en mühim ilim, ebedî olacak olan ahireti alakadar edendir. Bu vaziyette dünya bir konak, beden binek, ameller maksada götüren mesaîdir. Allâhü Teâlâ’nın cemali ile müşerref olmaktan başka gâye yoktur. Bütün nimetler oradadır. Bunun kadrini bu âlemde bilenler çok azdır.

BİR YILAN HİKÂYESİ: TAMAHKÂRLIĞIN SONU

İki kişi bir yolculuğa çıkmışlar idi. Yolda bir ağaç altında konakladılar. Tam ayrılacakları sırada ağacın altından çıkan bir yılan ağzında getirdiği bir altını onların önüne bıraktı ve “Bu, burada bulunan bir hazinedendir, müsafir olduğunuzdan bunu verdim.” dedi.

Yılan üç gün birer lira getirdi. Üçüncü gün adamlardan biri “Biz böyle çok vakit kaybediyoruz, gel bu yılanı öldürüp hazineyi çıkarıp alalım” dedi. Arkadaşı razı olmadı. O da bir demir parçası alıp bir köşeye gizlendi. Yılan yine ağzında lira ile çıkınca ona vurdu, yaraladı ise de öldüremedi. Yılan onu zehirleyip öldürdü, sonra deliğine geri döndü. Adam arkadaşını defnetti. Ertesi gün yılan tekrar çıktı, başında darbenin yarası vardı, ağzı da boş idi. Adam: “Ben arkadaşımı ikaz etmiştim, lakin dinlemedi. Gel seninle bir anlaşma yapalım. Ne ben sana saldırayım, ne de sen bana saldır, eski halimize devam edelim” dedi. Yılan:

“Olmaz, sen arkadaşının kabrini gördükçe gönlün benden asla hoşnud olmaz. Ben de başımdaki yaraya baktıkça senden asla hoşnud olmam.” dedi.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“İbrahim aleyhisselâmın ateşe atıldığı zaman en son sözü ‘Hasbiyellâhü ve ni’me'l-vekîl’ olmuştu.” ki ‘Allah bana yetişir, o ne güzel vekildir.’ demektir. (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)
---
01
Mayıs Çarşamba 2013
Hicrî: 21 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 18 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
03:59 04:19 05:54 13:11 17:03 20:11 21:51
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 03:37:24
Manisa'nın Fethi (1390) • TRT'nin Kuruluşu (1964)
121. Gün 18. Hafta 5. Ay FAZİLET TAKVİMİ
HZ. İBRAHİM ALEYHİSSELÂM

Nûh aleyhisselâmın oğlu Ham’ın neslinden Nümrud şimdiki Musul şehrinin bulunduğu yerlerde Bâbil hükümetini kurmuştu. Bâbil ülkesine Geldânistan denildiği gibi hükümdarlarına da Nümrud denilir. Bâbil ahâlisi Sâbiî idi; bunlar güneşe, aya, yıldızlara, putlara, hükümdarlarına tapmakta idiler. Allâhü Teâlâ Hazretleri Nümrud zamanında Bâbil ahâlisine İbrahim aleyhisselâmı peygamber gönderdi ve ona on sahîfelik bir kitap verdi. Hz. İbrahim, ulül'azm denilen beş büyük peygamberlerdendir.

Hz. İbrahim (a.s.), Bâbil ahâlisini Hak dinine davet etti, doğan, ölen, sönüp giden şeylerin tapılmaya lâyık olmadığını kendilerine söyledi; fakat, bunlar aldırmadılar. Bir yortu günü halk şehir hâricine çıkmışlardı. Hz. İbrahim (a.s.) puthânedeki birtakım putları kırdı, elindeki baltayı da büyük putun boynuna astı. Halk dönünce bunu Hz. İbrahim'in yaptığına hükmettiler. Hz. İbrahim de “Eğer söyleyebilirse sorunuz bakalım, belki bunu bu büyük put yapmıştır?!” dedi,

“Hiç cansız bir put böyle birşey yapabilir mi?” dediler. Hz. İbrahim de “Madem ki bunlar cansız, ellerinden birşey gelmez şeylerdir, artık ne için bunlara tapıyorsunuz?” dedi.

Bunun üzerine hepsi de biraz sustular. Yazık ki, sapıklıklarında ısrar ettiler, Hz. İbrahim’i yaktıkları büyük bir ateş içine attılar. Fakat, ateş, Allâhü Teâlâ’nın emriyle bir gülistan kesildi, o mübarek zâtı yakmadı. Bu mucizeyi görenlerden bazıları iman ettiler. Hz. İbrahim de mü’minleri ve çoluk çocuğunu alarak Şam diyarına hicret etti. Bir aralık kıtlık olunca Mısır’a gitti, sonra da dönüp Ken’an ilinde, yani Kudüs havâlisinde ikâmet buyurdu.

Hz. İbrahim (a.s.) Bâbil'de doğmuş ve yüz yetmiş beş veya iki yüz sene yaşamıştır. Kudüs-i Şerif'in Halîlu’r-Rahmân kasabasında bir mağara içinde refikası Hz. Sâre ile beraber medfundur.

Hz. İbrahim Halîlullah’dır yani Allâh'ın dostudur ve kendisine bütün milletler hürmet eder. Son derece müsâfir-perver idi. Minberde hutbe okumak, misvak kullanmak, sünnet olmak, tırnak kesmek İbrahim aleyhisselam'ın sünnetlerindendir.

Kâbe-i Muazzama’yı oğlu İsmail aleyhisselâm ile beraber bina etmişlerdir.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
ncak mü’min ile arkadaş ol, yemeğini de ancak takvâ sahibi yesin.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)
---
02
Mayıs Perşembe 2013
Hicrî: 22 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 19 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
03:57 04:17 05:53 13:11 17:03 20:12 21:53
İkindi Vaktine Kalan Zaman: 01:27:37
122. Gün 18. Hafta 5. Ay FAZİLET TAKVİMİ
BEŞ KİŞİYLE ARKADAŞ OLMA!

Muhammed Bâkır Hazretleri buyurdular:

Babam İmam Zeynelâbidîn Hazretleri bana:

“Beş sınıf insanla arkadaş olma, onlarla konuşma, onlara yoldaş olma.” diye nasihatte bulundu.

Babacığım, canım sana feda olsun! Bu beş sınıf insan kimdir? diye sordum. Buyurdular ki:

“Fâsık (Allâhü Teâlâ’nın emirlerine uymayan) kimse ile arkadaş olma, çünkü o seni bir lokma yemeğe, belki de bundan daha az bir menfaate satar.” Daha azı nedir diye sordum. “Daha azı, elde etmek için hırslı olup da elde edemediği şeydir.” Babacığım ikincisi kimdir?

“Cimri ile arkadaş olma! Çünkü o, çok muhtaç olduğun bir zamanda, malını korumak için seninle alakasını keser.” Üçüncüsü kimdir, babacığım?

“Yalancı ile arkadaş olma! Çünkü o, serap gibidir; yakın olanı sana uzak gösterir, uzak olanı yakın gösterir.” Dördüncüsü kimdir, babacığım?

“Ahmak kimse ile arkadaş olma! Çünkü o, sana faydalı olmak isterken zarar verir.” Babacığım, beşincisi kimdir?

“Sıla-i rahmi terk eden, yakın akrabalarıyla münasebetini kesen kimse ile arkadaş olma! Çünkü Kur'ân-ı Kerîm’de tam üç yerde böyle kimsenin mel'ûn olduğunu gördüm.”

BİLMECE:

Bilmece: Girdi girecek, girdi giremeyecek, girmedi girecek, girmedi giremeyecek?

Cevap: Hz. Âdem cennete girdi, âhirette yine girecek,

Şeytan önce Cennet’e girdi fakat âhirette giremeyecek,

Mü’minler evvelce Cennet’e giremediler fakat girecekler,

Allâh’ı, Peygamberlerini, kitaplarını ve Âhiret gününü inkâr edenler Cennet’e girmediler, âhirette yine giremeyecekler.[S.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Ashâbıma hürmet ediniz. Zîrâ onlar sizin en hayırlılarınızdır.” (Hadîs-i Şerîf, Musannef-i Abdurrezzâk)
---
03
Mayıs Cuma 2013
Hicrî: 23 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 20 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
03:55 04:15 05:51 13:11 17:04 20:13 21:54
İkindi Vaktine Kalan Zaman: 02:15:36
Fatih Sultan Mehmed Han'ın Vefatı (1481)
123. Gün 18. Hafta 5. Ay FAZİLET TAKVİMİ
RESÛL-İ EKREM’İN HÂRİKULÂDE CÖMERTLİĞİ

Hâtemü’l-Enbiyâ Efendimiz (s.a.v.) son derece kerîm ve cömert idi. Hiçbir isteyene “Yok!” demezdi. Eğer yanlarında verilecek bir şey bulunmazsa ya ashabından ödünç alarak verir veyahut “Yarın gel!” gibi bir şey derdi.

Safvan bin Ümeyye Huneyn Harbi’nde ganîmet mallarından bir vadide toplanmış olan yüz deveyi görüp “Ne güzel develer!.” deyince Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) “Öyle ise onlar senin olsunlar” deyip bu yüz deveyi Safvan'a bağışlamıştı. Safvan bu lütfu görünce:

“Bu kadar cömertlik ve kerem ancak peygamberlerde bulunur.” diyerek hemen müslüman olmuştur. Hâlbuki kendisine müslüman olması için evvelce dört ay mühlet verilmişti.

ÖLÜ HAKKINDA HAYIR SÖYLEMEK

Tâbi’înden Ebû'l-Esved Düelî (r.a.) Hazretleri şöyle diyor:

Hz. Ömer’in hılâfeti devrinde Medîne’ye gittim. O sene bir hastalık çıkıp pek çok zât vefât etmiş idi.

Hz. Ömer’in yanında oturduğumuz sırada yine bir cenâze geçirdiler. Oradakiler ölünün hayırlı işlerine dair güzel şeyler söylediler. Hz. Ömer “vacib oldu” dedi.

Sonra bir başka cenaze geçerken onun kötülüklerini söylediler. Hz. Ömer yine “vacib oldu” dedi.

“Ey Mü'minlerin emîri, vâcib olan nedir” dedim.

“Ben, Resûlullâh Efendimizin söylediğini söyledim. Buyurdular ki:

“Hangi Müslüman hakkında dört kişi hayır ile şâhidlik ederse Allâh onu cennete koyar.”

Biz “üç kişi de olsa” dedik, “üç kişi de olsa” buyurdu.

Biz “iki kişi şâhidlik etse” dedik, “iki de olsa” buyurdu.

Biz de artık bir kişiden sormadık.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
Kim Allâhü Teâlâ’nın kitabından bir âyet dinlerse onun için kat kat sevab yazılır. Kim de onu okursa kıyâmet günü onun için nûr olur.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
---
04
Mayıs Cumartesi 2013
Hicrî: 24 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 21 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
03:53 04:13 05:50 13:11 17:04 20:15 21:56
Halid bin Zeyd Ebu Eyyubi'l-Ensari Radıyallahü Anh'ın Vefatı (672) • Sultan Çelebi Mehmed'in Vefatı (1421)
124. Gün 18. Hafta 5. Ay FAZİLET TAKVİMİ
HUDEYBİYE MUSÂLAHASI

Hicret-i nebeviyyenin altıncı senesi idi (M. 628). Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Beytullâh’ı ziyaret için Zilkade ayının başında bin beş yüz kadar ashâb-ı kirâmıyla Medîne-i Münevvere’den çıktı. Mekke-i Mükerreme tarafına yöneldi. Mübarek maksatları savaş olmadığı için ashâb-ı kiram yalnız birer kılıç kuşanmışlardı.

Mekke-i Mükerreme’deki gayr-i müslimler, bunu haber alınca bir ordu hâlinde Mekke-i Mükerreme dışına çıkıp Hudeybiye denilen mevkii tutmuşlar, Resûl-i Ekrem’in Mekke-i Mükerreme’ye girmesine mâni olmaya karar vermişlerdi. Resûl-i Ekrem Efendimiz, (s.a.v.) kendilerine Hz. Osman’ı gönderdi, yüksek maksatlarını bildirdi; fakat, onlar yine razı olmadılar.

Mes’ûd-i Sakafî'nin oğlu Urve yolda Resûl-i Zî-şân Efendimiz’e uğramış, ashâb-ı kiram’ın hareketlerine dikkat etmişti. Urve, Mekkelilerin yanlarına gidince “Ey cemâat! Ben Kayser, Kisrâ ve Necâşî’nin dîvanlarında bulundum, birçok hükümdarlarla görüştüm. Vallahi ben Muhammed sallallâhu aleyhi vesellemin hakkında ashabının yaptığı hürmet ve itaatin mislini hiçbirinde görmedim. Bunlar öyle kolay kolay dağıtılacak bir cemiyet değil!” diyerek kendilerini uzlaşmaya teşvik etti. Mekkeliler Arab’ın fasîhlerinden Amr oğlu Süheyl’i Peygamber Efendimiz’e gönderdiler, nihayet on sene müddetle sulhe karar verildi ki buna Hudeybiye musâlahası denir.

Hudeybiye musâlahası esnasında Hz. Osman’ın Mekke-i Mükerreme’de şehid edilmiş olduğu şâyiası işitilince bütün ashâb-ı kiram toplandı, bir ağacın altında, ölünceye kadar mukavemet gösterip savaştan kaçınmayacaklarına dair Resûl-i Zîşân Hazretleri'ne söz verdiler. Buna Bî’atü'r-Rıdvan denilmiştir. Bu bî’ati yapan ashâb-ı kiramdan Allâhü Teâlâ Hazretleri razı olduğunu Fetih Sûresi’nin, 18. âyeti ile haber vermiştir.

Bu bîatten korkan Mekkeliler sulha razı oldular. Sulhdan sonra Mekke'nin fethini ve bütün fetihleri müjdeleyen Fetih Sûresi nazil oldu.
 
Üst Alt